Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
63
 

Arap-Türk Düşmanlığı Tuzağı

Meraklıları, İngilizlerin 1918’de Yahudi ve Siyonistlere kurdukları “Haaretz” (*) gazetesini bilirler. Gazetede 16 Temmuz 2019'da bir yazı yayınlanır. Yazı, (Bir Arap’ın ifadesi ile) aşağıdaki paragraf ile son bulmaktadır :

“...Artık Filistinlileri de hariç tutmayan Türkiye’deki Arap karşıtı ırkçılıkla ilgili tecrübesi, onu sadece tek bir sonuca yönlendiriyor : 'Aileme söyledim, buraya gelmeyi düşünmeyin bile. Onların otobüste dik bakışlara ve aşağılamalara maruz kalmalarına katlanamazdım. İstanbul sadece bir son seçenek olmalı.' ” (1)

Bu ifade de bir gerçek payı var mıdır ? Yoksa tamamen hayal ürünü müdür ? Bu noktada kısa bir tarih yolculuğuna çıkıyoruz...

* * *

“ 'Birinci Dünya Savaşı’nda Araplar bizi arkadan bıçakladı' ” temalı Arap düşmanlığı soslu söylemleri desteklemek adına, 2016 yılında bir hurafe uyduruldu. İddiaya göre W.H.T. Squires adlı bir hemşire, 1. Dünya Savaşı esnasında Halep’te görev yaparken 3 tabur askerin tedavi gördüğü hastaneyi basan Araplar'ın Türk askerlerini katlettiğini söyler ve Bayan Squires bu anısını 'Halep Hatıralarım' adlı kitabında aktarır.”

Gerçek olmayan bu iddianın cevabı, Boğaziçi Yöneticiler Vakfı Kurucular Kurulu Üyesi İhsan Elhan tarafından orijinal kaynaklardan araştırılır ve tüm detaylı ile birlikte kamuouyuna sunulur. Aşağıda aktarıyoruz :

...

" Bir sosyal medya yalanı nelere gebedir ?

'...Türkiye’de dolaşan kurgulanmış bir mesaj ile işlenen bilinçaltı mesajında, Türkiye'de şu an yaşayan Suriyeliler için, 'Bunları kim memlekete soktu. Onlar da bizi arkadan vurmuştu, hatta hastane basıp yaralı askerlerimizi süngüden geçirmişlerdi, şimdi onlar eziliyor, bizim askerlerin intikamı alınıyor, oh olsun' algısı oluşturuluyor.

...Ortada 3 tabur yaralı Türk askeri vardı, Halep'te bir hastanede tedavi görüyorlardı. İsmi kulağa Amerikalı gibi gelen bir bayan hemşire vardı... Bu hemşire 'Halep Hatıralarım' ismiyle bir kitap yazmıştı. Barbar Araplar, hem Müslüman Türk’lerin yattığı hastaneyi basmış, hem de hastanede yatan yaralı ve çaresiz Türk askerlerini tekbirlerle süngüden geçirmişlerdi.

Vay barbarlar, vay hainler. Zaten bizi arkadan vurmuşlardı (Hemen aklınıza bu klişeler geliyor tabii).
Yüksek insani duygulara sahip batılı hemşire ise bu vahşet karşısında bir anne şefkatiyle iki damla gözyaşını içine akıtarak önce bu dayanılmaz hadisenin vuku bulduğu mekandan uzaklaşmış, sonra da günlerce bu kahraman askerlerin arkasından ağlamıştı.

...Hikaye fazla kurgusal kokuyordu ve fazlaca tesadüfler bir araya gelmişti. Açıkçası bir Anglo-Sakson yazar için biraz fazlaca vıcık vıcıktı. Yazarın kim olduğunu merak ettim ve kitabı aslından okuyabilmek için araştırmaya başladım.

SQUIRES KİMDİ VE KİTABIN ADI NEYDİ ?

Önce www.kitapyurdu.com  üzerinde W.H.T. Squires'in Türkçe'de 'Halep Hatıralarım' adında bir kitabı yayınlanmış mı onu aradım, yoktu.

Ardından www.amazon.com üzerinde 'Squires ve Aleppo Memoirs' kelimeleri ile arama yaptım, kitap burada da çıkmadı.

Sonra dünyanın en geniş kütüphanelerinden birisi, bünyesinde 48 milyon kitap, 58 milyon el yazması ve çok sayıda çeşitli malzeme içeren ABD Kongre kütüphanesidir, derleme kütüphanesi olarak yayınlanan her kitaptan koleksiyonuna alır, orada arama yapayım dedim. www.loc.gov  adresinde 'Squires ve Aleppo Memoirs' kelimeleriyle tarama yaptım.

Allah Allah, buradan da çıkmamıştı.

Sağ olsun ekşi sözlük imdadıma yetişti ve kitabın kendisine olmasa bile, kitaba ait bir referansa giden ilk ipucunu bana verdi.

https://eksisozluk.com/w-h-t-squires--5521249  adresindeki makale Squires'in kadın değil erkek olduğuna dair rivayetlerden bahsediyor ve farklı bir hikaye anlatıyordu. Ancak burada da kitabın adından bahsedilmiyordu. Okurken ekşi sözlük makalesinin içerisinde bir referans buldum. Referans Tosun Saral isimli bir yazarın Düşünce ve Tarih Dergisinin Şubat 2017 sayısında yayınlanan 'Kudüs'ü Nasıl Kaybettik' başlıklı bir makalesine ve onun Academia sitesi üzerinden PDF kopyasına bağlantı veriyordu. (http://www.academia.edu/31866612/Kud%C3%BCs_Nas%C4%B1l_Kaybedildi._How_We_Lost_Jerus alem_)

Dergi makalesinde geçen çok metin şöyle idi : 1921 yılında Kudüs'e giden Amerikalı Dr. W.H.T. Squires, hatıratında Amerikan Hastanesinde Türk yaralı askerlere bakan bir Katolik hemşirenin Türklerin şehri terk ettiğini duyunca Türk yaralılara tedaviyi bırakarak göz yaşları içerisinde Tanrısına şükür duası ettiğini yazmaktadır.

HİKAYEDEKİ DEĞİŞİM

Tüm hikaye birdenbire değişip, olay Halep'ten Kudüs'e gidivermişti.
Hikayede Dr. W.H.T. Squires, hemşire değil erkek bir doktor olmuş ve hikayede onun yanı sıra bir katolik hemşire peydahlanmıştı.

Ancak en önemlisi, makalenin (bulunduğu) derginin 42. sayfasında yer alan bu paragrafında hikayenin kaynağı olarak 10 numaralı bir dipnota referans vardı.
Dipnotu inceleyince bir kitap referansı buldum: 'The Egyptian Expeditionary Force in World War I: A History of the British-Led Campaigns in Egypt, Palestine and Syria (Nov 9, 2010 by Michael J. Mortlock)'.

Yani İngilizlerin 1. Dünya Savaşında yürüttüğü Mısır, Filistin ve Suriye seferini anlatan bir kitap.

Ancak W.H.T. Squires'in 'Halep Hatıralarım' adlı kitabına hala ulaşamamıştım.

Mortlock'un kitabını doğru isimle Amazon'da aratınca kolayca buldum. Amazon Kindle Reader e-kitap yazılımına indirip okumaya başladım.

Bu e-kitabı tarayınca, Squires'in adının 5 yerde geçtiğini farkettim. Kitabın referanslar kısmını taratınca Squires'in kitabının adını ise tam olarak buldum:

'Peregrine Papers: A Tale of Travel in the Orient, William Henry Tappey Squires, 1923 Baskısı ve 204 sayfa'

KİTABIN GERÇEK ADI BULUNMUŞTU

Kitabı tam ismiyle kongre kütüphanesinde aratınca kaydını buldum.
(https://catalog.loc.gov/vwebv/search?searchCode=LCCN&searchArg=23010503&searchType=1&per malink=y)

Sonra adı geçen yazarın tüm kitaplarını Kongre Kütüphanesinde tarattım, Halep Hatıralarım adlı başkaca bir kitabı yoktu.

Yazar, adından da farkedeceğiniz gibi bayan bir hemşire değil erkek bir doktordu : William Henry Tappey Squires.

Yani Squires bayan bir hemşire değil, Virginia’lı gezgin ve misyoner bir doktordu.
Kitabın adı da 'Halep Hatıralarım' değil, 'Seyahat Yazıları - Doğu'da Bir Seyahat Hikayesi' idi. Sonra kitabı tam ismiyle Amazon.com üzerinde arattım ve buldum : (https://www.amazon.com/Peregrine-Papers-Tale-Travel-Orient/dp/B01N00BKKQ)

...Yazarın 1. Dünya Savaşı sırasında ve Kudüs'ün düşmesi sonrasında kaleme alıp, 1923 yılında yayınladığı bu kitapta çok ama çok ibretlik ifadeler buldum. Okuduklarım bu günümüze ve hatta şu anda içinde yaşadığımız olaylara o kadar hitap ediyor ki inanamazsınız...

Misyonerlik, Malta Şövalyeleri, Tapınak Şövalyeleri, Kudüs, İngiliz Casusu Lawrence, Siyonizm’in Tarihi ve Filistin'deki faaliyetleri, 1. Dünya Savaşı ve Türkiye hakkında 1800'lerin sonu ve 1900'lü yılların başında çok azı da yakın tarihte yayınlanmış 300'e yakın kitabı nasıl göz ardı edebilirdim (Bilgi için not: Osmanlı’nın son yıllarında (1800-1918) batıda yazılan kitaplarda ülkemizden Osmanlı İmparatorluğu olarak değil genellikle Türkiye olarak bahsediliyor.)

...Birinci Dünya Savaşı’nın özellikle Osmanlı İmparatorluğu’na karşı olma ve İslam’ın geriletilmesi boyutu ile bir haçlı seferi olarak görüldüğünü hayretle gözlemledim.

Batılı misyoner teşkilatlarının, YMCA gibi Amerikan Hristiyan gençlik kuruluşlarının o zamanlarda Birinci Dünya Savaşı'nı, Hristiyanlığın beşiği Kudüs’ün kurtarılması ve Batı'nın başına bela olan İslam’ın geriletilmesi boyutu ile nasıl bir Haçlı Seferi olarak gördüklerini ve propagandasını yapmış olduklarını farkettim." (2)

* * *

Aralarında yüzyıllardır savaşan, savaşmakla da kalmayan, iki tane de Dünya Savaşı yaşayan farklı mezheplere sahip Avrupalılar, bugün tüm geçmişe (düşmanlıklara) sünger çekerek Amerika ve Rusya-Çin karşısında ezilmemek için “Avrupa Birliği” adı altında birleşirken, Müslümanların kendi aralarında birleşerek, Sömürülmemeleri adına bir güç olmamaları için medya ve siyaset üzerinden her türlü yalan söylenmektedir.

İşin acı olan yanı : Hem Türklerin, hem de Arapların Hıristiyan Batı’nın bu basit oyununa, tuzağına; biraz da geçmişte yapılan ve bugün de kısmen devam ettirilen (kasıtlı) yalanlara kanarak kolayca düşmüş olmalarıdır.

www.canmehmet.com

 

AÇIKLAMA VE KAYNAKLAR :

(*) Haaretz, İsrail'in en eski günlük gazetesidir, 1918 yılında kurulmuştur. İbranice ve İngilizce olarak basılmaktadır. İngilizce sürümünün basımı ve dağıtımı International New York Times ile birlikte yapılmaktadır. Haaretz ilk olarak Filistin'deki İngiliz askeri hükümetin desteğiyle 1918'de basıma başlamıştır. 1919'da Rus Siyonist'lerin lehine el değiştirmiştir. Almanya'da mağazalar zinciri bulunan, Yahudi ve Siyonist olan Salman Schocken 1937'de gazeteyi satın almıştır. (Kaynak : Vikipedi)

(1) https://www.haaretz.com/world-news/.premium-palestinians-were-spared-turkey-s-rising-anti-arab-hate-until-now-1.7491287  

(2) Araştırmanın tamamı için bakınız: İhsan Elhan : https://www.dunyabulteni.net/kultur-sanat/bir-sosyal-medya-yalani-nelere-gebedir-h422460.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı birkaç kez okudum ve gerçekten böyle basit bayaği bir yalana kanıyor olmamıza bir kere daha üzüldüm Mehmet Bey... Emperyalizmin bize attığı kazıkların başında bu Arap düşmanlığı geliyor..Ayni şeyi Arap "aydınları" nezdinde de Türkler için yaptılar! İslamın iki necip milletini birbirine düşürürsen bütün İslâm coğrafyası at oynatma alanı olacakti,oldu! İnşallah aklımızı başlarımıza devşirme zamani gelmiştir.. Ellerinize sağlık...Selamlarimla

ali açıköz 
 04.11.2019 16:31
Cevap :
Değerli Ali Bey, Batıyı iyi tanıyan ve Batıda yaşayan Aydın Araplar, çoğunlukla Türkler (Osmanlılar) hakkında olumlu düşünürler. Erdoğan hükümetlerinin Filistin davasına ve Araplara samimi yaklaşımları da Arap halkları tabanında bu olumlu görüşü daha da artırmıştır. Sizler de bilirsiniz: Bizde ve Arap ülkelerinde bulunan (Yabancı) misyoner okulları yıllarca "Arap-Türk düşmanlığı"nı ısrarla işlemiş, neticesinde: Taraflar karşılıklı nefretlerle bugünlere gelmişlerdir. Bir Arap atasözü; "Tekrardan kanaat doğar" der. Maalesef (okulda ezberletilenlerle yetinenler!) sadece "Araplar arkamızdan vurdular" iddiasını dikkate alarak yanlış kanaat sahibi olmuşlardır. İlginçtir! ülkemizi işgal eden; İngiliz-Fransız-İtalyanlar ve fırsatçı Yunanlılar "Dost!" olarak görülmektedir. Osmanlıya, İngilizlerin oyunu ile ihanet eden, 265 milyon Müslüman Arap içerisinde bir-iki aşirettir. Ki; Osmanlının yanında yine onlara karşı onlarca Arap aşireti savaşmıştır. Teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  05.11.2019 18:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1055
Toplam yorum
: 2678
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1719
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster