Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
119
 

Arap Düşmanlığını besleyenlere soralım: Askeri üsler mi, misyoner okulları mı kapatılsın! (2)

Bir ülkeyi, “Sömürge” haline getirmek: Askeri üslerle değil, gelecekteki ülke aydınlarını bu işe uygun “fikrî yapı”da yetiştirmekle mümkündür.  Örnek: Amerikan/Robert Koleji mezunu Halide Edip Adıvar, Milli Mücadele’de “Amerikan mandası” isteyen arasında değil midir?

-Yeni Devlet’in Fikri Yapısı’na katkı sağlayanlar arasında:  -Türkçü- Halide Edip ile Munis Tekinalp (Moiz Kohen) de vardır.  Bu iki Aydın’ın Yahudi/Musevi kökenli olduklarını bu olaya hiç karıştırmayalım. (1)

İttihatçı hırslı genç subayların büyük hataları nedeniyle, Osmanlının parçalanmasından sonra yine bunlar tarafından, “Türkçülük” üzerine kurulan, Yeni Devlet’in Fikri Temelleri, yaygın bilinenlerin aksine ağırlıklı olarak Türkler değil, Sabataistler/Siyonistler tarafından atılmıştır.

Bunun nedenleri araştırmaya değmez mi?

Fransız İhtilali’nden (beslenen) esinlenen Jön Türkler, Osmanlıyı parçalar ancak, Bizlere "ulusçuluk"u öneren Fransızlar; bugün hangi (Avrupa) birliğin bayrağı ve para birimi altında yaşamaktdır? 

Bizleri ("Ulus Devlet" adına) parçalayanlar, bizlere uygun gördüklerini, kendilerine  uygun (yararlı) görmemiş, tam aksine birlik olmayı, birleşmeyi uygun görmüşlerdir.

İlginç değil mi?

-“Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı"

Ondokuzuncu yüzyılla beraber Osmanlı toplum dinamiğinde ortaya çıkan faklılıklara paralel olarak değişmeye başlayan siyasî ortamda da, bir kimlik arayışına girdiklerinde de hep Yahudîler yanlarında olmuştur.

Nitekim ittihat ve Terakki hareketi ve bununla beraber o dönemde etkinlik kazanan masonluk içinde kurulan dostluklarda Sabetaycılar’ın ve Yahudiler’in ayn amaçlar altında birleşmeleri de bu nedene dayanmaktadır.

O kadar ki dönem içinde doğan ve fakat İstanbullu Yahudiler’ce benimsenmeyen Siyonizm hareketine Sabetaycılar daha fazla destek vermişlerdir.

Dönemin etkili isimlerinden (Sabetaist)Cavid Bey’in ve gazeteci Ahmet Emin Yalman’in İsrail’in kurulusunu destekleyen fikirleri acaba bir rastlantı mıdır? (2)

Burada izninizle bir soru da biz soralım: İsrail’in kuruluşuna onay veren (yöneticiler) Aydınların, “Arap Düşmanı” olmaları, yadırganacak mı, anlaşılabilir bir durum, sonuç mudur ?

...

İttihat Terakki’nin kurulmasıyla beraber Sabetaycılar’ın özellikle siyasî rolleri belirginleşti.

Genellikle o dönemdeki ‘diğer etnik unsurlara göre ticarî ilişkileri nedeniyle batı ülkelerine ve onların kültürlerine karşı ilgi gösteren Sabetaycı cematler, politik mücadelelerini, özellikle Fransız Devrimi’yle özdeşleşen hürriyet, kardeşlik ve eşitlik düşüncelerinde somutlaştırdılar…” (3)

 “..Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk öğretmeni olan ve onun Nutuk’unda adı geçen Şemsi Efendi (Sabetayist Şimon Zwi), devrinin yalnız büyük bir eğitimcisi değil, aynı zamanda siyasî yönleri de olan bir kabalistiydi…” (4-5)

Peki, “Sabetayistler-Kabalistler” Kimlerdir?

ATATÜRK’ün öğretmeni Şemsi Efendi, 1852 doğumlu bir Sabataist idi. Sabataistler’in bir zahirî Müslüman, bir de asıl kimliklerini teşkil eden Yahudilik ismi bulunuyordu.  Sabateistler neden iki isim kullanmaktadır?

Araştırmacı Ilgaz Zorlu Bey, Toplumsal Tarih dergisinin sayısında (1 Ocak 1994) yer alan “Atatürk’ün İlk Öğretmeni Şemsî Efendi Hakkında Bilinmeyen Birkaç Nokta”  ilk yazısında bu zatın o zamanın büyük bir Sabataycı kabalisti olduğunu beyan etmektedir.

Şemsi Efendi, Osmanlılara ve Müslümanlara kendini Müslüman biri olarak tanıtırken, el altından gizlice Sabatay dininin yayılması, Sabataycıların bilgilenmesi, güçlenmesi, üstün hale gelmesi için çalışıyordu. Kurduğu okulun “Akaid-i diniye” hocalığını üzerine almıştı. Bu derslerde Dönme öğrencilerine zahiren nasıl Müslüman görüneceklerini, bâtınen de Yahudiliğin Sabatay Sevi mezhebine nasıl bağlı kalacaklarını öğretmiş olsa gerektir. (6)

...

Meşhur Sabataycı gazeteci Ahmed Emin Yalman 1922’de Vatan gazetesinde yazdığı “Tarihin Esrarengiz bir Sahifesi’ adlı yazı serisinde Sabataistlerin Karakaşlar grubunda meydana gelen ilerlemenin (Şimon Zwi) Şemsi Efendi’nin açtığı Feyziye Mektebi sayesinde olduğunu iddia ederek

-iki asırlık fakr ü cehaleti beş on senelik bir intibah silip süpürdü. Bir zamanlar memleketin en mükemmel terbiye müessesesi olan Fevz-i Sıbyan ve Feyziye’nin bu intibahın husulüne pek büyük bir tesiri olmuştur” cümlelerini yazmıştır.

Atatürk’ün ilk hocası Şemsi Efendi bütün gayretiyle Sabatay Sevi’nin dinine bağlı olan Selanik Dönmelerinin ilerlemesi ve güçlenmesi için çalışmıştır. Balkan harbinden sonra Türkiye’ye gelen bu zat, 1917’de ölmüş ve dönmelerin Üsküdar Bülbülderesi’ndeki özel kabristanlarına gömülmüştür. (7)

 

Devam edecek

-Feyz-i Sıbyan’dan Işık’a Feyziye Mektepleri

“…1923’te buhranlı günler geride kalmıştı. Selanik Feyziye’sinin tüm öğrencileri Anavatana gelmiş, Selanik’teki okul kapanmıştı. Bir süre sonra Beyazıt’taki okul binası yetersiz kalmaya başladı. Bunun üzerine Teşvikiye’deki Naciye Sultan Konağı kiralanarak buraya yerleşildi. Kısa bir süre sonra da bu bina ve arazisi satın alındı.

17.12.1934’te Okulun ellinci yılı kutlamaları sırasında Yönetim Kurulu okulun adını Işık Lisesi olarak değiştirdi ve karar Atatürk tarafından onaylandı

 

www.canmehmet.com

 

Resim:www.fmv.edu.tr-hakkimizda-feyziye-mektepleri-vakfi alt yazı tarafımızdan düzenlenmiştir.

(1)Halide Edip Adıvar (1884 -1964) Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edip, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. Halide Edip’in,  “Yahudi” olduğu iddiası için bakınız; http://www.canmehmet.com/wp-admin/post.php?post=5231&action=edit

(2)Evet Ben Selanikliyim”, Ilgaz Zorlu. Sahife:8

(3) Gölpınarlı, Melamilik ve Melamiler., s.301 (Ilgaz Zorlu aktarımı)

(4) Ilgaz Zorlu, Sahife:21

(5) Diğer bir kaynak:  Soner Yalçın'ın Efendi: Beyaz Türklerin Büyük Sırrı adlı kitabında Şemsi Efendi'ye yönelik "...Artık Selanik'te cemaatlerin finanse ettiği modern eğitim veren okullar faaliyetteydi. Bunların en ünlüsü, 1873'te Vali Midhat Paşa zamanında, Şemsi Efendi (Şimon Zvi) tarafından açılan Fevziye Mektebi'ydi. Yoksul bir ailenin çocuğu olan rüştiye mezunu Şemsi Efendi öğretmen olmak ve mahalle mektebinde uygulanan ezbercilik sisteminden koparak yeni öğretim yöntemleri uygulamak amacıyla bu okulu açmıştı. Şemsi Efendi Sabetayistti" ifadeleri yer almaktadır.(Alıntı : https://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eemsi_Efendi )

(6) “Yahudi Türkler ve Sabetaycılar”, M. Şevket Eygi, Sahife:97

(7) “Yahudi Türkler ve Sabetaycılar”, M. Şevket Eygi,

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Işık okulları kavramının geçmişten günümüze, Türkiye'nin içerden işgali anlamında büyük rolü olduğu anlaşılıyor Mehmet bey...Beynelmilel Siyonizm, Osmanlı çınarını içerdeki kurtlara yedirerek devirdi...Aynı şeyin günümüz Türkiyesi için de planlandığı anlaşılıyor. İsrail-Siyonist hayranı "dindar"lar Işık okullarında yetiştirilerek kendi ülkesine saldırtıld...Gözleri kör edilmiş bu mankurtların Işık okullarında/evlerinde yetiştirilmiş olması da tarihi bir ironi ve ibretlik bir semboldür...Umudumuz o ki, bugünün Türkiyesi, eskisinden çok daha fazla tehlikenin farkındadır...İnşallah bu farkındalık hem bizi hem tüm mazlumları kurtaracak...Selamlarımla

ali açıköz 
 23.09.2016 18:47
Cevap :
Değerli Ali Bey, Sanayi Devrimi ile birlikte değişim, sadece tezgahların makineye dönüşmesi ile sınırlı kalmamış: Ordular yerini matbaalar ve (yazılı-görsel) medyaya bırakmıştır. Askerlerin işgali hem masraflı hem de kalıcı olmamaktadır. "Zihni işgal" ise, hem ucuz hem de kalıcıdır. Fransız komutan Napolyon, 1798'de Mısır'ı işgale gönderilirken, yanında askerleri ile birlikte ilim insanları, matbaalar, kiitaplar vardır. Bu -dönüşüm-sistemi Osmanlıda da uygulanmıştır. Avrupanın bu atağını gören Amerika'nın 1863'de, ülkemizde kurdurduğu Misyoner okulları da (Robert Kolej benzerleri)bu amaca yöneliktir. Bugün, Mısır, İran ve (Maalesef)Ülkemizin "elit!" tabakası-çocukları, bu zihni işgal altındadır. Mısır'da diktatör Sisi vardır, İran'da, Paris damgalı Humeyni'nin taklitçileri. 2011 Yılında (olmalı) ABD'li Senatör Mark Udall, "Mısır'a da bir Atatürk gerekli"dir. demiştir. Okumuyor, araştırmıyor, bu nedenle gerçeğimizi (yakın tarihe kadar)bilemiyoruz. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  25.09.2016 11:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1054
Toplam yorum
: 2670
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1718
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster