Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '14

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
485
 

Antidepresanlar ve yaşam...

Antidepresanlar ve yaşam...
 

Evet... depresyon, Anksiyete(kaygı, endişe) bozukluğu, panik ! atak....  Ne kadar çok duyuyoruz artık bu problemleri son zamanlarda...

Çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biri de malesef psikolojik-psikiyatrik rahatsızlıklar malesef. Birçoğumuz etrafımıza baktığımızda gerek akrabalarımızdan gerek arkdaşlarımızdan görüyoruz ki bu ilaçları şeker gibi tüketiyoruz. Sağlık Bakanlığı verilerine göre de antidepresan ilaç tüketimi son5 yılda % 50 den fazla oranda arttı. Özellikle psikiyatri hekimlerimizin bir kısmı hastayı doğru düzgün dinlemeden, işin kolayına kaçarak hemen ilaç yazabiliyorlar, oysa ki ağır depresif durumlar ve vakalar haricinde çoğu hastalar sadece yaşam tarzı değişikliği ile bile ilaç kullanmadan bu durumu atlatabilmekteler. Bu noktada hastalarımızın da önemli bir kısmı çaba sarfetmeden kolayca iyileşme (iyi hissetme) arayışında oldukları için bu ilaçların kullanımı hızla artıyor. Halbuki bu ilaçlar çoğunlukla serotonin geri alımı inhibisyonu bunun yanında noradrenalin geri alım inhibisyonu yoluyla hastalarda iyi hissetme, umursamama gibi geçici bi iyileşme sağlıyor ama hastanın hayata bakıç Açısını değiştirmiyor, yanlış olan bazı alışkınlıklarını düzeltmiyor, yaşam tarzına müdahale etmiyor!. Elbette beynin bazı bozukluklarından kaynaklanan nedenlerle rahatsız olanlarda ve durumu günlük işlerini yürütemeyecek kadar ağır olanlarda ilaç tedavisi şart, ama hafif depresyon, panik atak gibi durumlarda çoğu kimse bir süre psikoterapi alsa, bazı egzersizler yapsa bu problemleri kolaylıkla halledebilirler. Mesela herşeyden endişe duyan, panik yapıdaki bir insan bakış açısını düşünce tarzını değiştirmediği sürece ilaç tedavisini sonlandırdıktan bir süre sonra tekrar aynı problemleri yaşayabilir. Hatta birçok insan bu ilaçları bırakmak istemiyor ve ömür  boyu kullanmak zorunda kalabiliyorlar, ve birçok yan etkinin de mağduru oluyorlar malesef...

Diyeceğim o ki... her promlemde ilaca başvurmayalım, bazen kendi kendimize çaba göstererek, destek alarak nerede yanlış yaptığımızı, düşündüğümüzü tespit ederek-ettirerek çözüm bulalım, ilaçların esiri olmayalım... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 264
Kayıt tarihi
: 27.02.14
 
 

İstanbul Üni.Eczacılık Fak. 2008 mezunuyum. Devlet hastanesinde eczacı olarak çalışıyorum. Şu and..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster