Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
850
 

Arabesk, Fazıl Say, Recep bey…

Arabesk, Fazıl Say, Recep bey…
 

TBMM’nin cumhuriyeti ilan etmesindeki en büyük etken kesinlikle Mustafa Kemal Atatürk’tür. O, kararlı ve ısrarcı olmasa kimsenin cumhuriyet ilan etmeye niyeti bile yoktu. Mustafa Kemal’in cumhuriyet ilanındaki bu ısrarının nedeni, geleceğin halkların belirleyeceği demokratik yönetimlerle kurulabileceğine olan tam inancı idi. Günümüz dünyasına baktığımızda ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Milletlerin oluşturduğu ülkeler ile ümmetlerin oluşturduğu ülkeler arasındaki fark siyah ile beyaz gibi.

Beşyüz yıldır ümmet olarak yaşamaya alıştırılmış, bireysel duyguları yalan din (hurafe dini) ile sımsıkı sarılmış, padişaha, şeyhe, şıha, reise biat etmeye mecbur edilmiş, daha da kötüsü içinde mevcut çıkar ve talan düzenine taraftar birçok kişinin bulunduğu bu toplumu özgür düşünebilen, özgürce seçebilen bir toplum haline getirmek muhakkak ki en az istiklal savaşını kazanmak kadar zordu.

Ölümüne kadar Mustafa Kemal bu ideale ulaşmak için savaştı. Onun büyüklüğü, boyun eğme kültürüne sahip çıkarcıları, din bezirgânlarını saklanmaya sessiz kalmaya itti. Atatürk’ün ölümünden sonra hızla saklandıkları deliklerden çıkmaya, zehirlerini saçmaya başladılar.

1960 sonrası toplumu ümmetleştirmek eskiye döndürmek için yapılan çalışmaların ne kadar hızlandığını görüyoruz. Bu çalışmalardan biri de “Arabesk müzik” İçimize yerleştirilmeye çalışılan bu müzik olup olmadığı bile tartışılabilecek olan bu müziğin özünde ne var? Ağlama, yalvarma, ölüm. İşte bize kültür diye yutturulan şey bu. O dönemin Recep beylerinin “hazmettire hazmettire” politikalarının bir ürünü de o idi. Öz olarak çalışmak yok, özgürlük yok, saygı yok. Sahip olma var, ait olma var, ağlama sızlanma var, ölüm var. Bunlar ümmet olmanın olmazsa olmaz ögeleridir. Hala laik bir yönetime sahip TRT, arabeski kapısından bile sokmamış, buna rağmen bu sözde müzik kültürü hızla yayılmıştır. Hangi desteklerin, hangi paraların , hangi kişilerin çabaları ile olduğu ortadadır.

Bu çabaların bizi nereye getirdiğini görmek için Recep beyin söylemlerine bakmak yeterlidir. Kendi çocuğumuza bile “benim” derken, (Allah onu sadece benim kanalım ile dünyaya yolladı, nereden benim oluyor?) diye kendimizi azarlarken, Recep beyin “benim bakanlar kurulum”, “benim partim”, benzeri sözlerle herkesi kendine ait bir ümmet gördüğüne şahit oluyoruz. Sigara ve içki konusunda getirdiği yasaklarda da aynı zihniyet söz konusudur. Yapılan uygulamalara bakıldığında halk sağlığının çok da umurlarında olduğu söylenemez. Ne düşünüyorsa o yapılacaktır. Kabul etmek istemeyenler silivriye. “Seni sevmeyen ölsün, ölsün” şarkısı ile ne kadar örtüşüyor.

Bu hastalıklı yaşam biçimi günlük hayatımızı da esir almış. (Sevdiği kız kendine yüz vermedi diye öldürüyor, Hâkime: ne yapayım çok sevdim diyor.) İçimizdeki özgürlük duygusunu, saygıyı koparıp atan, hiç durmadan ağlayıp sızlanmamıza neden olan, sonrada birilerinin önünde baş eğen halimiz. Arabesk kültürün bizi getirip bıraktığı nokta bu. Tam da birilerinin istediği, düşlediği yer.

Fazıl Say, özellikle klasik batı müziği dalında iyi bir yer edinmiş bir virtiöz. Kimsenin kendisine bir zarar veremeyeceğini düşünüyor olmalı ki, arabeske ver yansın ediyor. Oysa bu çıkışı bu isyanı, bizim öz kültürümüz olan türkülerimizi seslendirenlerden duymak isterdik. Onlar arbeskçiler gibi alttan alttan desteklenmediklerinden sesleri çıkamıyor. Bu olamadığı gibi arabeskçilerin türkülerimizi de dönüştürerek yozlaştırmasına sistem destek çıkıyor.

Bütün benzer olaylar aslında Türk insanının hem kafasının çok karışık, hemde bir yol ayrımında olduğunu ve artık bir şekilde kararını vermesi gerektiğini gösteriyor. Ya birilerinin dizinin dibinde oturup el etek öpecek, onların layık görüp verdiğine şükür edeceğiz. Yani ümmet olmayı seçeceğiz, ya da hür, bağımsız ama sorunlarımızla yüzleşmeyi, çalışıp onlardan kurtulmayı seçeceğiz. Yani halk olmayı seçeceğiz. Birey olmayı seçeceğiz.

Yoksa arabesk kalıp salya sümük ağlaşalım mı? Ne dersiniz?

20/07/2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okudum, içim açıldı... Sağolun.

zelinartug 
 26.08.2010 16:32
Cevap :
Merhaba, Çok teşekkür ederim sağ olunuz. Saygı ve selamlar....  26.08.2010 18:48
 

Recep Bey, Fazlı Say'a çok kızmıştır! Nasıl kızmasın ki? Ülke olarak arabesk dinleyip hep birlikte ağlamanın önüne set çekti! Selamlar...

Mesut KARİP 
 22.07.2010 9:41
Cevap :
Merhaba, Yorum ve katkınız için teşekkürler. Saygı ve selamlar...  22.07.2010 17:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1642
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster