Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
562
 

Antiantibağnazlıkçılık...

Antiantibağnazlıkçılık...
 

İç Savaş(Alıntı)


Birçok siyasi ve dini kavram anlamını yitirdi. Kılla, otla, çöple uğraşıp insanların en ufak açığını yakalamaya çabalamaktan, bir şeylerin anti- bölümünde yer alındı. Eleştiriler, düşünceler devam etti, antianti- düşünceli insanlar çıktı ama bu gruptaki insanlar ilk baştaki doğal oluşumdan uzak ve onun temelini yıkacak şekilde hareket etmektedirler. 

"Cemaat ve Atatürkçülük" çok tartışıldı. Aslında kendi içlerinde bütünleşmeye çalıştılar, birlik olmaya çalıştılar ama olamadılar. Çünkü birbirlerinin gerek zihinsel gerek fiziksel özelliklerine saygı göstermediler, en ağır eleştiriler yapıldı. Peki, bu insanın onurunu hiç zedelemedi mi diye düşünür insan... Tabii ki zedelendi, psikolojik olarak yıkılma dönemeçlerine girdiler ve ayakta durabilmek için başkalarına hakaret yağdırdılar günümüz siyasetinde olduğu gibi... 

Şu an siyaset çok iğrenç bir hal aldı, küfürler, kavgalar.. Sevmiyorum ben bunları, yöneticiler örnek olacak ki toplum da öyle olsun. Nedir bu yani, biz de mi pata küte girelim birbirimize, ulan kim yönetecek o zaman ülkeyi ya da biz neden yaşıyoruz. Heyyy yöneticiler, bir toparlanın be. Bilirim az buçuk yönetici olmanın zorluğunu ama bunu siz istediniz, beceremeyeceksen bırakacaksın arkadaş. Yönetici dediğin istifini bozmaz. Hakaret ediliyorsa, bunun kökenine inilir. Yönetici dediğin çoğunluğun isteği ile birlikte, azınlığı da memnun etmektir. İki grup arasında ortak bağlar kuracaksın ki, ülke kopmayacak. Yok sen, çoğunluğun dediğini yaparım, azınlık zaten azınlık; dersen bu vicdansızlık olur. Bunu DİN'le bağdaştıramazsın. 

Zaten olay, Cemaat ve Atatürkçü lükten çıktı. Bu gruplara karşı olanlar var, sonra o gruba karşı olan başka bir grup var. Peki düşündünüz mü hiç, Edebiyatımız neden bu kadar duygusal, kahramanlık ve zenginlik içeriyor?.. Terimlere dikkat ederseniz, ütopya düşüncemizin hep var olduğunu görürsünüz. Bu sebeple ben edebiyatımızla övünürken çekinceler duyuyorum. Evet, güzel ama ne yapmışız ki? Sürekli şüphe duyduğumuz bir tarihimiz, üretimsiz bir ekonomimiz, sürekli zevk-i sefa sürme düşüncesinde bir toplumumuz var. Ben bu sözleri söylerken eminim ki birileri "lan salağa bak, dünyaya niye geldik oğlum; bunun için tabi" diyordur. 

Örgütleniliyor, nasıl mı? Bir iç savaş çıkacak kadar örgütleniyor. Bir ülke bu kadar "anti" grup olursa, sonu iç savaştır. Mısır gibi olmamız içten değil, ders çıkarmak lazım tabi derse hiç girmeyenler anlamaz. 

Ben kendimi azınlık içinde görüyorum ama bu benim istediklerimin yerine getirilmediği anlamına gelmez ama hepsinin de yapıldığı anlamına gelmiyor. Bazen yetinmeyi bilmek de gerekiyor sanırım... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 123
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 3012
Kayıt tarihi
: 10.04.09
 
 

Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi'nden mezun... Tıp Fakültesi'nden her şey çıkar, arada doktor ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster