Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '17

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
107
 

Apollon ve Defne Efsanesi

Apollon ve Defne Efsanesi
 

DEFNE AĞACI


Apollon  Likya Ormanlarında gezerken çok güzel bir kız görür. Bu kız ırmak tanrısının kızı DEFNE’dir. Altın saçLarı topuklarına kadar inen bir peri kızıdır. Apollon kızı görür görmez âşık olur. Kızı takip etmeye başlar. Kız kaçar Apollon kovalar. Kız babasından yardım ister, Apollon tam yakalayacağı sırada babası onu bir defne ağacına döndürür. Tam yakaladığında da DEFNE bir ağaçtır artık.

Hani bizim çevremizde anaların çocukları beşiğe yatıracaklarında döşeğinin içine yapraklarını doldurdukları bir ağaç vardır. Bembeyaz mis kokulu  çiçekleriyle  tanıdığımız TEHNEL (defne) ağacı budur işte.

Bu anlatının aslını tanınmış Şairlerimizden Melih Cevdet Anday’ın kaleminden okuyalım.

                                                                                          Ünal Şöhret Dirlik

                        

DEFNE İLE TANRI

MELİH CEVDET ANDAY

Eskiden çok eskiden yeryüzünde,

Güzelliği dillere destan

Bir su perisi vardı, adı Defne.

Upuzun saçları altın sarısıydı,

Dolaşırdı kuytu ormanlarda bütün gün,

Defne Irmak Tanrısının kızıydı.

 

BabasıI Pene der ki, kızım.

Sen bana bir damat borçlusun,

Defne der ki, babacığıom,

Beni zorlama ne olursun,

Bırak beni kız kalayım, ne olursun.

 

Sıram sıram boynu bükük yavuklu

Bekleye dursun bir yanda,

Defne başıboş, gönlü özgür,

Inatçıl, hırçın ve gururlu

Koşup dururdu ormanda.

 

“Benim geyiğim sen, kuzum sen,

Benim biricik güvercinim sen,

Kuzu kurttan korkar, geyik arslandan.

Güvercin kartaldan kaçar,

Ben sana acı vermek istemem

Ayaklarını kanatmasın çalılar.

Yavaşla biraz düşeceksin,

Geçtiğin keçi yolları dar,

Dur hele kaçma benden,

Sevgimdir seni kovalayan...”

Daha sözünü bitirmeden avcı,

Korkak adımlarla uzaklaştı Defne.

Kaçarken daha bir güzelleşti de.

 

Ardında tir tir titreeyen avcı,

Tavşan kovalayan hızlı bir tazı

Gibi düştü Defne’nin peşine.

“Ben de yılmadım kovalayacağım

Büyülediğin kimmiş öğren

Ben ne bir dağlı, ne bir çobanım

Oklarından sakınılmaz tanrı’yım

Koca Zeus’tur babam.

Geçmişi, bugünü, geleceği,

Benimle bildi herkes, benimle bilir.

Saz tellerine ben verdim seslerini,

İlaçlar yaptım yabanıl otlardan.

Kimden kaçıyorsun öyle sen,

Asıl sensin benim avcım,

Beni sen vurdun can evimden.”

Tavşan koşuyor, durmadan koşuyordu.

Ardında av köpeği ter içinde

Boynunu uzatmış yetişmek üzere,

Birinde umut vardı, birinde korku.

Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu,

Çünkü ışık gibi saran  salan tanrıyı,

 Sevinin kanatlarıydı.

 

Gücü kalmamıştı artık Defne’nin,

Koşamıyordu, kaçamıyordu.

Sapsarı yalvardı babasına,

Pene’nin suları üzerinde gezdirip  gözlerini,

“Cezasını çekiyorum güzelliğimin,

Irmakların gücü de sen gibi Tanrısalsa,

Ne yaap yap değiştir beni.

Başka birf biçime koy baba”

Yalvarması daha bitmemişti ki,

Bir gevşeklik sardı her yanını.

Örtüldü göğsü yapraklarla.

Ayakları kökleşirken toprakta,

Kolları, saçları dal oluverdi.

Avcı kollarına aldığı zaman,

Kalbi çarpıyordu Defne’nin

Taze yaprakların altında,

Yazık dedi Tanrı çok yazık.

Saramadan yitirdim seni.

Bari benim ağacım ol da

Yaprakların çelenk olsun kahramanlara,

Ezgilerde, türkülerde anılsın bundan sonra

Yanyana adlarımız,

Yazık dedi tanrı, çok yazık.

KAYNAKLAR

1-Bütün Şiirleri :Melih Cevdet Anday

2- Likya Efsaneleri:Hasan Barışcan

3-Lycia: George Bean

4-Likya: Cevdet Bayburtluğlu

5-LİKYA:Numan Dirlik

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3174
Toplam yorum
: 2977
Toplam mesaj
: 199
Ort. okunma sayısı
: 534
Kayıt tarihi
: 22.05.08
 
 

Önce kendimi tanıtayım: Ben Ünal Şöhret Dirlik, Aksu Köy Enstitüsü'nde üç yıl okudum. Dördüncü sı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster