Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
448
 

Arakan'daki Müslüman katliamı !

Arakan'daki Müslüman katliamı !
 

 

 

Almanya'nın Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı hiç de şefkat dolu olmayan hisler beslediğini görüyor ve biliyoruz.

 

Gün geçmiyor ki, nerede Türkiye aleyhtarı bir kendini bilmez var, soluğu Almanya'da alıyor. Veya nerede Türkiye aleyhtarı bir siyasî organizasyon, sivil toplum örgütü adı altında bir istihbarat projesi var; Alman resmî makamlarınca korunuyor, kollanıyor, besleniyor.

 

Yetmiyor; Kandil'deki elebaşı Almanya'daki meydanlara canlı yayında bağlanıp ajitasyon yaparken,  ona tanınan fırsat Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanına tanınmıyor.

 

Tablo niye böyle?

 

Dünya genelinde, Almanya özelinde yüzyıldır yürütülen Türkiye/İslam düşmanlığı, "kullanılan maşa örgütlenmeler deşifre olduğundan" artık ağababalarca, maşasız, doğrudan yürütülmeye başlandı.

 

Siz buna: takke düşüp kel göründükten sonra, artık perdenin arkasındaki  kuklacılar "iş başa düştü" deyip, son çare olarak  sahaya indiler  de diyebilirsiniz.

 

Peki câri siyasi konjonktürde Almanya'nın bu şekilde davranmış olması faşizm ya da Nazizm değildir de nedir?

 

Alman  hükûmetinin aldığı kararlara faşistçe dediğimizde bundan sadece Almanya mı rahatsız oluyor zannediyorsunuz?

 

Hayır.

 

Almanya adına onlardan daha çok rahatsız olan yerli mallarımız da var !

 

İçlerinden bir tanesi bugünkü yazısında aynen şu ifadeleri kullanmış : 

 

"Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği şartlarının güncellenmesini veto ediyor. Bu güncelleme Türkiye ile AB arasındaki ticareti iki kat arttırma potansiyeli taşıyordu. Almanya’ya faşist, nazist gibi suçlamalarda bulunmak referandumda AKP’ye yüzde 2 oy getirmişti. Karşılığı böyle ödeniyor." 

 

Yani köşe yazarımız demek istiyor ki:

 

"Siz bırakın Almanya'nın Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkma plân ve projelerine olan yoğun desteğini...  Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak üzere en acımasız terör hareketlerine girişen, insanları öldüren, katleden terör hareketlerinin elebaşı ve elemanlarının Almanya'da cirit attığını...Bunlar önemli değil.  Almanya Faşistlik yaptığında bunu telaffuz da etmeyelim. Memleketimizi yıkmak üzere ant içmiş bütün terör organizasyonlarıyla aynı yatağa girmiş olmaları da mühim değil. Ticaretimiz iki kat artacaktı ama şimdi artmayacak. Tüh ya !..."

 

 

Avrupa'da yaşanan bu gelişmeler karşısında  yerli yazarlarımızdan bazıları işte böyle yukarıdaki gibi düşünürken, Arakan'daki Müslüman katliamına gelince; bırakın Birleşmiş Milletler'i... 

 

Onların zaten canı cehenneme.

 

İslam İşbirliği Konferansı'ndan  tık yok !

 

Mekke'de, Hac'da, Kurban Bayramı sabahı bir dua yok !

 

Aramızda kalsın ama, teolojik olarak bazı ateistlerin savunduğu bir görüşe sınırlı olarak ben de katılıyorum.

 

O da:  dünyada adalet olmadığı, masumların çoğu zaman zalimlerce öldürüldüğüdür. Ancak unutulmamalıdır ki: yaşanacak olan kaçınılmaz sonun ! gerçekleşmesi için, bu adaletsiz tablonun yaşanması aslında kaderin ta kendisidir.

 

Ne yazık ki, mukaddes dînimiz, imansız kitapsızlarca istismar edilerek, bazen hoş görü adı altında, bazen de vahşet örgütleri kurularak kullanılmaktadır.

 

Bu iş böyle gitmeyecek ve bu hesap, bu fatura bir gün mutlak olarak kesilecektir.

 

İşte o gün geldiğinde de , kim zerre kadar hayır işlemiş, iyilik yapmışsa mükâfatını görecek , kim de zerre kadar günah işlemişse karşılığını görecektir. (Zilzâl Sûresi 7.ve 8.ayetler)

 

Sabrın sonu ile

 

 

 

 

Canmehmet bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zulmün gerekçesi olmaz,keza Almanya bize karşı dostane davranmıyor.

Kerim Korkut 
 20.10.2017 15:39
Cevap :
Günü gelir, onların da ipi çekilir.  23.10.2017 12:25
 

Değerli Bayer Ergun, aşağıdaki konuşma 1982 AET toplantısında geçer. Bizim gerçeğimizi, Toplantıya katılan işadamı/bankacıya oradaki bir yahudi anlatmaktadır. –“Bakın dostum, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Papa Roma’dan kendisine bir elçi göndererek ‘Gel Hıristiyanlığı kabul et. Ben de seni, Doğu Roma İmparatoru olarak takdis edeyim!’ teklifini gönderiyor. Sultan bu teklifi reddediyor. İşte o andan itibaren siz Avrupa’da partiyi kaybettiniz… Bugün demokrasi derler, yarın Kürtlere özgürlük, Ermenilere toprak vs. Sizden her gün yeni bir şey talep edeceklerdir. Bu işin sonu gelmez! Zira burası bir Hıristiyan Birliğidir. Siz ise bu birliğe tam karşıt bir konumdasınız. Bu söylemi de, bu açıklıkla size benden başka kimse söyleyemez, zira ben Yahudi’yim” dedi. Dondum kaldım. " işte tüm hikayemiz. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 04.09.2017 8:03
Cevap :
Canmehmet Bey, değerli katkınıza teşekkürler.  04.09.2017 13:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 397
Toplam yorum
: 1353
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1720
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

>Haziran 1975 doğumludur. >Samimîyetsiz gözlerdeki, yapmacık sözlerdeki haset ve kıskançlık kıvıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster