Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
37056
 

APO idamdan nasıl kurtuldu?

APO idamdan nasıl kurtuldu?
 

APO yakalandıktan sonra


1997 yılında ise Refah Partisi-DYP koalisyonu döneminde AiHM’ne bireysel başvuru hakkının tanınması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11 nolu protokolünün 1997 yılında kabulüyle mümkün kılınmıştır.

1997 yılında kabul edilen bu protokolle AiHM’nin yargı yetkisi daimi olarak kabul edilmiştir. Bu protokol 20/06/1997 tarihli 23025 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.Ve bu protokolün altında o dönemde Devlet Bakanı A.Gül ile Maliye Bakanı A.Şener’in imzaları vardır.

Bu kabul olayından yaklaşık 1, 5 sene sonra APO Kenya’da ABD istihbaratı CIA tarafından yakalanarak Türk Özel Timine (asılmamak kaydıyla ) teslim edildi. Bu sırada bilindiği gibi DSP+ANAP+MHP (56’ıncı Hükümet) koalisyon hükümeti vardı.
15/Şubat/1999, Apo Türkiye’ye getirildi.

31/Mayıs/1999, Apo, Ankara 2 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılanmaya başlandı.

29/Haziran/1999, Apo’nun TCK’nin 125.maddesine göre ölüm cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

25/Kasım/1999, Yargıtay 9.Ceza Dairesi, Apo hakkında verilen idam cezasını oy birliği ile onadı.

Böylece Apo’nun idamına ilişkin iç hukuk süreci tamamlandı. Ancak Refah Partisi-DYP koalisyonu döneminde kabul edilen(1977 yılında )11 nolu protokole dayanarak Apo, 25/Kasım/1999'da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurdu ve dava sonuçlanana kadar infazın ertelenmesini istemiştir.

AIHM ise 30/Kasım/1999 tarihi itibari ile başvuruyu incelemeye aldığını ve mahkeme iç tüzüğünün 39'uncu maddesi gereğince aşağıda belirtilen ihtiyati tedbire karar vermiştir.

İnsan Hakları mahkemesi, sözleşme hükümlerine başvuranın şikayetinin kabul edilebilirliğini ve esasini etkin bir biçimde sonuçlandırana kadar, idam cezasının infaz edilmemesi için gerekli bütün adımları atılmasını ister.

Böylece Apo, bugün AKP’li olan Basbakan T.Erdogan’in yardımcılarının da imzasıyla 1977 yılında( Sadet Partisi DYP) kabul edilen protokole göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuş olmakta AİHM’de mahkemesi de AİHM'si yargılamasının sonuçlanmasına kadar infazı erteleyin kararı vermiştir.

Peki, bu karar üzerine 57.hükümet ne yapmıştır?

AİHM’nin bu kararı alması üzerine DSP-MHP-ANAP aşağıda yer alan tavrı benimsemiştir.

15.Ocak.2000 liderler zirvesi karar metni ise şöyledir.

Koalisyonu oluşturan DSP, MHP ve ANAP’in genel başkanları, o zaman başbakanlıkta yaptıkları toplantıda, AİHM’in A.Öcalan hakkındaki kesinleşmiş idam cezasının infazının bir süre ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararını ayrıntıları ile değerlendirmişlerdir.

Bilindiği gibi Türkiye’nin de yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM’nin Türk yargısınca verilmiş kararları değiştirmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir.
Anayasamızdan ve uluslararası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında dosya, gereği için ivedilikle TBMM’ye gönderilecektir.
Koalisyon Genel Başkanları (56 'ıncı Hükümet), hukuka saygı içinde aldıkları bu kararın, terör örgütü ve yandaşı çevrelerce milleti ve devleti ile Türkiye’nin yüksek menfaatleri aleyhine kullanılmak istendiğinin değerlendirilmesi halinde, erteleme süreci kesilerek infaz sürecine derhal geçilmesi hususunda görüş birliğine varmışlardır.

Bu karar su demektir:

1) İdam cezasının değişmesi mümkün değildir.

2) Süreç tamamlandığında dosya, idamın infazı için meclise gönderilecektir.

3) Bu karar terör örgütü tarafından Türkiye aleyhine kullanılırsa AİHM kararı beklenmeden infaz sürecine derhal geçilecektir.

Ve bu karar Apo’nun idamdan kurtulamayacağına dairdir.

MHP’nin hükümet ortağı olduğu dönemde terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına ölüm cezası verileceği hükmü kondu.

Buna ilişkin Anayasa değişikliği 03.Ekim.2001 tarih ve 4709 sayılı kanunla gerçekleştirildi.

Fakat idam cezasının AB önünde engel olduğunu söyleyerek kaldırılması ile ana dilde örgenim ve televizyon yayınını içeren uyum yasası hakkında 07.Haziran.2002 tarihinde Cumhurbaşkanının başkanlığında liderlerin katıldığı bir AB zirvesi toplanmıştır.

Bu zirve sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli düzenlediği basın toplantısında aynen şunları söylemiştir.

(07.Haziran.2002)

“Geldiğimiz bu noktada, 10 ila 12 yıl sürecek bir müzakere sürecinin başlatılması için bir tarih verilmesinin bile, Ulusal Programın çerçevesinin dışında kalan bazı konularda ilave adımlar şartına bağlandığı görülmektedir.

Ön şart olarak dayatılan bu talepler, idam cezasının bu safhada terör suçlarını da kapsayacak şekilde kaldırılması ve ana dilde eğitim-öğrenim ile TV. Yayını yapılmasına imkan verilmesidir. Bugün dayatılmak istenilen üç konu ile Kıbrıs konusunda karsımıza çıkartılan denklemi, MHP’nin bugünkü konjonktürde kabul etmesi hiçbir şart altında mümkün değildir”.

D.Bahçeli bunları söylerken 03.Ağustos.2002 tarihinde gazetelerde ilan yayınlatan Avrupa Hareketi-2002, ” kendilerine AB’ye üye olmak için her türlü çalışmayı yapacaklarını sözünü veren Genel Başkanların sözlerini kamuoyuna duyuruyordu”.

Bu genel başkanlar T.Erdoğan, B.Ecevit, İ.Cem, M.Yılmaz, T.Çiller ve R.Kutan’dı.
Apo’yu idamdan kurtaranlar, İdam cezasının kaldırılmasına kim “EVET” oyu verdi?

(TBMM tutanakları)

Akp parti grubu adına Bülent ARINÇ: “Ölüm cezasının kaldırılması konusu, geldiğimiz noktada, bir zaruret ifade etmektedir”. (01.Ağustos.2002)

Akp parti grubu adına Mehmet Ali Şahin: “Ölüm cezasının kaldırılmasını parti olarak, grup olarak biz de istiyoruz”. (01.Ağustos.2002)

Böylece 03.Ağustos.2002 tarihinde yapılan idam cezasının kaldırılması için yapılan oylamada 320 milletvekili “EVET” oyu verince 4771 numaralı kanunla
idam cezası kaldırılmıştır.

Evet diyen milletvekillerinin ve partilerinin tablosu şöyledir:

AKP : 41 Evet

ANAP : 76 Evet

DSP: 55 Evet

DYP : 65 Evet

SP: 22 Evet

YTP : 50 Evet

Bağımsızlar : 11 Evet.

Bu oylamadan sonra T.Erdoğan Akp Genel Başkanı olarak Hürriyet gazetesine verdiği demeçte:

“Bu çok büyük bir basarıdır".

"Ben, burada özellikle TBMM’yi takdir ediyorum, alkışlıyorum” demiştir.

Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere idam cezasının kaldırılmasına sadece MHP milletvekilleri “HAYIR” demiştir.

Kanunun tamamının oylanmasında da MHP milletvekillerinin dışında “HAYIR” diyen olmamıştır.

Ardından idam cezasının kaldırılmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 nolu protokolü AKP hükümeti tarafından imzalanmış ve 17/Eylül/2003 tarih, 25232 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.

Bundan sonra da 07.Mayıs.2004 tarihinde yani AKP hükümeti işbasında iken 5170 sayılı kanunla “TERÖR, SAVAŞ VE ÇOK YAKIN SAVAŞ SUÇLARINA IDAM CEZASI VERILMESI” hükmünü kaldırılmıştır.

Bu hüküm MHP’nin koalisyonda bulunduğu hükümet tarafından konulmuştu. Bu hükmünde AKP önderliğinde kaldırılması ile APO İmralıdaki köşkünden partisini ve çetesini can güvenliği yüzde yüz sağlanmış sırça köşkünden yönetir hale gelmiştir. Bilindiği gibi APO hakkındaki idam cezasının kaldırılması konusu siyasi malzeme konusu olmaktadır. Sayın Başbakan R.Tayip Erdoğan APO’nun idamının yapılmamasını MHP üzerine yıkmak istemiştir. Yukarıdaki delillerin ışığında değerlendirilince , acaba kim APO’nun idamını kaldırılmasına sebep olmuş olduğunu daha iyi anlamış oluruz diyorum.

ERDEM EMRAH NAMLI, Nur Yılmaz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olaylar birbirlerine karışmış gibi. Türkiye APO'yu yakalamadı, aksine sizinde yazdığınız gibi ABD CIA kanalıyla yakaladı ve asılmamak şartıyla Türkiye'ye teslim etti. Teslim anlaşması yapıldığında hükümette DSP-MHP-ANAP koalisyonu vardı. Bütün bu nedenlerle de Türkiye'nin ABD'den asılmamak şartıyla teslim aldığı APO'yu hiçbir şart ve koşul altında asması söz konusu bile değildir. Türkiye ya APO yu asılmamak şartıyla teslim almayacaktı ama aldıysa da asmayacaktır. Zaten bundan sonra da APO'nun asılması mümkün değildir. Burada abesle iştigal ediliyor. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 17.04.2014 15:25
 

Sevgili kardeşim, bu yazınız için sizi can-ı gönülden kutluyorum. Bu güne kadar bu yazınızı görüp de neden okumadığıma da üzüldüm. Kısmet bu güneymiş demekki. Ne yazık ki pek çok konuda olduğu gibi MHP bu konuda da kendini anlatamamaktadır. MHP'nin kendisini anlatmasına da zaten medya tarafından imkan verilmemektedir. İzninizle bu yazınız Facebook sayfamda da paylaşmak isterim. Selam ve saygılarımla.

S Zobu 
 05.09.2012 15:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 2725
Kayıt tarihi
: 31.01.09
 
 

Emekli uzman öğretmenim. Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü ve A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster