Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
325
 

Araplaşıyor muyuz Ne?

Araplaşıyor muyuz Ne?
 

Gidişimiz gidiş değil


Karışık işler bunlar. Kaynağı belli köklü değişimlerin tanıklığını yapmamıza rağmen neler olup bittiğini kestirmek güç gerçektende. İlklerin yaşandığı bir süreçteyiz. Yıllarca kapısında turlar döndüğümüz, kapısını eskitirken üşenmediğimiz ve hayalini kurduğumuz Avrupa Birliği üyelik sürecimiz yalan olmak üzere. Ya adres değişikliğine gidilecek yada sürece farklı bir yön verilecek onu zaman gösterecek ancak gittikçe Arap Birliği' ne bir adım daha yaklaşıyoruz gibime geliyor. Yıllardır Suriye ilişkilerinin çıkmazda olmasına rağmen son süreçte yaşanan kankalık boyut değiştirdi. Vize uygulaması kaldırıldı ve çeşitli ticari antlaşmalar yapıldı. Bununla yetinilmedi ziyaretlerin ardı arkası kesilmez oldu. Gerek üst düzeyde gerek yerel yönetim bazında her alanda Suriye ilişkileri yeni baştan nakış nakış örülüyor. Arap ülkeleri ile ilişkiler Suriye ile sınırlı değil elbette. Libya, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün ve İran ile farklı zeminlerde sık sık bir araya gelinir oldu. Hatta Libya'da Suriye gibi vize sorununu ortadan kaldıran ülkelerin arasına girdi. Sanırım Suidi Arabistan'da vize uygulamasını kaldırma arifesinde. Yani yeni adres Arap Birliği gibi görünüyor.

Bu adres değişikliği zorunlu mu yoksa alternatif yaratma politikası mıdır bilinmez ama görünen o ki Avrupa Birliği sevdamız rafa kalkmış durumda. Sadece Avrupa Birliği vedası ile sınırlı değil adres değişikliğinin oluşumları. Amerika'nın Afganistan'a daha fazla askerimizi gönderme konusunda ısrarlı tutumu, Ermeni yasatarısını kurgu halinde kabul etmenin ilk aşamasını Türkiye alyhine sonuçlandırması ve Iraklı Kürtler konusunda ki tutarsız duruşu ile stratejik ortaklık normlarına aykırı hareket etmiştir. Son olarak ta IMF ile yapılan antlaşmaların fesih edilmesi ile ekonomik ortaklıkta farklı bir hal almıştır. Avrupa ülkelerinin de tutumu ABD' den farklı değildir.

Bütün bu gelişmeler Türkiye'nin gelecek haritasındaki yerinin neresi olması gerektiğpi konusunda rota değiştirmesine neden olmuştur. Hazırlanmaya çalışılan Büyük Ortadoğu Projesinde Türkiye'ye nasıl bir rol biçildiği soru işaretidir. Davos çıkışı olarak başlayan ve arkasından İsrail Bakanı'nın Büyükelçiye hazırladığı aşağılama komplosu ilede tırmandırılan bir İsrail karşıtlığı aslında her şeyin cevabı durumundadır. Arap Birliği çerçevesinde seyir eden bir dış politikanın içerisindeyiz gibi geliyor bana. One minute çıkışı ile Arap ülkelerinde hızla yayılan bir Türk sempatisi oluşmuştur. Başbakanın adına ödül töreni düzenlendi Suidi Arabistan'da. Avrupa Birliği'ne girme çalışmaları sırasında kokoreç yasağı gündeme alınmıştı şimdilerde fiili olarak bir içki yasağı gündemde. Arap Birliği kriterleri bunu gerektiriyor çünkü. Ancak orda da farklı bir sorun var. Arap ülkeleri Türkiye'nin müslümanlığına pek itibar etmezler. Bunun temelinde de Laiklik vardır. Ancak yinede müslüman bir ülke olarak görürler. Arap Birliği beraberinde rejim sorunu patlak verirse şaşırmamak gerek. Ilıman İslam modeli Arapların gözünde incir çekirdeğidir. Onarın kırıntılarla uğraşmak gibi bir dertleri yoktur. Dilleri dua eder elleri ABD ye açılır. Toplum olarak araplaşmak gibi bir durum sözkonusu. Aslında ne Avrupa'ya ne de Araplara ihtiyacımız var. Kendimize özgü bir model tutturabilsek iç ve dış kaynağımızla kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabiliriz. Ama bu erdemi gösterecek hükümetlere ve Devlet Adamlarına ihtiyacımız var.

Yarınlar ne getirir bilinmez ama zaman bizden çok şey alıp götürdü.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 449
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

1977 Hatay/Serinyol doğumluyum. Okumayı beceremedim. Denedim ama sonuna kadar gidemedim. Lise mezunu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster