Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
402
 

Aras nehrinde kaz avı

Aras nehrinde kaz avı
 

1990'lı yılların başında bir şubat günü arkadaşım Halitle Aras Nehri kıyısında ava çıkmaya karar verdik. Aras Nehri taştığı zaman çevre köylere zarar vermesin diye üzerinden arabaların bile gidebildiği boydan boya set yapılmış. Bu set Aras Nehri boyunca devam ediyor.

Seti aşıp nehir kıyısında kendimize uygun bir yer ayarladık. Aslında seti geçip nehrin kıyısında avlanmak yasak. Nehrin öbür tarafı  Ermenistan. Yer yer de hem bizim karakolların hem de Ermenistan'ın nöbetçi kulübeleri mevcut.

Kış günü Şubat soğuğu donduruyor ama avcılık ve gençlik işte. Kendimize nehir kıyısında ağaç dallarıyla kamufle olabildiğimiz bir yer ayarladık ve beklemeye başladık. Yer yer uzaktan veya yüksekten ördeklerin veya cürepe denilen ufak ördek türlerinin geçtiğini görüyoruz. Bende namlusu uzun bir süperpoze var, Halitte ise güzel bir Rus çifte.

Aniden gelmekte olan bir ördek sürüsüne nişan alarak ateşledik. Halit'in nişan aldığı bir ördek tam ayağımızın dibindeki ufak gölete düşüverdi. Hayvan capcanlı ve suyun içinde dört dönüyor. Benimki karavana. Ördek habire suyun içinde daire çizerek deli gibi dönerken Halit'e bağırdım: "Halit şimdi bu suya dalar, çabuk ikinci mermiyi at !" dedim.

Halit 3 metre mesafedeki ördeğe nişan alarak tüfeğini ateşledi. Ördek halen dönüyor ama biraz yavaşladı. Halit hemen atılıp ördeği aldı ki attığı saçmalar hayvanın tepesindeki tüm tüyleri bir güzel traşlamış ! Ördek dım dızlak, sanki jiletle traşlamışsın.

Güldüm dedim ki : "Oğlum Halit hususi traş edeyim desen hayvanın orasını burasını keserdin. Hayvanı tam dazlaklara döndürmüşsün yahu!"

Halit de olanlara gülerken üst dişinin gümüşü parlayıp duruyordu. Neyse ördeği kesip av çantasına koyuverdi ve biz tekrar başladık beklemeye.

Fazla geçmeden bir grup kazın alçaktan ve üstümüze doğru gelişini farkettik. Heyecanla "Hazır ol Halit geliyorlar ! Ben soldakilere sen sağdakilere aynı kazlara ateş etmeyelim! " dedim. Kazlar bize yaklaşınca birden ayağa fırladık.

Şaşıran kazlar "Ga ga gak !" diye bağırmaya ve telaşla yön değiştirmeye veya aynı yönde hızlanmaya başladılar. Biz nişan almıştık bile.  Benim birinci mermim dokuzlu idi. İkinciye uzaklaşırsa atarım diye bir tek domuz mermisi koymuştum. İlk mermiyi attığım kaz tepetakla nehre düştü. İkinciyi biraz da uzaklaşan bir kazın arkasından attıysam da karavana ! Halit'in de mermileri boşa gitmişti.

"Seninki düştü ama canlı!"  diye bağırdı.

Baktım ki kaz tek kanadı yukarda kanat kırığı düşmüş. Hızla akıntıda giderken sağa sola bakınıp duruyor. Her an suya dalabilir.  Bu durumda aceleyle hemen alt göze bir üç numara mermi yerleştirerek  tekrar tüfeği kapattım ve nişan alarak ateşledim. Hayvancağız orada kalıverdi ama hızla nehir onu alıp götürüyor ve gittikçe de ortalara sürüklenmekte.

Tüfeği bir tarafa yaslayarak Halit'e bağırdım: "Ben aşağılardan suya gireceğim. Bu kazı babamın oğluna bırakmam ! Bana ateş eden olursa sen de onu vur ! Haydi eyvallah!" dedim ve kazın bulunduğu yerlerden 20 m. kadar aşağısına koştum. Yıldırım hızıyla bir don kalıncaya kadar tüm elbiselerimi çıkardım ve suya atladım. Su buz gibi ve akıntı neredeyse beni de alıp götürüyor. Yüze yüze kazın hizasına kadar ortalara ulaştım ve ayağımı yere attım. Su göğsümü geçiyor ve sadece ayak uçlarıma direniyorum ki geriye gitmeyeyim. Gözüm Ermenistan'ın nöbetçi kulübesinde -Ya birisi ateş açarsa!- Suya direncim artınca rahatladım, artık ayakta rahat durabiliyorum. Ama suyun içinden akıp gelen buz parçacıkları vücudumu donduruyor. 

Vurduğum kaz da yanıma iyice yaklaştı. tam üstüme gelen kazı boynundan yakaladım ve kaldırıp gururla Halit'e gösterdim.

Halit beni sudan çıkacak sanırken ben suyun karşı kıyısına Ermenistan'a doğru gidiyordum. "Ne yapıyorsun! " diye bağırdı.

Ben de : " Buraya kadar gelmişken Ermenistan'ı da bir ziyaret edip geleyim!" diye şakayla bağırdım. Yirmi metre daha yüzünce Ermenistan topraklarında Aras'ın kıyısında yürüyordum. Biraz kıyıda yürüdükten sonra kendimi tekrar suya bırakıp girdiğim yerden neredeyse 100 m. aşağılarda bizim kıyıya çıktım. Halit'e bağırdım: "Aman donuyorum çabuk bir ateş yak !"

Halit bir ateş yaktı. Ben de kendi elbiselerimle kurulanarak tekrar giyindim ve biraz ısınınca köye doğru yola koyulduk.

Köyde Hacı Amcanın dükkanında tarttırdığım kaz dört kiloya yakın geldi.

Bir Şubat günü av maceramız da böyle geçmiş oldu.

Spor amacıyla ve üreme zamanı dışında av yapan avcılara rastgele !

Ohannes bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 120
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1540
Kayıt tarihi
: 02.07.12
 
 

68 kuşağındakileri iyi bilirim. Çalışmam ziraat üzerine. İnsanların ana dilleri ile konuşmalarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster