Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
266
 

Aptal yerine konmanın ingilizcesi

Aptal yerine konmanın ingilizcesi
 

Türkiye ABD'den yana mı yoksa İran'dan yana mı tavır almalı?


İran’ın mollaları Şah Rıza’yı devirdiğinde 15 yaşındaydım. Evimizde “mahzun prenses Süreyya’nın” resminin işlendiği bir tabağın vitrinde durduğunu hatırlıyorum. Şah Rıza, karısı Farah Diba ve genç prens ve prensesler, dönemin magazin basınının sayfalarını süslerdi. İşbirlikçi Pehlevi Hanedanı’nın yıkılmasının Ortadoğu’da yarattığı heyecan, çok kısa sürede Molla rejiminin insanlık dışı uygulamalarıyla sönüverdi. ABD, Sovyetler’i kuşatırken bastığı Ortadoğu zeminin kayganlığını ve tehlikelerini, ayağının dibinde patlayan İran mayınıyla anladı. Irak halkının bugünkü kadersizliğinde hiç kuşkusuz, ABD’nin bu kuyruk acısı yatıyor. Saddam’ı donatıp İran’ın üzerine salan da, sonra aynı Saddam’ı oğullarıyla birlikte katleden de aynı ABD… Molla ihtilalini boğmak için İran üzerine salınan Irak’ın yol açtığı zayiat, savaşın başladığı 1980’den tuhaf biçimde bitirildiği 1988’e kadar tamı tamına 1 milyon genç insan… Sonuç? Ölenler öldükleriyle kaldılar. İki taraf da “aldıkları” toprakları iade ettiler. Ortadoğu’nun geleneksel “Ağam neden yedik bu pohu” vak’alarından biridir bu. İran’ın despotik rejimi, İslam “Cumhuriyeti” görüntüsü altında her türlü muhalefeti, çeşitliliği şiddetle bastırmasıyla biliniyor. Buna bir de nükleer teknolojiye olan molla merakını eklediğinizde, Batı’nın allerjisinin en azından “bahane” boyutunu anlamaya yetiyor. Batının sade suya tirit bahaneleri bitmez elbette ama İran ve Ortadoğu söz konusu olduğunda, Avrupa ve ABD’nin efelenmesinde en küçük bir samimiyeti ara ki bulasın. Tüylerimizi diken diken eden “despotik İslam rejimi” ise, Ortadoğu bunlarla kaynıyor. Vahabi diktatörlüğünün pes perdeden hüküm sürdüğü Suudi Arabistan dururken, İran’a sıra mı gelir Allah aşkına? Ama ABD ile öpüş kokuş petrol mirası yiyen şeyhler, Batı için Irak veya İran’dan çok daha “demokrat” sayıldıklarından olsa gerek, hiç kimse Irak’ta olduğu gibi Suudi Arabistan’a “demokrasi ihraç etmeye” kalkışmıyor.

Nükleer güç meselesi ise tüm dünyayı sersem yerine koymanın ingilizcesi! Elinde nükleer güç bulundurmakla kalmayıp, Hiroşima ve Nagazaki’yi içindekilerle patlatarak Japonlara demokrasiyi sevdiren ABD, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılması konusunda fetva veriyor. Nükleer teknolojiye sahip olduğundan hiç kimsenin kuşku duymadığı, her türlü karmaşık kimyasal silahı Filistinliler üzerinde denediği bilinen İsrail’in kulağını çekmek ise kimsenin haddi değil! İran’ın nükleer oyuncak merakı tabii ki Ortadoğu ve dünya için büyük bir tehdit. Ama bu oyuncak merakı sadece İran’a ait bir hobiymiş gibi görülür ve BM eliyle ABD sopası İran’ın ensesinde patlatılmaya kalkışılırsa bunun adı en hafifinden edepsizliktir. Üstelik İran, Türkiye ve Brezilya’nın girişimleriyle masaya oturtulmuş ve elindeki zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmeye yanaşmışken BM’in ambargoları genişletme kararı “sen ne yaparsan yap, seni yiyeceğim” mesajından başka bir şey değil. Bu adil de değil, ahlaki de değil, insani hiç değil. ABD’nin mollaları devirme operasyonunun bu yeni adımının bedelini yine İran halkı ödeyecek.

Daha bugün İsrail’in “ambargoları hafifletme kararının içeriği” açıklandı. Gazze’li çocuklar artık bir bardacık meyve suyu, biraz kurabiye yiyebilecekler. Gazze’li kadınlar eğer pişirecek bir şey bulabilirlerse, yemeklerine bir tutam baharat katabilecekler. Gazze’li gençler artık kuru kuruya traş olmaktan kurtulup, azıcık traş kremi kullanabilecekler… Dehşet değil mi? Ambargo adı altında Gazze’ye dayatılan sefaletin ahlaksızca boyutu, “gevşetme listesi” açıklandığında ortaya çıkıyor. İnsan ambargo deyince daha makro birşeyler tahayyül ederken, bir de bakıyorsunuz kurabiyeler, meyve suları, baharat ve traş kremleriymiş ambargo kalemleri… Bunun bir yönetimi sıkıştırmakla ilgisi ne ola ki? Yönetici sınıf zaten her dönemde ihtiyaç mallarını fazlasıyla ve en lüks biçimiyle karşılayabilir. Ama söyleyin tanrı aşkına, çocukların kurabiyesiyle Gazze’deki Hamas rejiminin terörizmi arasında nasıl bir bağ kurulabilir? Şimdi nükleer oyuncakları ve despotik rejimi nedeniyle genişletilmiş ambargo kararını açıklayan Bay Obama “Bu İran halkı için mutlu bir geleceğin habercisidir” diyecek kadar sapkınlaşabiliyor. Tıpkı Gazze’li çocuklardan esirgenen kurabiyelerin Hamas’ı yıprattığı (!) gibi, İran Mollaları da açlıktan ve sefaletten geberecek halklarına duyacakları kederden ince hastalığa tutulacaklar! Batı cami duvarına teşaşür eyleyip, Ortadoğu halkları başta olmak üzere vicdan sahibi tüm insanlığı kendinden bir kez daha tiksindirirken, Türkiye yıllar sonra ilk kez onurlu bir “Hayır” patlattı.

Şimdi tescilli Recep Bey düşmanları homurdanacak kuşkusuz ama, Cezayir ayıbından sonra Türkiye’nin böyle bir vicdanlı duruşa ihtiyacı vardı bence… BM kürsülerinde, hiç değilse arasıra Hayır diyebilmeyi beceren bir Türkiye’yi görmek insana kendisini iyi hissettiriyor. Hele ki komşusunun çatır çatır işgal edilmesine sessiz kalma ayıbını tarih boyunca taşıyacak ve fakat onaylamadığı tezkere ile bu ayıbı bir miktar temizlemiş bir Türkiye ise söz konusu olan…

Bütün bunlar olurken ”Türkiye Batıdan uzaklaşıyor mu” diye soracak olanlara da yanıtım evet! Hem de dört nala uzaklaşıyor. Batının bitmek bilmez aptallıkları yüzünden üstelik. Ama siz işin bu faslına bakmayın pek sevgili ulusalcılar! Zira aynı aptallığı sergilediğiniz için Türkiye nasıl laikliği rüyasında bile göremiyor ve AKP sayenizde nasıl güçleniyorsa; Batı’nın ve AB’nin tavrı da sizinkiyle yarışıyor. Muhtemelen köşe baronları, Batıya karşı İran’ın desteklenmesini çılgınlık olarak niteleyecekler ve “işte AKP” nutuklarına başlayacaklardır ama onlar carlamadan söyleyeyim, Ortadoğu’nun göbeğinde nükleere uçkur çözen tek ülke İran mıdır ki, Türkiye böyle bir karara Evet desin? Evet dese ABD’ye teslim olmakla, Hayır demekle batıdan uzaklaşmakla suçlanacaksa AKP, benim tercihim Hayır diyerek ABD timsahlığına etkisiz de olsa bir yumruk sallamasıdır. Hem böylece belli mi olur, ABD bir operasyon yapar, “diklenen” AKP’nin ipini çeker de tüm ulusalcılar düğün bayram eder?? Seçilmiş hükümetlere karşı, ABD eliyle darbe yapan orduya duydukları muhabbeti biliyoruz sonuçta… Toz duman arasında da sap saman karışıyor. İsrail karşısında Hamas’ı, ABD karşısında İran’ı desteklemek ile, Hamas karşısında İsrail’i, İran karşısında ABD’yi desteklemek arasında fark olmadığını, durulacak yerin adalet ve vicdan noktası olması gerektiği bir gün anlaşılacak kuşkusuz…

Ama o gün herşey için çok geç olacak…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 668
Kayıt tarihi
: 19.07.06
 
 

İÜ İletişim Fakültesi'nde lisans ve yüksek lisansımı tamamladım. Milliyet Gazetesi'nde "Varoşlar", "..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster