Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
118
 

Aptallar Daha MutluOlurHayatta

Mutluluk, keyfince yaşamak, anlamlı, değerli, varoluşuna uygun ömür sürmek; insanlığının farkına varan herkesin temel amacı. Ve maalesef şu ana dek bulunduğum ortamlar bana bir güzel öğretti ki; aptallar daha mutlu! İlk anda aksi sanılsa da, zekiler, istisnalar hariç, mutsuz yaşayıp mutsuz ölüyorlar.

Çünkü zekilik; kişinin başını ağrıtmasının, durduk yere belaya bulaşmasının, gereksiz düşman edinmesinin, sürekli potansiyel rakipler yaratmasının, durumdan vazife çıkarıp bir şeyleri düzeltmek için gereksiz özverisiyle, ruhunda, bedeninde enerji kaçağı oluşturmasının temel nedenidir.

İnsanları zeka düzeylerine göre sınıflayacak yetkinlikte değilim. Buna uygun altyapım, eğitimim, diplomalarım da yok. Ama Kendimi bildim bileli; insan davranışlarına, ilişkilerine limitsiz zihin yorarım. Bu kafa yapım, yeryüzünü sürekli gözlemleyen, yorumlayan bilincim; uzmanlık seviyesinde olmasa da, fikirlerimi paylaşma, düşüncelerimi açıklama hakkı verir bana sanırım. O yüzden bugün, aptallar ve aptallık üzerine yaptığım bilişsel egzersizleri paylaşmak istiyorum izninizle:  

Şimdiye dek, bırakın empati yapmayı, karşısındakinin derdini dinlemeyi aklına getirmiş tek bir aptala rastlamadım. Aptal, sadece kendini düşünür çünkü. Dünyayı kendi ekseninde çevirir.

Hiçbir aptalda, özeleştiri yapan olgunluğu sezmediğim gibi, ilginç şekilde, yarın kaygısına, gelecek korkusuna da denk gelmedim. Olayların tümünü kendi dışında etkenlere bağladığından… Geceleri çok rahat uyur. Oysa zeki diye tanımlanan kişilerin ekserisi; kronik uykusuz. Aptallar mışıl-mışıl uyurken; zekiler alemin gamına gömülür. Ne kendinden çok memnundur zeki kişi ne dünyanın gidişinden. Tek başına neredeyse hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini de bildiğinden… Ekseri huzursuzluk kaplar içini.

Şimdiye dek, vicdan muhasebesi yapan bir aptalla karşılaşmadım. Klasik bir aptal için, hayatta her şey kontrolü dışındadır. Bu yüzden kendini üzüp yormasına gerek kalmaz. Oysa zeki insan; hemen-hemen her konuda iç sesini dinler, vicdanına danışır. Hiçbir haltı iplemeyen aptal ışık hızında ilerlerken; kuyumcu terazileriyle yarışan adalet duygusu; zeki arkadaşımızı yarı yolda bırakır. Hele bir de mükemmeliyetçiliği prensip edinmişse, yandı gülüm keten helva! Ruhuna Fatiha okuyun o kardeşin!

Aptal; ne hesap kitap bilir, ne ince ayardan anlar. Bodoslama yürür hedefine. Mahcubiyet modundan yoksunluğu, başarısızlık olasılığını da takmaz hale getirir zatıalilerini! Akıllı, toplumsal algıyı önemsediğinden, itibarını onuru saydığından, onca birikimine karşın hata yapmaktan, başkalarının canını yakmaktan endişelendiğinden; kılı kırk yararak yürür. Bu, başarısızlığı kaçınılmaz hale getirir.

Aptal, mesela ticarette, batarsam batarım, çıkarsam çıkarım, anlayışıyla yürüdüğünden, şansı da yaver giderse, belirgin bir başarı yakalayabilir. Akıllıysa başarısızlığı kendine yakıştıramadığından sonsuz gerilimlere mahkum olur. E, bunca baskı altında kalan, elbette bir yerlere varamaz.

Sıradan bir aptalın hayatı çok basittir: Doğarsın. Büyürsün. Askere gidersin. İş kurar/işe girer, evlenirsin. Çoluk çocuğa karışır, sonra onları da evlendirir, talihliysen, torunlarını sever ve ölürsün.

Zeki insansa, hayattaki tüm kavramları sorgulayıp anlama, açıklama çabasına vakfettiğinden enerjisini… Ha babam de babam ömrünü kısaltır. Yaşama sevincini azaltır. Sorumluluk bilinci, zaman-zaman kapıldığı suçluluk duygusu; gününü-gecesini zehir eder/zindana çevirir.

Ve bunlar neticesinde, aptallar mutlu olup hazla yaşarken; zekiler sayısız bunalımda harcarlar benliklerini. Aptallar nerdeyse her saniyeyi dertsiz, tasasız atlatırken; gamlı baykuşu andıran zeki adam/kadın silinir gider. Hal bu olunca, aptal sefa sürer; akıllı, onulmaz yaralarla hırpalarlar canını.

Aptallar daha mutlu, akıllılar daha çileli olur finalde. Hadi çıkın bakalım işin içinden! Ama yine de bir önerim var zekilere: Aptallığı beceremeseniz de, en azından, aptala yatmayı deneyin! Böylece mutlu çoğunluğa katılmış olursunuz! İşte size öneri! Uyup-uymamak  size kalmış!

 

jale kasap, ETEM SEVİK, Hasan DİLLİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Cem, yine toplumun yaralarına parmak basan harika bir yazı çıkarmışsın. Kutlarım. Hayat çarkının dönüşü ve kuralları aralığında aptallar, sorumluluk duygusu taşıyan, diğerlerinin boynunda yollarına devam ederlerse de, çarkın işleyişine, adaletin tecelli edişine, toplumun eğitim, ekonomi ve siyaset alanında ilerleyişine, bilinçli veya bilinçsiz şekilde oluşturdukları engellemeler ile büyük günah işlemektedirler. Vatandaşlık sorumluluğundan uzak, ülke gündemine sırtını dönen bu kesimin, zeki ve sorumluluk duygusu taşıyan diğerlerini, bazı ahvalde hor görmeleri gülünç bir tiyatro sahnelenmesi gibidir. Sevgi ve selamlar gönderiyorum.

Refik Başdere 
 30.08.2020 20:46
Cevap :
Değerli ağabeyim. Değerlendirmenize sağlık. Her zamanki gibi, sizin yorumunuz benim yazımdan daha yoğun ve daha isabetli analizler içeriyor. Yaşam deneyimi dedikleri bu olsa gerek. Düşünen aklınıza, yazan elinize sağlık. Teşekkür ederim. Cemce sevgilerimle...  31.08.2020 22:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1349
Toplam yorum
: 3614
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1726
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster