Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '08

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
523
 

Aranan suçlu bulundu, Medya

Aranan suçlu bulundu, Medya
 

Resim: www.thirdworldtraveler.com/'dan alınmıştır.


Medya suçlu. Herkes medyayı suçluyor. İyi ki medya var.

Sorsan; medya kim, ne iş yapar, nasıl geçinir, ne yer ne içer, nereden gelmiş, anası babası kim? Bilmez. Bilmez ama suçlar. Oysa medya biziz. Tıpkımızın aynısı. Hani aynaya bakar ya insan öyle bir şey. O zaman suçlu biziz, medya değil.

Medyanın en etkin gücü ise televizyon. Gazetesi, dergisi, radyosu, interneti, web sitesi de var. Ama televizyonun gücü bambaşka.

Televizyon; zamanımızın büyük kısmını birlikte geçirdiğimiz, hemen hemen her evde, her odada, hatta mutfakta belki de WC'de (yok artık daha neler demeyin) dahi bulundurduğumuz vageçemeyeceğimiz bir tutku, çeşitli ebatlarda bir kutu.

Yalova/Termal'deki otel odasında bile vardı hem de uzaktan kumandalı. Rusça yayın yapan kanal sayısı oldukça fazlaydı. Arkadaşlarıma yaptığım yorumlarımda 'Bir daha Termal'e gelirsem Rusça öğrenmeliyim' derken bunu kastettim ama yanlış anlaşıldım :))

Eğer ki büyük bir sabırla (benim gibi) yayınları kablodan izliyorsanız onlarca kanal. Uydudan izleyenlere yüzlercesi. 'Beni izle, onu bırak beni izle' demiyor ki. Kumanda yani zaplama cihazı sizde. İstediğini, beğendiğini izle. Zorlama var mı? Yok. Severek, beğeni ile izlenen programlardan her kanalda var artık.

- Dizi film ? "Al sana dizi". Dizi dizi hem de.

- Yarışma? : "Çevir çarkı, bir de cep telefonundan şu numarayı da ara. Fazla bilgi sahibi olmana gerek yok, biraz ağla sızla, rol yap, pazarlık yap, çantayı kap. Laf aramızda ben de birine kaydoldum. Kayıt numaram 35 milyon 656 bin 948. Sabırlıyım, sıramı bekliyorum :))

- Gündüz kuşağı? "Hay hay!" Sabahları; orta şekerli çaylı-kahveli. Öğleyin; sebzeli-etli-börekli-baklavalı programlara ne dersiniz? Ustalarımız burada, fazla yaklaşmayın üstünüze yağ falan sıçramasın. Ayrıca kilonuza dikkat edin, malum bahar, sonra yaz. Hani mayo muyo, havuz deniz filan...

- Spor ? "Âlâsı." İşte futbol, işte goller, diğer spor dalları... boşverin onları. Yalnız mümkünse evinizde ikinci TV olsun, maksat tatsızlık çıkmasın. Yayın kuruluşumuzun demirbaşları, engin futbol bilgilerine sahip futbol üstadları, gene konuşturup, oynatacaklar, siz oynatmadan :) Her pozisyonu tarafsız gözle, hatta başka tarafa bakarak değerlendirecekler. (Maçı stadyumda izlememiş olabilirler ama o kadar önemli değil.) TV'de izledikleri görüntüleri as sonra yorumlayacaklar. Gol mü değil mi? Penaltı var mı yok mu? Top mu ele çarptı, el mi topa? Hakem düdüğü yuttu mu yutmadı mı? Futbolcu düştü mü, düşürüldü mü?

Düşmez kalkmaz bir Allah! Göreceksiniz, as sonra :)

- Film ? "Televizyonda ilk kez"

- Başka bir isteğiniz?

...

- Şimdi reklamlar.

- Ay, çok oluyorsunuz ama, bu kadar reklam olurmu, dizi şimdi bitecek, bu kaçıncı reklam, tam golü görecektik, RTÜK, Rütük...

Medya talepler karşısında ortaya çıktı.

Çok önceleri medya diye bir şey yoktu ortada, ortalıkta, kimse bilmez tanımazdı. Çoğu evde radyo bile yoktu önceleri. Ama her kahvehanede radyo vardı ajans saati geldi mi büyükler içeride, gençler dışarıda haberler dinlenirdi. Her kahvehaneye iki-üç gazete alınırdı. Bazı yaşlılar, gözleri iyi görmeyen, okuma yazması az olanlar veya olmayanlar da çocuklardan, gençlerden dinlerdi yazılanları.

Gazeteler, dergiler, resimli romanlar vardı. Gazeteler İstanbul'da basılır, kamyonlarla ülkenin dört bir yanına
dağıtılırdı. Okuma yazma bilen herkes gazete okurdu. Otobüste, trende, vapurda. Gazete okuyan birinin yanına oturmak, göz ucuyla yazılanları okumak keyif vericiydi. Gazeteler, gazeteciler okurları sayesinde yaşardı, gazetecilerin tabiriyle tezgah satışlarından sağlanan paralarla. Şimdilerde olduğu gibi ne sponsorları vardı arkalarında, ne medya patronları ne de siyasi - ekonomik güçler.

Sadece okurlarına güvenirlerdi. Bu nedenle okurlarına karşı dürüst olup, doğru haber yazarlardı, korkmadan.

Şimdi öyle gazete ve yazarlar o kadar az ki. Ama suçlu gene de medya.

Günümüzde medya dünyada ve özellikle ülkemizde büyük bir güç. Ama kontrolsuz bir güç. İyi ve emin ellerde ise ne iyi, yoksa... vay halimize.


Resim: www.thirdworldtraveler.com/'dan alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hepsi bu kadar işte. Elinize kolunuza bileğinize sağlık İlyas Bey. Sevgi ve saygılarımla.

Ayrıntıda gezinmek 
 05.05.2008 21:17
Cevap :
Dedim ya, destek vereceğim diye. Selamlar.  06.05.2008 11:37
 

Paranın ve gücü olanın tuzağına düştü artık. Tüketildi o da böylelikle. Selamlar sevgiler...

Özlem Akaydın 
 03.05.2008 22:03
Cevap :
Medya kontrolsüz bir güç. İyi ellerde ise amenna. Kötü ellerde ise vay halimize. Hem ekonomik hem de siyasî olarak güçlü kötü ellerde ise işte o zaman ... Bizler için, gerçekleri görme, doğruyu seçme anlamında da eğitim şart. Selamlar, saygılar.  05.05.2008 9:30
 

İlyas ağabey bizim ülkemizde medya varmı? Ben medyayı tarafsız olarak hayal ediyorum. Bizde tarafsız yayın yapan bir medya var mı sence ? Bence yok.Olmadığı içinde medya suçlu.Hepte suçlu olmaya devam edecek.Saygılarımla...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 03.05.2008 15:30
Cevap :
Sevgili Murat. Medya tarafsız olmaz, o eskidendi. O zamanlar medyanın sadece "Basın" kanadı yani gazeteler vardı, TV-İnternet ve diğerleri yoktu o nedenle bir çoğu tarafsızdı. Olaylara objektif yaklaşmak zorundaydılar. Çünkü taraflı, yanlı ve yalan yanlış haber yazan gazeteleri okur, almaz okumazdı. Tiraj ve satış düşerdi. Şimdi gazeteler medyanın diğer kanatları ile bütünleşti, birleşti bir bütün oldu. Artık tarafsız değiller ve olmaları da çok zor. Örnekler çok, gelince konuşuruz, derin konular... Eğitim şart... Selamlar, sevgiler.  03.05.2008 18:26
 

İlyas Ağabey, herkes medyayı suçluyor. İyi de ben şöyle düşünüyorum. Hangi medya ? Yandaş medya mi? Eleştiren, sorgulayan medya mı? Ben iktidarların, kendine yandaş medya yaratmasına çok kızıyorum. Bir de, sözde kendini mütedeyyin ilan eden, biat medyası var ki. Asıl tehlike onlar. '' Bizden olanlar ve bizden olmayanlar '' ayrımı bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Sevgilerimle !...

Suavi ALP 
 03.05.2008 9:57
Cevap :
Merhaba.Sevgili Suavi, medyanın ne denli etkin bir güç olduğu öğrenildikten sonra Türkiye'de (Kurum yada ya da Holding ya da adına ne dersek işte) onların bankaları ve medyası var. Medyalarındaki haberlere inanıyor, ürünlerini bankalarının kredi kartlarını kullanarak satın alıyoruz.Diğer taraftan salt satış yani kişinin para vererek aldığı gazetecilik deyimiyle "Tezgah satışları" 28.000 civarında olup aslında tirajları 800.000 olan gazete(ler) var.Amaç yanlı yayın yapan bu gazete(ler) nin daha çok kişiye ulaşması.Bir başka örnekte, dershanelerde yaşanıyor.OKS-ÖS'ye hazırlık amacıyla giden milyonlarca öğrencimiz var.Peki, her yıl bu öğrencilerin % 10 luk kısmı Atatürk-Türkiye-Cumhuriyet ilkelerinden uzaklaşıyorsa...N'olcak?Bir tarafta yaşamak için kurallara göre belki de acımasızca bir savaşan, diğer tarafta ise amaçları belli, belli ideolojiyi desteklediğini çekinmeden söyleyebilen ve nasıl ve ne şekilde desteklendiğini de bildiğimiz bir medya var. Niye medyayı suçluyoruz ki.Selamlar.  03.05.2008 11:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1731
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 2444
Kayıt tarihi
: 13.04.07
 
 

6 Mayıs, bir Hıdırellez günü "Merhaba dünya" demişim. Geçen elli küsur yıl. Bir şarkı vardır Osma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster