Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

İbrahim Yalçınkaya

http://blog.milliyet.com.tr/axbxcx

02 Aralık '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
3580
 

Apocalypto*: Zulmün kıyametinin koptuğu an…

Apocalypto*: Zulmün kıyametinin koptuğu an…
 

Senaryosunu (Farhad Safinia ile beraber) ve yönetmenliğini Mel Gibson’un üstlendiği film, Güney Amerika’da Maya İmparatorluğunun son dönemlerinde, Avrupalıların kıtaya ayak basmasından, Yerli halka medeniyetin getirilmesinden hemen önceki bir tarih sürecinde başlıyor. Köylerinde mutlu ve huzurlu bir yaşam süren, geçimlerini yaşadıkları ormanda avlanarak devam ettiren bir grup yerli Maya imparatorluğunun köle tacirleri ve askerleri tarafından saldırıya uğrarlar. Esir edilen yerli kadınlar pazarlarda satılmakta, erkeklerde sözde maya tanrılarına kurban edilmektedir. Ülkeyi etkisi altına almış olan salgın hastalıkların bu sayede önüne geçilebileceğine inanılmaktadır. Kahramanımız Jaguar Pençesi köyde bir kuyuda gizlediği eşini kurtarabilmek için yağmur başlamadan geri dönerek onları oradan kurtarması gerekmektedir. Ama bir şartla, önce oğlunu öldürdüğü komutanı ve adamlarını safdışı bırakmalıdır.

Kısaca konusunu özetlediğim film Mel Gibson’un dördüncü yönetmenlik denemesi. İlk filmi Yüzü Olmayan Adam (The Man Without Face) (1993)’den sonra çektiği, Cesur Yürek (Braveheart) (1995), Tutku: Hz. İsa’nın çilesi (The Passion of the Christ) (2004) ve Apokalipto (Apocalyto) (2006) oldukça kanlı filmler. Söz konusu filmde kanlı bir şekilde bir av sahnesi ile başlıyor ve tempoyu düşürmeden sonuna kadar da sürekli kan ve ölüm izliyorsunuz. Çöküş dönemindeki Maya imparatorluğunda filmde anlatıldığı şekilde gerçekten bu kadar çok ve yaygın kan dökülmüş müdür? bilmiyorum. Orman köyü saldıya uğruyor, esirler kurban ediliyor, güneş tutulması sonucu kendilerinden kurtulunması istenen esirler birer hayvan gibi savaşçıların önüne atılıyor, ormanda kovalama sahneleri.. Kan, kan, kan. Ama senaryo öyle ustaca yazılmış ki,enteresan bir biçimde rahatsız da olsanız devamında ne ile karşılacağınızı merak ediyorsunuz. Öyle ya, yönetmen size bir hikaye anlatıyor ve hikayenin nasıl bittiği önemlidir. Cesur Yürek ve Tutku’da kötü bitmişti. :) Film sonuna kadar birazda rahatsız edici bir tarzda sürekli kan ve ölüm sergiliyor. Hikayede en ufak bir kopukluk olmadan, üstelik o zaman konuşulan maya dilinde başlıyor ve bitiyor. Ben filmin bu özelliğini çok başarılı buldum. Filme bir özgünlük kazandırdığını düşünüyorum. Düşünsenize Maya yerlileri ingilizce konuşuyorlar.. Yönetmen bunu Tutku: Hz. İsa’nın Çilesi filminde de başarıyla gerçekleştirmişti. Filmin çekildiği doğal ortam, yerlilerin doğal şartları, giyim kuşamları harika bir şekilde aktarılmış.

Oyunculuk açısından ise, yine olumlu not vermek zorundayız, bence. Çünkü tümüyle deneyimsiz oyunculardan hatta çocuklardan oluşan bir topluluğa görevlerini öyle bir anlatmış olmalı ki, hiçbir yerde sırıtmıyorlar. Adeta doğal ortamlarına bir pencere açmışız da oradan doğal halleriyle abartısız yaşantılarıyla izliyoruz. Yerliler yerli gibi, çocuklar çocuk gibi, başrol oyuncuları da başrol oyuncusu gibi hakkını vermişler. Bir de başroldeki çocuk Barcelonalı futbolcu Ronaldinho’ya çok benziyor. Tabi, Ronaldinho daha dişlek. :)
Konu olarak, siyasi ve dinsel yorumlara girmek istemiyorum. Seyirlik olarak güzel bir iş çıkarmış, yönetmen. Bize de izlemek, anlamaya çalışmak, üzerinde biraz düşünmek kalıyor. Ben izledim, sinema sanatı açısından anlamaya çalıştım ve zevk aldım. Sizi bilmem… Verdiği mesajlar açısından da yorumlarım var tabi, ama sinemanın dışında bir alana kaymamak için onlara hiç girmiyorum.

*Apocalypto: “Kıyamet”, “Başlangıç”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Birbirinizi yemeyin, naha orada asıl düşman geliyor ve sizi yok edecek. Etti de...

Reha Ülkü 
 07.12.2007 11:05
Cevap :
Aslına bakarsanız mesajınız tartışmaya açık. Ama burası tartışılacak yer değil. Yorumunuz için teşekkürler...  07.12.2007 11:29
 

ben de bayılmıştım bu filme. Paylaşımınız için teşekkürler. Saygılar,

septes 
 04.12.2007 9:41
Cevap :
Yorumlarınız için teşekkür ederim, güzel şeyler duymak beni heyecanlandırıyor..  04.12.2007 14:35
 

İsanın çilesi filminden sonra.Yahudi sektörlü filmcilerden tarafından büyük amborgo ugulanmıştı.Hatta Alkol kullanmaya başladığını söylüyorlardı.Yani bukadar engellemeler ve tartışmalara rağmen çok güzel bir film.Hele filmin başındaki söz. "Milletler kendi içerisinden parçalanmadıkça,fethedilemez"1982 Türkiyesini ve bugün Türk Kürt ayrımı ile parçalamaya çalışıyorlar.Bu söz bizi anlatıyor.Birde son sahnede İspanyollar gemi ile geliyorlar.Tabi rahiplerde yanlarında.Jaguaar pençesinin sözüne dikkat,Karısı ona bunlar ne yapıyorlar.Jaguar pençeside İnsan taşıyorlar diyor.Yani Mayalı yerli halk Bunu 500 evvelinden söylüyor.Bizim köşe yazarları ermeni soykırımına karşı bunları yazamıyorlar.Hepsi Amerikan Uşağı olmuş.Mel gibsonla tanışmak İstiyorum.Titus ile ilgili çok güzel senaryom var.Titus 2.harfi İ son harfi S birşleştir.İ.S Yani (İsadan Sonra).Beni tanıştıracak yokmu Mel Gibsonla.Saygılar... Aşşu Hititçe Selamlar.

SİZ ve ben 
 03.12.2007 6:58
Cevap :
:) Ben sizi Mel Gibson'la tanıştıramam. Teşekkürler..  03.12.2007 14:35
 

bir öneri tebrikler. ben de mutlaka izlenmesi gereken filmlerden diyerek destek olmak isterim size. teşekkürler :)

Yine Yeni Yeniden 
 02.12.2007 12:26
Cevap :
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim..  03.12.2007 2:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2164
Kayıt tarihi
: 07.06.07
 
 

Sinema ile ilgili sağda solda yazdığım yazıları sizlerle de paylaşmak istiyorum. Beğenerek izlediğim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster