- Kategori
- Efsaneler
Aphrodite - (Afrodit, Venüs), Aşk ve güzellik Tanrıçası...

Aphrodite - (Afrodit, Venüs)
Afrodit
Afrodit, Zeus ve Dione'nin kızıdır. Denizin köpüğünden doğduğu söylenir. Güzellik, aşk, sevgi ve sevişme tanrıçasıdır.
Afroditveya Aphrodite Yunan mitolojisindeaşk ve güzellik tanrıçası.
Roma mitolojisindeki ismi Venüs'tür...
Afrodit'in doğumu üzerine iki efsane vardır. Homeros tanrıçanın Zeus ile Okenos kızı Dione'den doğduğunu söylerken, Hesiodos Theogonia’da bu tanrıçanın denizin köpüklü dalgalarından doğduğunu söyler.
Kronos, kral babası Uranos'u devirirken, bir orakla babasının cinsel organı keser.
Kesilen organ denize düşer ve oluşan köpüklerden Afrodit doğar.
Aphrodite altın sıfatıyla çoğu yerde karşımıza çıkar.
Tanrıça için çoğunlukla kulanılan sıfatlar işveli, cilveli ve gönül alıcıdır.
Sevgiyi, sevişmeyi simgeleyen tanrıça, çoğu yerde oğlu Eros ile görünmektedir.
Ancak ErosHesiodos’a göre oğlu değildir ve Afrodit'in alayına daha sonra katılmıştır.
Bunun yanı sıra tanrıçanın alayında güzelliği, zerafeti ve bereketi simgeleyen Kharitler, Horalarve Hymenaios yer almaktadır. (Alıntı)
Tüm Olimpos Tanrıları hatta ölümlüler bile ona âşıkmış. Çok sevgilisi varmış. Sadakatten ise hiç mi hiç nasibini almamış.
Kadınları anlamak ne mümkün! Hele bu kadın dünyanın en güzel kadını ise… Hele bu kadın bir tanrıça ise! Hele bu kadın güzelliğin timsali Afrodit ise!
Bakın bu kadar güzel ve emsalsiz kadın çok çirkin, üstelik topal biri ile evlenmiş. Kiminle mi? Demirci tanrısı Hephaistos’la… Vardır mutlaka bir bildiği
Bu kadın, bu güzel kadın bir ara da:
Savaş Tanrısı Ares’le evlenmiş ya da birlikteliği olmuş. Bu o kadar önemli değil. Önemli olanı ondan üç çocuğunun olmasıymış.
AresPhobos (bozgun),
Demikos (korku)
Harmonia (uyum)…
Afrodit’le ilgili anlatacak çok şey vardır.
Onun üç güzeller yarışmasını biliyor musunuz, bilmem. Orada bir hile vardır.
Tarihte yapılmış Homeros'un İlyada destanına göre M.Ö. 2. binde yapılmıştır. Bugün Kaz Dağları olarak bilinen İda Dağı'nda yapılmıştı.
Yarışmacılar Eris, Hera, Athena ve Afrodit idi.
Güzellerin her biri kendisini seçmesi için Paris'e önerilerde bulunmuşlar, sonuçta Paris elindeki elmayı Afrodit'e (venüs) vermiştir.
Yarışma sonrası Paris âşık olduğu Helen'i Afrodit yardımıyla kaçırır ve Troya savaşına neden olur.
Tarihteki ilk güzellik kraliçesi Afrodit olunca, o zaman 2500 yıldır kadın güzelliğinin sembolü de haliyle Afrodit olmuştur.
Afroditi tarihçiler şöyle tarif ediyorlar:
Kızıl saçlı, hafif etine dolgun, dolgun dudaklı, hokka burunlu güzel tabi çok güzel bir kadın…
Afrodit Aşk tanrıçasıymış ya! Aynı zamanda çiçekleri ve ağaçları baharda rengârenk donatırmış! Hoş üzerlerine aşk iksirleri dökermiş ama olsun… O üretken bir tanrıçaymış.
Afrodit, Hephaistos’la evlenmiş ya!
İkisi aşk ve sanatı temsil ediyorlarmış.
Afrodit için çok güzel şeyler olurmuş. Tabiat ona seslenirmiş. Rüzgârlar onun saçlarının arasında gezinirmiş. Çiçekler en güzel kokularını o yanlarından geçerken salgılarlarmış.
Deniz onu görünce coşarmış. Tabiattaki bu güzellikler ona şarkılar söylerlermiş.
Nasıl söyler demeyiniz. Biz efsanelerden söz ediyoruz. Biz mitolojiden söz ediyoruz. Ha siz ne kadar inanırsınız bilmiyorum.
Masal da anlatmaz mıyız. Farzedin size bu yazımda güzel bir masaldan, çok güzel bir masal kahramanı olan Afrodit’ten söz ediyorum…
Homeros’un İlyada’da anlattığına göre Truva (Troya) savaşının başlama nedeni Afrodit yüzünden olmuş.
Savaşda olur herşey de olur.
Gerçi bu savaş Paris yüzünden olmuş ama Afrodit içinde olabilirdi.
Şahane bir güzellik, görenlerin etkilendiği, büyülendiği bir kadın…
Bir başka güzel hikâye de şöyle onuda aktarayım sizlere, benim çok hoşuma gidiyor.
Efsaneye göre dalgaların köpüğünden doğmuştur. Bir ilk bahar sabahı, Kıbrıs adası kıyılarında kıpırtısız olan deniz birden bire köpüklü beyaz bir dalga ile hareketlendi. Bu dalga ile birlikte bir sedef kabuğu kıyıya vurdu. Sedefin kapağı açıldığında içinden güzeller güzeli Aphrodite çıkmıştı. Beraberinde aşk tanrısı olan oğlu Eros da vardı. Kumsalda yürüdükçe bastığı yerlerde renk - renk güzel kokulu çiçekler açıyordu.
Zaman tanrıçaları olan Horalar onları karşıladılar ve önce Aphrodite'ı güzelce yıkayıp vücudundaki tuzlu deniz suyunu temizlediler. Uzun saçlarını örüp başını altın bir taçla süslediler, üzerine tülden süslü elbiseler giydirip, boynuna kıvılcımlar saçan kolyeler taktılar. Daha sonra onu ve oğlunu alıp Olympos'a çıkardılar.
Olympos'taki tanrılar bu güzeli görünce hayranlıklarını gizleyemediler. O günden sonra Aphrodite güzellik ve aşk tanrıçası olarak Olympos'ta diğer tanrı ve tanrıçalarla birlikte yaşamaya başladı.
Aprodite güzelliğ ile sadece tanrıların değil insanlarında gönlünü fethetmişti. İnsanların kalplerine sevgi ve aşk tohumları serpiyor, onlara neşe ve sevinç veriyordu. Diğer yandan kimi zaman bu neşe ve sevinç aşk acısına da dönüşebiliyordu.
Güzel tanrıça gücünü sadece insanlar ve tanrılar üzerinde göstermezdi. O tüm tabiata söz geçirebilirdi. Tek bir tatlı bakışıyla kudurmuş dalgaları sakinleştirir, nefesi ile deli gibi esen rüzgârları dindirirdi.
Yeryüzünde her şeyi o diriltir, o canlandırırdı. Kurumuş çiçekleri tekrar canlandırır, dünyayı süsler, güzelleştirirdi.
Masal gibi değil mi?
İnşallah keyif alırsınız…
Nazan Şara Şatana
http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100002892442552
https://twitter.com/#!/nazansarasatana