Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
73
 

Araçlar artık amaçlar

Araçlar artık amaçlar
 

Maymundan gelmeyi reddedenler neden 3 maymunu oynamada daha başarılı?


Selamlar sevgili okur, 

Yine zehir zemberek açıklamalar yapacağımı söyleyerek bir flash tv ana haber bülteni edasıyla başlıyorum yazıya. Hani bir ara küfür filan edilirken sansür uygulamayı unutuyorlardı ya bu adamlar, bu yazı da öyle olacak işte. Küfürsüz yazılara sansür uygulanmaz diyorsan, yanılıyor gibisin.

Konuya televizyonla girdik madem devam edelim. Ya sevgili okur sana bir şey soracağım. İşten eve geldiğin zaman muhakkak ne oluyor ne bitiyor acaba? diye soranlardansın sen de. Öyleyse bak neler olup bitiyor anlatayım. Özellikle son 1 aydan beri her haber seyredilişinde bazı saçmalıklara maruz kalıyorsun. Burada hemen bir parantez açayım başlamadan önce sen! sen! diye hitap etme alışkanlığımı mazur gör. O sen! kelimelerinin hepsi "bir ben var benden içeru" mantığıyla kendime söylenmiş şeyler aslında rahat ol yani. Ama bir parantez daha gerekli şimdi. Öyle zamane hacı hocaları gibi "nefsimi öldürmek için" söylemedim bunu. Nefsini öldüren de yok zaten o palavrayı sonra konuşacağız lafı dağıtmayayım.

Evet ne diyorduk, televizyon. Tarihçesini sana anlatmama gerek yok, nasılsa wikipedia'dan ilaç sorma diye bir hastalık bile oluşmuş diyor bu televizyon bize, oradan bakarsın. İşten geldik işte yorgun argın ve "şu haberleri bi alalım yav" modundayız. Açıyoruz herhangi bir televizyon kanalını. Bu ülkede bazı materyallerin paraleli yandaşı yoktur. En başta da terör ve şehit haberleri gelir. Hangi kanalı açarsan aç lanetler terörü. Zaten lanetlemeyen izlenmemeyi göze almıştır. Lanetlemesin demiyorum celallenme hemen önce dur bi dinle. Bu yapılan haberlerden insanlıktan nasibimizi aldığımız ölçüde etkileniyoruz. Yani 4 yaşındaki çocuğun gözündeki yaşla dik durmaya zorlanmasını veya babasının bir amaç uğruna can verdiğini anlamak ister gibi bakışını "canım tek yetim kalan bu çocuk mu?" duygusuyla izlemiyorsan etkilenirsin işte. Sonra önem sırasına göre diğer haberler sonra bir diğeri derken son 5-10 dakikada ya da kısa bir aradan sonra (şimdi ana haber bültenlerinde bile ara verme moda olduğu için değiniyorum) falanca saçma haber, filanca komik video yayınlayıp bitiriyorlar. Bu güzelim iletişim aracında buraya kadar herşey normal. Tabii sende de öyle.

Sonra kırmızı başlıklı kızın babaannem dediği kurda saçma sapan sorular sorması ve bunu makul kabul edip çocuklara anlatışımız gibi sorular sormaya başlıyor televizyon bize. İlk sorduğu soru şu "neden karşımda oturup saatlerce beni seyrediyorsun?" ve sonra diğerleri "birbirinin aynısı olan şeyleri tekrar tekrar izleyip tekrar tekrar aynı yorumları yapmaktan bıkmadın mı?" ya da "O ses Türkiye diyenler sizi 8. masaya alayım mı?" veya "Big Brother tayfası size sesleniyorum Sindirella gerçek hayata dönmeden hemen önce yani gece yarısına yakın zamanda sizi de üzerinde yıldız olan masaya alalım ister misiniz?"

Anladın sen onu.

Bunlara itiraz edemeyişin benim asıl itiraz ettiğim nokta."Saçma ya evet, gerçekten haklısın" derken kanal değiştirmekle uğraşmana isyanım. Elli tane aynı konuyu işleyen dizi çıksa ki var zaten hepsinin farklı izleyici kitlesi var biliyor musun sevgili okur. Sana komplo teorisi gibi geliyor ama biraz düşün be sevgili okur nasıl bu kadar etkiliymiş bu diye biraz düşün. Mesela;

En çok izlenen dizilere neden en uzun reklam araları veriliyor?

Az önce dediğim gibi neden artık ana haber bültenlerinde bile tribüne oynayan futbolcu hareketleri görüyoruz?

Neden "çocuklar için reklamlar" diyen videolara müptela olmuş çocuklarımız, yeğenlerimiz, kardeşlerimiz var?

Nedeni basit sevgili okur; araç olanı amaç edindik de o yüzden.

Peki bunca sorun sıkıntının arasında bunlar senin güzel beynini nasıl mı etkiliyor?

Para geçimi sağlaman için bir araç değil mi sevgili okur? İşte her nasılsa! toplumdaki konumunu, bir ortamda laf konuşup konuşamayacağını, eşinle konuşurken sahip olduğun ses seviyesini ayarlamanı etkiliyor birden bire. Yani araçken amaç edindiğin şey seni esir ediyor. Yaz bunu güzel laf.

Bir amaca hizmet etmeyen hiçbir araç yok yeryüzünde. (Bunu da yaz, egom yüksek bugün.)Allah'ın (C.C.) sunduğu araçlar neyse de kulun sunduğu araçlara ne demeli? Bunlardan yaşamımızdaki en belirgin olanı televizyon haline gelmişse bugün al sana bir iki örnek;

Red Kit diye bir eleman vardı hani şu çizgi film. Kendi gölgesini vuracak kadar hızlı silah çeken kovboy var ya o işte.İzlerdik seninle çocukken. İşte o Red Kit ne yaptı biliyor musun? Düldül'e atlayıp tek başına gezmesinden tuttur da ağzındaki sigaranın çubukla yer değiştirmesine kadar herşeyiyle etkiledi bir dönemi. Peki ya karşıtı olan Dalton Kardeşler'e ne demeli. Annelerinin sözünden çıkamayan, birbirinden hiç ayrılmayan koca koca adamlar diye dalga geçer dururduk seninle. Joe ne derse onu yaparlardı mesela büyükleri olduğu için. Ama ne kadar gülerdik değil mi salaklıklarına Avarel'in. Joe ne yaparsa yapsın aldırmayışına ne kadar içerlerdik. Bir gün de şu Joe'ya karşı gelse diye söylenirdik hep.

Şimdi bir düşün bakalım. Tek başına dolaşan o kasaba senin bu kasaba benim deyip yemedik halt bırakmayan Red Kit mi iyi bir örnekti aile yaşamına yoksa ne olursa olsun birbirinden ayrılmayan Dalton Kardeşler mi?

Bu adam iyice sapıtmış diyorsan dur daha erken, bak şimdi.

Temel Reis diye çevirmişlerdi ya Türkçeye hani. Bu Temel reis ıspanak yediği zaman manyak kas yapan bir adamdı hatırladın mı? Hemen pazuları şişer ve nedense o pazularda iki şey görünürdü çoğu zaman. Birincisi demir külçesi ikincisi ise bir sanayi makinesi gibi çarka benzer bir nesne. Yani sen de ben de inanırdık bak ıspanağın ne mükemmel bişey olduğuna. Peki ya o çizgi film artan ıspanak stoklarını eritmek için yapıldıysa? Ya da başka güzel soru; Temel Reis ıspanak yerine hamsi yeseydi daha iyi olmaz mıydı yaptığımız uyarlama?

Ninja Kaplumbağalar dedin mi akan sular dururdu. Rachel'ın sempatikliğini mi desen Usta Splinter'ın maharetlerini mi saysan bilemezdin. Bu arada o usta Splinter'a farelerden nefret eden kızlar-erkekler kim varsa sempati duyardı hatırladın mı? O kadar uçmuştuk yani. Bu arada onlar niye hep pizza yerdi diye sordun mu hiç kendine? Ya da isimleri neden Leonardo, Michelangelo, Raphael ve Donatello diye çok orjinaldi diye düşündün mü hiç? Bunu da anladın sen.

Ya da anlamadıysan şimdilerde evlere servis zamanında yetişsin diye motosikletli kuryelerin ölümüne pek aldırış etmeyen pizza markalarının dev kuruluş olma tarihlerine bak.

"Nereden ne çıkardın adam sen de!" evet haklısın nereden ne çıkardım. Araştırmadan güzel güzel kabul ettiğin herşey için keşke nereden ne çıkardım moduna girebilseydin sen de. Dön bir bak bakalım geriye. Kaç tane kitap karakterinin adını bu yukarıda saydıklarım kadar aklında tutabildin? 

İşte böyle sevgili okur. Ben nereden ne çıkaran kafası kırık adamlar taifesindeyim sana göre. Sen yine bildiğini yapmaya devam et istersen, ben yapmamakla birşey kaybetmem. Ama ya ben haklıysam? 

Hadi Eyvallah,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 193
Kayıt tarihi
: 06.05.15
 
 

İnsanlar arasında insanlardan bir insan.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster