Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
678
 

Araştırmalara göre, topluluk önünde konuşmak en korkulan aktiviteymiş

Araştırmalara göre, topluluk önünde konuşmak en korkulan aktiviteymiş
 

Orhan Pamuk




Bilip yazmak başka, bildiğini, hele ki sözlü aktarabilmek başka bir şeydir. Yazmak nasıl ki bir sanatsa, güzel konuşma yeteneği de ayrı bir sanattır.

Güzel yazabilen birisinden güzel konuşmasını da beklemek duygusal bir reflekstir.

Geçtiğimiz yıllarda Milliyet’in sayfalarında yazan yazarların toplandığı minik bir zirve yapılmıştı.

Görüşme sonrası katılımcı yazarların minik zirve hakkındaki izlenimlerini okumuştum.

Şu an adını hatırlayamadığım bir yazarın, aklımdan hiç çıkmayan şu ifadesi ise hâlâ aklımdadır:

"Blogda her konuda fikir bildiren arkadaşlara baktım da iş konuşmaya sohbete geldiğinde kimse de çıt yok, sanki o yazıları kaleme alan kişi o kişi değil."

Meâlen bunu söylemişti blog yazarı.

Bu beklenti haklı olabilir miydi?

Evet.

Gerçekten güzel yazabilen hiç değilse asgari ölçüde güzel de konuşma yeteneğine sahip olamaz mı?

Milletlerarası bir yazarlar toplantısında John Steinbeck’in de konuşması istenilmişti. Steinbeck kürsüye çıktı : "Yazarın işi konuşmak değil, yazmaktır" dedi, indi. [1]

Şayet konuşsaydı önündeki yazılı bir metinden mi yoksa emprovize bir şekilde mi yapardı onu hiç bilemedik.

Yazarın işi konuşmak değil yazmaktır ancak konuşması gerektiğinde söyleyecek iki çift lafı da herhâlde vardır.

Frankfurt Kitap Fuarı'nda konuşma yapmak için kürsüye çıkan yazar Orhan Pamuk konuşmasını yaptı ancak Nobel Edebiyat Ödülü almış ve adını dünya edebiyat tarihine altın harflerle yazdırmış biri olarak konuşmasını önünde duran yazılı metinden yaptı.

Çok iyi yazıyordu, en iyiydi, bir numaraydı, karizmatikti, elitti, eserleri dünya dillerine çevriliyordu ancak kendini ifade ederken yazılı metine ihtiyaç duyuyordu.

Herhangi bir siyasi partiyle doğrudan ya da dolaylı organik bir ilişkim yok.

Ancak herhangi bir siyasi partinin kıçıkırık bir temsilcisi dahi olsaydım ya da en metruk köyümüzün mahalle muhtarlığı bir seçim kampanyasıyla paralel yürütülseydi ve işbu sebeple bir konuşma yapmam gerekseydi, yazılı bir metin kullanmazdım.

Hele ki estağfurullah Nobel Edebiyat Ödülü falan alsam ve uluslararası bir organizasyonda konuşma yapmam lâzım gelse, olabilecekleri sanırım anladınız.

Sabrın sonu ile

Bibliyografya:

[1] John Steinbeck, Dünya Klasikleri Dizisi, Cennetin Doğuşu, Engin Yayıncılık, Türkçesi: Vahdet Gültekin, 1.baskı, sf. 5, 1990,İstanbul

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bakın bir de şu var; Yazmayı seviyorum, yazıyorum. İyi mi yazıyorum kötü mü orası ayrı konu ama konuşmaktansa dinlemeyi tercih ediyorum. Topluluk önünde konuşmak ise ayrı konu, mevzuya hakim olunca tıkanma olmayacaktır. Denemek lazım ama önce bir topluluk bulayım, sonucu söylerim size :))

Nilgün Akad 
 08.11.2008 0:49
Cevap :
Sn. Akad bir sus iki dinle diyorsun sanırım. Topluluk derseniz alın size burası da topluluk değil mi ama:) Teşekkürler  12.11.2008 12:35
 

Basit bir cözümü var o fobinin degerli Baver Bey: Mustafa Agabey'in anlatmaya calistigi gibi insanin konusuna hakim olmasi sartiyla cok kolay bir cözüm. Ciktiniz kürsüye diyelim. Ilk yapmaniz gereken sey; hitap edeceginiz kitleyi anadan üryan soymak, onu bir hamamda tasavvur etmektir. Iste o zaman esit statü saglaniyor, her iki taraf da rahat ediyor. Konusmaci insan. Ama hitap ettigi kitle de insanlardan olusuyor. Konusmaci, muhataplarini cirilciplak gördügünü onlara hissettirmeden isini yaparsa, önünde herhangi bir metin olmasina gerek kalmaz. Adam Nobel ödülü almis, ama bu kadarcik basit (ve insanca) bir özellikten bile bihaber:-) Bu hamam tüyosunu yillar önce bir ustam vermisti bana. Hep faydasini gördüm. Basit ve garantili cözüm oldugunu cokca birebir yasadim. Dost selamlarim, sevgilerimle.

pirmete 
 01.11.2008 22:36
Cevap :
Süper:) Çok güldüm Allah iyiliğini versin.. Bu arada Sevgili Pirmete yazarken aynı şeyi düşünsek ayıp ederiz değil mi dostum ne dersin??  01.11.2008 23:17
 

ama şunuda biliyorum, işim eğer çok konuşmam gerekseydi daha iyi (istediğim düzeyde) konuşma yapabilirdim...kendime 3 ay verdim, eğer iş ortamım değişmez ise kesin kararlıyım bu işin kursunu almaya, ne demişler tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır...

Ruksan İLDAN 
 28.10.2008 23:10
Cevap :
O zaman Ruksan İldan işini tam sevmiyor diyebilir miyiz?? Galiba evet  31.10.2008 17:56
 

Kelime haznemiz zayıf, okullarda hitabet sanatı öğretilmiyor. Kendini yetiştirenler de azınlıkta. Hele bir de unuturum diye söz kesme huyumuz var ki, tüm konuşmaların kavga havasında geçmesine neden oluyor. Orhan Pamuk Nobel ödülünü aldıktan sonra bir TV kanalında röportaj verdi. "Aman Allah'ım Orhan Pamuk diye göklere çıkarılan yazarımız bu mu?" diye düşündüm, zira sorulan sorulara cevap verirken eveleyip geveliyordu cümleleri. Bir Kamran İNAN'ı tanıdm politikacıların içinde, kâğıda filan bakmadan saatlarce ve düzgün bir Türkçe ile konuşabilen, her soruya da rakamlarla cevap verebilen. O zamanlar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'ydı ve ben kendisiyle Münih Başkonsolosluğu'ndaki bir resepsiyonda konuşmuştum. Yazılı metinler, konuşma esnasında konuların unutulmaması, takılındığında bakılması için. Ama bazıları okuyorlar. Aslında konuşmak o kadar zor bir şey değil. Cesur olmak, sorulanı anlamak veya ne anlatılmak isteniyorsa onun bilincinde olmak yeterli çoğu kez. Saygılar, sevgiler.

Mustafa Mumcu 
 28.10.2008 14:44
Cevap :
Mustafa Abi eski defterleri açmışsın yine. Senin meşhur fotoğraflarını ilk gördüğümde de dikkatimi çekmişti hatırlarsın. Kamran İnan'ın da gerçekten bir beyefendi üslubu ve retorik yeteneği vardır. Ünlüleri tanımak insanın skalasını işte böyle üst seviyelere çıkarıyor. Tekrar geçmiş olsun.  31.10.2008 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 398
Toplam yorum
: 1354
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1738
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

>Haziran 1975 doğumludur. >Samimîyetsiz gözlerdeki, yapmacık sözlerdeki haset ve kıskançlık k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster