Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '18

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
757
 

Antik Çağ’da Kemik Aletler ve Günümüze Yansımaları

Antik Çağ’da Kemik Aletler ve Günümüze Yansımaları
 

Bir grup kemik alet, oyun ve inanışa dair görsel


Arkeolojik kazılarda, buluntu türlerini genel olarak; metal, seramik, taş, mermer, cam ve kemik malzemeler oluşturmaktadır. Hatta kazılardaki çalışma birimlerinin iki temel buluntu toplama grubu vardır: seramik ve kemik. Bu gruplar, kazıların ölçeklerine ve sistemlerine göre, seramik ve kemik kovası ya da kasası şeklinde adlandırılır. Kemik kovalarında işlenmemiş kemikler toplanır, biyologlar ve antropologlar bu konuda gerekli incelemeleri yapar. İşlenmiş kemikler ise küçük buluntu adı altında toplanarak etütlük ve envanterlik olmak üzere ayrıca değerlendirilir. Envanterlik olanlar da çoğu zaman, kazının bağlı bulunduğu idari merkezin arkeoloji müzesinin kemik eserler bölümünde yerini alır.

İnsanlık tarihi boyunca olduğu gibi bu gün de kemik bir alet ya da süs eşyası, diğer nesnelerden yapılmış olanlarına nispeten daha dikkat çekicidir. Kemik işçiliği hem sanatkârlık hem de zanaatkârlık gerektiren bir uğraşı alanıdır. Estetik ve el işçiliği ustalığı, kemik bir eserde en dikkat çekici noktadır. Fildişi gibi kemiğin bazı türleri ise, dünyadaki kıymetli mücevherlerle boy ölçüşebilecek değere sahiptir.

Kemikten bir alet ya da süs eşyası yapılması söz konusu olduğunda, hayvan kemiklerinin yapılacak nesnenin işlevine göre şekillendirildiği gözlenmektedir. Genelde yüzeyi dar olan kısımlar ve yongalar; delici, boynuz ya da büyükbaş hayvana ait büyük kol kemikleri; alet sapı, içi tamamıyla boşalabilen kemikler; çalgı, sap vb. aşık kemikleri ise süs eşyası ve aksesuar olarak şekillendirilmiştir. Bu noktada hayvan kemiklerinin; diş, boynuz, uzun kol – bacak, aşık kemiği gibi pek çok kısmı kullanım görmüştür. Taş ya da seramik malzemelere oranla dar bir yüzeyi olan kemik malzeme doğada bulunan birçok nesneye göre daha dayanıklı ve profil veren bir yapıya, özenli işlendiğinde estetik görünümlü bir yüzeye sahiptir. Bu nedenle, insanlığın hemen hemen her döneminde, ham maddesi kemik olan birçok eşyaya rastlanılmaktadır. Prehistorik Dönemlerden itibaren kemik bız (delici ya da iğne), alet sapı, deri işleme aleti, çekiç, kalem gibi birçok alet insanoğlunun alet çantasındaki yerini almıştır.

Bu yazımız, aşağıda anlatıldığı üzere, Antik Çağ’da kullanım görmüş, bir kısmı günümüzde de kullanılmakta olan kemik alet ve diğer kemik eşyaların kısa bir değerlendirmesi niteliğindedir.

Alet Sapı: Yapımında çoğunlukla boynuz (koyun, keçi ya da geyik boynuzu) kullanılır. Alet saplarının süslemesinde de kemik kaplama ve kabza olarak kemikten yararlanılmaktadır. Söz konusu saplar, zamanın koşullarına göre delici, kesici ya da kazıyıcı bir aletin sapı olabilmektedir.

Amulet/Muska: İnsanoğlunun, büyü – sihir gibi mistik durumlara ilgisi zaman zaman kemik nesneler üzerinde izlenebilmektedir. Koyun ve keçiye ait aşık kemiği, aşık kemiğine benzeyen önkol kemik bitim noktaları, kısmı düzeltmelerle amulet yapımında kullanılmıştır. Burada tanımlayıcı ana unsur, nesnelerin üzerindeki birkaç milimetre çapındaki boyuna takmaya yarayan ip delikleridir.

Astragal/Aşık Kemiği: Koyun ya da keçinin aşık kemiğinin bazen iki ya da tek yüzünün düzleştirilerek, bazen de ortasının delinerek, söz konusu deliğin içinin doldurulmasıyla elde edilen oyun pullarının genel adına aşık kemiği denilmektedir. Bilgisayar çağı çocuklarından birkaç nesil öncesine kadar, aşık kemikleri ile oynanan aşık oyununa Anadolu sokaklarında rastlamak mümkündür. Bugün ise bu oyun, zaman zaman halkbilimin, zaman zaman da arkeolojinin konusu olabilmektedir. Ayrıca aşık kemiklerinin kehanetin bir unsuru olduğunu, bu kemik yardımı ile antik çağda kehanette bulunulduğunu söylemek mümkündür.

Bız (Delici): Deri, kumaş ya da benzeri bir nesneyi giysi ya da çadır gibi zamanının günlük kullanımına yönelik parçalı bir ürünü birleştirmek ve dikmek için, işlenecek bu malzeme üzerinde delik açarak dikiş işlemi için hazır hale getiren alete bız denilmektedir. Hayvanları diş (özellikle domuz), uzun bacak – kol kemiği, karın kemikleri gibi uzunlamasına satıh veren, uzun ve ince olarak işlemeye elverişli kemik kısımlarından oluşur. Bazen ahşap vb. bir sapa geçirilerek, bazen de kemik bütünlüğünün bir uçtan diğer uca doğru inceldiği şekliyle yapılmış olanları mevcuttur.

Deri İşleme Aleti: Hayvan derilerinin (olasılıkla koyun, keçi) kullanılabilir hale gelmesi için derideki kıl, et kalıntısı, lif ve yağ parçacıklarından temizlenmesi gerekmektedir. Bu noktada, kazılar yoluyla bugünkü modern deri tabaklama işleminin erken örnekleri ile karşılaşılmaktadır. Bu işlemi gerçekleştirmek için, özellikle Şarhöyük Hitit Krallık Dönemi ve çağdaş Hitit merkezlerinden takip edilebilen deri tabaklama aletleri ile karşılaşılmaktadır. Bu aletler genellikle kızıl geyik boynuzundan yapılmaktadır. Kızıl geyik boynuzu yapısı itibariyle bir geniş satıhlı ve düzgün alt ve tutamaklı bir üst kısımdan oluşmaktadır. Bu haliyle deri tabaklama aleti yapımında kemiğin bu türü tercih edilmiştir.

Tıp AletiDayanıklılığı ve kolay dezenfekte edilebilirliği ile kemik, tıp aleti olarak da kullanılmıştır. Günümüz tıp teknolojisindeki ebonit çubuğun ilk örnekleri kemik tıp aletleri olabilir.

Sporcu Aleti/Strigilis: Vücut temizliğinde de kemik aletlerden yararlanılmıştır. Perdahlı haliyle nispeten şeffaf ve hassas bir hal alan kemik yüzeyi, vücut temizliğinde kullanılan vücut yağı vb. unsurları zarar vermeden, rahatlıkla sıyırarak temizleyebildiği için, tercih edilmiş olmalıdır.

Altın Tartacağı: Yapı itibariyle hafif olan kemik, darası kolay alınabildiği için altın gibi değerli ürünlerin tartılmasında kullanılmıştır

Makara: Bu aletler kemik malzemenin kesilmesi ve düzeltilmesi işleminden geçirilerek elde edilmiştir. Kemik makara aletleri, deriden inceltilerek ya da yünden eğirilerek elde edilmiş iplerin karışıklığını önlemek ya da bir makara siteminde denge unsuru oluşturarak sistemin işlerliğini sağlamak amacıyla yapılmıştır.

Tıpa: Kemik, dayanıklı ve kolay işlenebilen oval yapısıyla, nispeten dar ağızlı kapların içerisindeki katı ya da sıvı maddenin korunması amacıyla tıpa olarak da kullanım görmüştür.

Çalgı/ Çalgı Aksamı: Muhtelif hayvanların, doğada ahşap vb. malzemeye göre daha kullanışlı ve dayanıklı olan, çoğunlukla uzun kol bacak kemiğinin içinin boşaltılıp yüzeyinde birkaç milimetre çapında delikler açılmasıyla kemikten çalgı elde edilmiştir. Frig flütünün de arkeolojideki popülaritesi buradan gelmektedir. Bu noktada kemik, ahşap gibi diğer malzemelere nispeten, daha kaliteli ses üretmeye imkân sağlamaktadır. Bu haliyle çalgı ya da çalgı aksamı olarak ilgi görmüş olmalıdır. Muhtelif kemik malzeme, çok parçalı müzik aletlerinin aksamı olarak da kullanılmış olmalıdır.

Mobilya Aksamı: Nispeten sathı geniş, üzerinde bezeme imkânı veren, insanoğlunun estetik kaygısına yönelik süslü eserlerdir. Çoğunlukla üzerlerinde içi noktalı spiral bezemeler, birtakım işlemeler görmek mümkündür. Mobilyaların bitim noktalarına süsleme amaçlı aplike edilmiştir.

Tarak: Saçlarını tarama ya da saç bakımı insanlık tarihi kadar eski olmalıdır. Bu sağlık ve estetiğin getirdiği bir alışkanlıktır. Kadınlar bu noktada, erkeklerden belki bir adım daha önde olabilir. Kazılarda ele geçen kemikten taraklar dönem insanlarının kişisel bakımında tarak kullanıldığını göstermektedir. Tarak yapımında kullanılan kemik; enli, uzun şekilde kesilip, muntazam biçimde dişlendirilmiştir. Nispeten uzun, perçemli saç buklelerini şekillendirmesi kolay olması amaçlandığından, tarak dişlerinin uzunluğu yer yer birkaç santimetre uzunluğundadır. Hatta, günümüzde de örnekleri olabildiği üzere, ince ve kalın dişli olmak üzere değişik formlar oluşturulmuştur.

Kaşık/Karıştırıcı: Bu grup malzeme, formu pek benzemese de yaklaşık işlevler gördüğü için aynı ad altında incelenmiştir. Katı – sıvı gıdaların homojen hale getirilmesinde, tüketilmesinde kemik kaşık ve karıştırıcılardan yararlanılmıştır. Kemiğin dayanıklı, temizlenebilirliği kolay ve bu tarz eşyaların yapımına uygun yapısı tercih sebebi olmuştur. Ülkemizin hemen hemen her müzesinde hem lükse hem de günlük kullanıma hitap etmesinden dolayı söz konusu eserlere rastlamak mümkündür.

Burada her ne kadar alet ya da süsleme gibi farklı amaçlarla kullanılmış olmasa da Lades kemiği ile Lades tutma geleneğinin varlığından da bahsetmek gerekir. Buna göre, kökeninin Etrüsklere kadar dayandığı bilinen Lades tutma aslında niyette bulunmanın farklı bir anlatımıdır. Etrüsklerden bilindiği kadarı ile kâhinler yere bir daire çizer ve yirmi parçaya bölünen daire çevresine Etrüsk harfleri eklenirdi. Çemberin içine darı bırakılır, darıları yemesi için bırakılan tavuk bu sırada harflere dokunurdu, yerinden oynatılan harflere bakan kâhin kehanette bulunurdu. Tavuk öldüğünde ise lades kemikleri çıkarılıp kurutulur ve kırılmadan niyet tutmakta kullanılırdı. Bu gelenek günümüze farklı şekilde yansımış, özellikle Anadolu kırsalında çocukların ve zaman zaman büyüklerin oyun ve eğlence aracı halini almış, nadiren de olsa, hala yaşatılan bir gelenektir.

Kemik eserler, genelde, kazılarda mezarlarda ölü hediyesi olarak, yerleşim yerlerinde günlük kullanıma ya da lükse dayalı buluntu grupları ile birlikte bulunabilmektedir.  Ahşap, taş ya da başkaca malzemeden birçok aletin kemikten yapılmış bir modeline de sıklıkla rastlanılmaktadır. Ancak yine de yapısal olarak kemik, işlenebilirlik açısından çok fazla imkân vermemesinden ve karşılaştırma imkânı sunmamasından dolayı, çok çarpıcı bir örnekle temsil edilmediği sürece tarihleme konusunda tekil olarak yeterli değildir. Kemik eser, bulunduğu konteksi ile birlikte daha anlamlı hale gelmektedir.

Çoğu kazıda rastlanan bir buluntu grubu olan bız ve her kazıda pek sık rastlanılmayan deri işleme aletleri, ağırşak ve örekeler diğer alet ve aksesuar amaçlı ürünler, işaret ettikleri günlük işler açısından, döneminin mutfak ve beslenme kültürü, giyim kuşam tarzı, estetik ve inanç anlayışı gibi, döneminin sosyokültürel dinamikleri ve yaşam biçimleri hakkında fikir vermektedir. Kısacası, işlenmiş kemikler döneminin günlük yaşamı ve sanat anlayışı hakkında önemli ipuçları içermektedir. Kemik malzemeden oluşturulmuş alet ya da aksesuar ürünler, günümüzde de devamlılığını sürdürmektedir. Şöyle ki, kemikten yapılmış bıçak vb. alet sapları, optik ürünler (gözlük sapı ve çerçevesi), mutfak malzemesi (çatal – bıçak takımı), süs eşyası (kolye ve saç tokası) gibi birçok ürüne bugün de rastlamaktayız.

Sonuç olarak, burada anlatılan aletlerin yanı sıra, döneminin günlük kullanımında mutlaka bir yeri olduğu fark edilebilen ancak, günümüz itibariyle anlamlandıramadığımız pek çok işlenmiş kemik alet bulunmaktadır. İşlenmiş kemikler, kazılarda önemli bir buluntu grubunu oluşturur. Seramik ve diğer grup eserler kadar yoğun incelenme imkânı henüz bulamamıştır. Kazılarda kemik aletlere ve işlenmiş diğer kemik buluntulara ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Bu doğrultuda, işlenmiş kemik çalışmaları ile ilgili yerli ve yabancı kaynaklar giderek çoğalmaktadır. Bu durum, bu konunun daha iyi anlaşılmasına ve değerlendirilmesine zemin hazırlayacaktır.

Ark. Mürsel OKCU/ murselokcu@yandex.com

SEÇİLMİŞ KAYNAKÇA

Efe, T. (1998). Çayönü Kemik Aletleri (Genel Bir Değerlendirme). (Ed. G. Arsebük vd.) Karatepe’deki Işık. Halet Çambel’e Sunulan Yazılar. Ege Yay., ss. 289-303.

Ersoy, A. (2017). Antik Dönemden Osmanlı Dönemine Smyrna/İzmir Kemik Objeleri. İstanbul: Ege Yayınları.

Karaca, E. (2009). Tios 2007-2012 Kazılarında Bulunan Kemik Eserler. (Ed. S. Atasoy-Ş. Yıldırım). Zonguldak’ta Bir Antik Kent: Tios. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayımı.

Okcu, M. (2014). Şarhöyük (Dorylaion) Hitit Dönemi Kemik Aletleri. (Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Arkeoloji Anabilim Dalı= Yayımlanmamış Y.L. Tezi) Kütahya.

Görsel Kaynaklar:

1- http://learning.royalbcmuseum.bc.ca/wp-content/uploads/2014/10/DeerCannonboneTools-1024x768.jpg

2- http://filing.pl/wp-content/uploads/2014/08/filing_images_0dcc509a6f75.jpg

3- https://s-media-cache ak0.pinimg.com/originals/48/81/e1/4881e13c4798e22ba1a327d426419fed.jpg

4- https://tr.pinterest.com/pin/23081016816713786/

https://tr.pinterest.com/pin/367324913331363309/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 404
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

1986 tarihinde Çorum/Bayat İleği Köyü'nde doğdum. İlkokulu İleği'de, ortaokul ve lise öğrenimimi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster