Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
478
 

Aptal olma !

Aptal olma !
 

Geçtiğimiz haftalarda, FOX TV’de  “Affetsen”  adlı programın canlı yayın konuğu oldum. Bu canlı yayın sonrası yüzlerce mail ve mesaj aldım. Mesajların her birini mutluluk ile ve bir o kadar da hüzünle okudum. Hüzünle okudum diyorum çünkü, insanların basit şeyleri kendilerine sorun edip hayatlarından keyif alamamaları bence üzüntü duyulması gereken bir durum.

Kabul ediyorum, hiç bir hayat dört dörtlük değil olamaz da hatta bana kalırsa olmamalı da ama sorun üzerine sorun bindirmek bizim tercihimizle alakalı bir durum.

Maillerin ve mesajların çoğunda geçen cümle, sorulan soru şuydu;

“Affedemiyorum, siz nasıl affettiniz ve nasıl bu kadar pozitif olabiliyorsunuz?”

Ben 3 yaşımda doktor hatası nedeniyle RA (iltihaplı eklem romatizması) hastası oldum ve yine doktor hatası yüzünden fiziksel bir takım deformasyonlara sahip olmanın ardından ra’nın yanında birde “engelli” sıfatına sahip oldum. Yani bir doktor benim hayatımı elimden aldı, yaşantımı bambaşka bir boyuta taşıdı. Eğer yaşam içinde affetmemek gibi bir olgu var ise  affetmemesi gereken kişi bendim.

Hayatınızı elinizden alan kişiyi değil affetmek, vurabilirsiniz bile.

Ben affettim.

Siz de affetmelisiniz. Ruhunuzu özgürleştimek için... sadece kendiniz için.

Spritüel bir yaşam tarzını benimsemiş biri, “Hadi Cesaret” & “Yaşamak Şart” adlı iki kişisel gelişim kitabı yayınlamış bir yazar, bir çok röportajlar vermiş, radyo - tv programlarına konuk olmuş bir danışman - koç olarak söylüyorum;

Hayatınızda istediğiniz şeyleri kendinize çekememenizin, mutlu olamayışınızın, mutluluğu dışardan gelecek olan bir şeyde aramanızın tek nedeni “AFFEDEMEMENİZ”

Olay, durum, kişi vs... yaşanan “o şey”i affetmediğiniz sürece içinde bulunduğunuz düşük enerjili, mutsuz yaşam kendini tekrarlayarak devam edecek.

Mutlu olmak ve hayatınıza güzel olan şeyleri çekmek, istediğiniz gibi bir yaşam sürmek istiyorsanız “AFFEDİN”. Bu adımı atmakla başlayın yeni bir hayata. Affetmeden önce affetmeye niyet etmeniz bile enerjinizi değiştirecek, sizi gülümseten hafif meltem rüzgarının üzerinizde estiğini hissedeceksiniz. Yüzünüze huzurlu bir gülümse oturmaya başlayacak.

Affedememek sizin enerji akışınızı bloklar, keser. Akan bir suyun önünde biriken kumlar, çakıl taşları gibidir bu durum. Taşları atın, yolu açın.

Affetmediğiniz zaman zarar gören kişi sadece sizsiniz, sizi mutsuz eden bir durum vardır ama sizin affetmemeniz sadece derdinizi bir iken iki yapar. Mutsuzluğunuzu katlar.

Affedemediğiniz durum siz affetmiyorsunuz diye değişmeyecek.

E o zaman, gerek var mı sizce bu anlamsız yükü taşımaya?

Benim hayat hikayemden yola çıkacak olursak, ben bugün “engelli” sıfatını taşıyorum. Toplu taşıma araçlarını kullanamıyorum, koşamıyorum, eğilip yerden bir şey alamıyorum, merdivenlerde sıkıntı yaşıyorum vs.vs.. fiziksel deformasyonlarım mevcut, ilaçlarımı aksattığımda şiddetli ağrıları çekebiliyorum..

Affetmediğim zamanlar olmadı mı, tabiki de oldu. Kin duyduğum, nefret ettiğim, hırslandığım.”Neden ben, neden... neden... neden...” sorularını milyonlarca kez sorduğum. Hatta Allah’a “sen yoksun, senden nefret ediyorum” diye ağlayarak haykırdığım gecelerim. Kendimi eve kapatışlarım, ailemi suçlayışlarım. Bu durumların tek adı vardı, “affetmemek, affedememek”

Bu bir savaştı, öyle bir savaştı ki tek savaşanı, tek cephesi ve tek kaybedeni vardı. BEN.

O doktorun benim yaşadıklarımdan, haykırışlarımdan, isyanlarımdan, ”engelli” oluşumdan üstelik buna kendisinin sebep olduğundan  haberi yoktu. Kendisi vefat etmiş, ama o yıllarda o hayatına devam ediyordu, eminim benden çok daha mutlu ve özgür şekilde... Bense olmayan bir insanı hayallerimde tutarak bir savaş ilan etmiştim.Kendi ilan ettiğim savaşın kaybedeni oldum. AFFETMEYEREK, AFFEDEMEYEREK.

Hayatım alt üst olmuştu, ama ben bu kişi ve durumları zihnimde tutarak, o savaşa sıkı sıkıya sarılarak derdimi bir iken iki yapıyordum. Bu lüksü ona daha fazla veremezdim. Önümde kocaman ve tek bir ömür vardı ve bu ömrü’de sürekli onu, durumları zihnimde tutarak, ona hediye edemezdim.

AFFETTİM. Özgürleşmek için... Kendim için...

Hadi şimdi sizde bu cesareti gösterin ve bugüne kadar olan her şeyi affedin, ne olursa olsun.

APTAL OLMA!

Kimseye, affetmeyerek “bak hala yaşantımdasın, zihnimdesin, benimlesin ” mesajıyla bu lüksü yaşatma.

Sen ve yaşamın ucuz değil, değerli.

Unutma;  tek bir yaşam şansın var, onu da kendin için yaşa.

Sevgilerimle.

Ayça AKIN
 Danışman & Yazar

 http://www.aycaakin.com
 http://www.facebook.com/aycaakinofficialfanpage
 http://twitter.com/aycakn

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 5459
Kayıt tarihi
: 08.04.12
 
 

"HADİ CESARET" ve "YAŞAMAK ŞART" adlı kitapların yazarı olan Ayça Akın,16 Mayıs 1981 İstanbul doğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster