Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
203
 

Apışık Hayatlar

Dünya bunu hep yapıyordu. Çarpıp, bölüp, topluyor ve sonra çıkarıyordu. Elde kalanlar uyanışa geçerse ayni değerle kalp atışlarına devam edip, susuyordu. 

    Hayal olan gerçeğe dönüşmüştü, artık. Bir sene geçmemişti ki açılmıştı, tüm zihinler. Sokak çeşmelerinden başlamıştık işe, bir bir yenilemiştik, üst düzeyde. Bırakmıştı herkes neydi ki o ped şişe? Su hayattı, satılamazdı, satılırsa savaştı. Nihayet anlamıştık, parttime hayatlarımızı. Bedenlerimize durmadan tıkıştırıp durduğumuz gereksiz her türlü beslenmeden vazgeçmiştik. Ot ve doğa ile bir kez bile tanışmamış, kendi kütlesi kadar bir alanda kısıtlı hareketlerle büyüyen hayvanlarını yemeyin diyen kamu spotları tv' leri inletiyordu. Bu hayvanların sütleri ne kadar faydalı olabilirdi ki? Poşetlere sığdırdığımız apışık hayatlarımız yoktu artık. Marketlerde gıda satışlarını durdurmayı başarmanın mutluluğu, apışık yüzlerimizde bir gülümseme oluvermişti. Neredeyse herkes  kendi psişik dünyasına hakimdi burada. 

   Poğaça alırken neyli istiyorsun diyen satıcıya " farketmez" diye cevap veren insanlar kalmamıştı. Pasta alırken yarım saat düşünüp, satıcıyı inim inim inletmiyordu, uzun tırnağına yandığım yağlı boya surat. Düşünmeyi öğrenip zamanını gerkesizliğe vermekten vazgeçtiğinde nasılda mutlu olmuştum. Sevgili hijyen teyze bile detarjan alırken sorguluyordu. Bir yıla varmaz tüm kadınlar, evlatlarının şehit olmamaları için verdikleri  ve kazandıkları mücadeleyi, şimdide doğa şehit olmasın diye verecekti. Üretici firmalar şehirlerin belli noktalarına detarjanmatik koyma konusunda ikna edileceklerdi. Böylelikle sadece bir kişinin  yılda doğaya fırlattığı 24 detarjan kutusu herbirşeye katma değer olarak dönecekti. Üstlerimiz kirlensede yüzlerimiz kirlenmeyecek,  gözlerimiz ahenkle dans edecekti. Bir yıl boyunca saçlarını boyamayan on kadın bir çocuğu okutabilecek ve böylelikle saçları kutsalsı bir renk sergileyecekti. Ve okumayan çocuk kalmayacak, okuyamayan çocuklar için göz kamaştıran sosyal sorumluluk dediğiniz  göz rimellerine hiç gerek kalmayacaktı. Pahalı kıyafetlerle yardım konserleri veren fosil bedenler çoktan unutulmuştu. 

    Apış arasında apışık kalanlar, beyinlerine apışmaya başlamıştı. Bu öyle bir apışmaydı ki...Artık kimse kimseye apışamayacaktı. Ben parfüm şirketlerine açtığım davaları ilk celselerde kazanmayı başarmıştım. Gülsem mi ağlasam mı, bilemedim o an ve kahkahaya boğdum tüm bedenimi. Banyoda su bedenime çarpınca oluşan orgamzsı duygu tüm dünyayı sarmıştı artık. 

    Gerkesiz teknolojiyi reddetmek ise tam bir devrim etkisi yaratmıştı, zihinlerimizde.  Bu sayede hükümetler Tanrı olmaktan vazgeçmişti. Her insan birer Tanrıydı ve Tanrılar kimseyi ağlatmazdı. Dış kutsallıklarla uğraşıp durduğumuz o zamanlardan bir gülümseme kalmıştı artık. Bir Hindu ineğe tapıyordu ve biz inek yiyorduk. Bir çinli her türlü hayvanı yediği için küçümsüyor, hayvan ayırımı yapıyorduk, tıpkı ırklar gibi. Oya bir Hindu' nun gözünde bizde zavallıydık ve her türlü zulmü hak ediyorduk.  Virüsler ortayı kasıp kavurmaya başladığında, gizlice sırıtan  ve heyacanlı heyacanlı haber sunan spikerden daha samimi olduklarını düşünmüştüm. Kesinlikle bu bir telkindi.  

    " Sevmelerin samimiyetsizliği bir iğrintiydi. Yüksek rakımlı vadide ki tipi gibi hissediyordum kendimi. Hayatın acımasız darbeleri bile, durmadan canım diyenlerden daha samimi"  Diye not düşmüşüm coronalı günlerde.......  Nihayet virüslerden korunmak için evlerine kapananların cahilliği kalmamıştı. EVLİ EVİNE EVSİZ ÖLÜME düşüncesi kaybolmuştu gezegenden. O günler bencilliğin dibine vurduğumuz zamanlardı. Yine sadece kendimizi düşünüyorduk. Sekiz milyar aşı sekiz milyar çöp demekti. Dişçiler öyle bir diş fırçası tasarlamıştı ki, bir yılda üç milyar diş fırçası çöp olmaktan kurtulmuştu. Ve daha neler neler...

   Ruhum dört nala koşarken özgürce, uyanmaya başlamıştım kulaklığımdan gelen telkin müziğiyle. Metallica " nothing else matters" derken uyanmak istemiyordum, bu tuhaf insansıların içine.....

  Kim olduğunuza daima inanın...Gerisini boşverin...Dünya bunu hep yaptı ve yapmaya devam edecek taki biz tam olana kadar.

  Nefrete bulaşmayanlara...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet ya, güzel bir deneme gerçekten, okunası.Eline yüreğine sağlık. Schopenhauer okuyorum sandım bir an için.

Kerim Korkut 
 28.03.2020 20:48
Cevap :
Teşekkür ediyorum   28.03.2020 22:44
 

Çoktandır yazmıyordum.Son Blog yazım sayesinde sizi tanıdım.Yazılarınıza şöyle bir baktım şaşırdım.Nadir gördüğüm bir yazı stiline sahip olduğunuzu fark ettim. Kıvrak,akıcı, değişik ve aydınlatıcı bir tarzınız var.Can-ı gönülden kutlarım.Çok iyi bir Roman yazarı olacağınıza inanıyorum.Tabii halen romanlarınız var mı yok mu bilmiyorum.Tekrar tebrikler.Selamlarımla.

yılmaz çetingöz 
 28.03.2020 20:40
Cevap :
Henüz hiç bir kitabım yok.Fakat yazdığım bir roman var, motivasyon için çok teşekkür ediyorum   28.03.2020 22:45
 

Güzel bir deneme Jale Hanım. Okumaya değer . Dilinize sağlık.

Abdülkadir Güler 
 26.03.2020 18:04
Cevap :
Teşekkür ediyorum Hocam..Bir iki yerde konu geçişlerinin hızını kontrolsüz yapmışım ama neyse hayatta kontrolsüz bu aralar ..Sevgiyle Kalın   26.03.2020 19:51
 

Ufak sarsıntılardan anlamayan bizlere dünyanın öbür ucundan gelen kocaman darbe, emeğine sağlık sevgili Jale, Korona günlerinde anlayabildiğim, güvenli günlere kaybettiğimiz değerlerin farkına varıp yaraları sarmadan kavuşamayacağız

Cemile Torun 
 24.03.2020 23:53
Cevap :
Kesinlikle öyle! Ben yeni bir dünya istiyorum fakat hem bugünkü hemde eskiye ait tüm değerler kaybolsun istiyorum..Uygulanan hiç bir sistemin bizim iyiliğimize olduğunu düşünmüyorum...Hamburg üniversitesinde yapılan ocak ve şubat ölümlerinde corona en az vakaya sahipken sigara, alkol trafik kazaları HIV den ölenler tavan yapmışken ve özellikle kanser vakaları iki ayda bir milyonu geçmişken kimsenin bu hastalıklara odaklanmayıp coronayı abartmaları çok ürkütücü..Ne kadar iki yüzlü ve çelişkilerle dolu bir dünya öyle değil mi? Eve kapatmayı başarabilen devletler neden sigara içinde ayni başarıyı göstermiyor dersin? Yada trafik kazalarını azaltmak? Yaşlılar keşke onları zamanında sevebilselerdi öyle değil mi? Kendinize iyi bakın sevgiyle kalın ve canınızı sıkmayın hayat devam ediyor ve edecek  25.03.2020 7:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 356
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 214
Kayıt tarihi
: 28.04.17
 
 

Lise mezunu bir öğrenme aşığı, fotoğraf hastası , yazma sevdalısı, sevgi yanlısı, bir dünya insan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster