Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
3335
 

Ardıç Ağacı, Dağların Tacı

Ardıç Ağacı, Dağların Tacı
 

Ardıç Ağacı... resim alıntıdır


Afyonkarahisar'ın Bolvadin İlçesine bağlı bir köy, öyle Doğu Anadolu'da ya da Karadeniz'in en ücra köşesinde bir köy değil. Ankara'ya ha iki ha üç saatlik mesafede. Sosyal açıdan genel görüntü belli, yoksulluk dizboyu. Doğal görüntü ise, yeşil adına bir noktacık bile yok. Gözle görünen her yer açık kahve rengi, hani toprak rengi diyeceğim ama toprak da yok:

Kendi gitmiş adı kalmış yadigar!

Eee, su yoksa hayat yok, ağaç yok, ağaç yoksa, uygarlık yok!

Kanal A (Avrasya) TV' de bir program, görmediğimiz, gitmediğimiz köyleri gezdiren onlarca programdan biri.Ama bu biraz farklı, farkı orta yaşlı sunucuda. Yörük şivesiyle anlatıyor, daha doğrusu hiç susmadan sürekli konuşuyor. Köylüler hazır mikrofon bulmuşken, koro halinde dertlerini ve devletten beklentilerini anlatıyorlar;

"İş yok, aş yok, fakiriz, cahiliz," diye sıralıyorlar dertler.

Sunucunun umurunda değil anlatılanlar, kimbilir aynı şikayetleri kaç kez duydu? O etrafı kolaçan ediyor. Eskiden kalma bir evin, mutfak gibi kullanılan genişçe bir bölümündeler. Ortada ağaçtan yapılmış direkler var. Sunucu yaklaşıyor direğe, hem inceliyor hem de anlatıyor:

-Bakın, sayın seyirciler, bu gördüğünüz direkler ardıç ağacından, tavana bakın, hasır gibi örülmüş, değişik bir model. Biliyorsunuz bu ardıç ağacı, öyle her yerde yetişmez, ardıç kuşu bu ağacın tohumlarını midesinde bir sene kadar saklar, orada tohum çimlenir, daha sonra dışkısıyla çıkar ve uygun ortam bulursa yetişir. Çok zordur yetişmesi. Buralarda yok bu ağaçtan, belli ki uzaklardan bir yerlerden kesip getirmişler buraya, derken.

Bir köylü, biraz yaşlıca olanı araya giriyor hemen:

-Yok, başka yerden getirmemişler, 60-70 yıl evvelinde, şu gördüğünüz dağlar hep bu ağaçlarla kaplıymış, buraları ormanmış.

-Desenize, kese kese kökünü kuruttunuz ağaçların!

Daha genç olan bir köylü, gülerek:

-Biz değil, dedelerimiz kesmiş, bizi hiç düşünmemişler, dedi.

Başka bir köylü:

-İşte, küresel ısınma var, yağmur yok, kar yok! Sonumuz kötü...

( Bu küresel ısınma konusunda, her vatandaşın söyleyecek bir sözü mutlaka oluyor. Bu ülke açısından sevindirici bir durum, herkes olayın boyutunun farkında!)

O sırada yanakları soğuktan kızarmış üç tane çocuk koşarak geldi ve merakla dinlemeye başladı. Sunucu onlara doğru yönelirken, bir şey bulmuş gibi sevindi:

-Durun bi hele! Şimdi buraya bakın!

İlk çocuğa uzattı mikrofonu:

-Senin şu göyneğin önünde ne yazıyoo?

Çocuk gülerek:

-Bilmeyon, ingilinzçe!

İkinciye sordu hemen :

-Beniki de gavurça!

Sırasını bekleyen üçüncü çocuk, kendinden emin, büyük bir gururla daha mikrofon uzanmadan bağırdı:

-Beni ki Türkçe, dedi. Bak YURT yazıyoo!

Sunucu, iyice emin olmak için yaklaştı. Doğru söylüyordu, dikdörtgen şeklinde, önplanda büyük harflerle YURT yazıyordu da arkaplanda küçük, karmaşık yazılar yine İngilizceydi.

Sunucu sesini hafif yükselterek:

-Ülen, niye demiyonuz, ana-buba bize önünde Türkçe yazılar olan urbalar alın! İşte sizin fakirliğiniz bu sebepten. Ülkemiz bu yüzden geri kalıyor işte. Bir daha diyecek misiniz?

Çocuklar hep bir ağızdan:

-Eveeettt!

****
Aslında bakıldığında sıradan ve komik görebileceğimiz bu söyleşi, derin ve anlamlı göndermeler içeriyor. Yerel kanal olduğu için, eminim çok kişiye ulaşmamıştır bu program. Belki Okan Bayülgen ya da Beyaz, komik seçkilerinin içine alırlarsa, yine yeniden rastlayabiliriz.

Biraz da bilgi verelim:

Ardıç ağacı, eskiden beri Türklerde kutsal sayılan bir ağaç. Üretimi zor ve başka bir canlı türüne bağlı olmasına rağmen, dayanıklı ve uzun ömürlü olduğundan hem değerli hem de tercih edilen bir ağaç. Türk Halk Kültürünün temel taşlarından olan, saz-bağlama yapımında da kullanılıyor. Sazın tekne bölümü genellikle dut ve ardıç ağacından yapılıyor.

"Ardıç ağacı ardıç ağacı başında tacı" diye semah dönülür Anadolu'da ağacın kutsallığı anlatmak için, yine "ardıçtandır kuyuların kovası" diye türküler çığırılır dağlarda.

Daha fazla bilgiye ulaşmak için bir kaç tık yeter. Benden bu kadar!

Sevgiyle kalın, ağaçsız, sazsız- türküsüz, öyküsüz kalmayın!


Resm alıntıdır:
http://www.siirblog.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok sevdim! İçim burkuldu! Bu yazı baş köşelere lâyık! Elinize sağlık Fatma Hanım! Bu bir iltifat değil emin olun! Yüreğimin dili! Bizim bize ettiğimizi.. Hiç kimse bize etmedi! Bu ağlaşmalar yok mu? Beyinleri: Az emek, çok kazanç yönünde işleyenler..Başka ne hak edebilirler! Fakirlik,yoksulluk bu sevimsizlerin nedenleri çok boyutlu! Devlet Baba başında ne taşıyor? Ki halkı onu örnek alsın! Halk özüne dönmeli! Kolları sıvamalı, ağaç katliamına harcadığı güçü, getirisi olan alanlarda kullanmalı! Götüre götüre soydular ama soğana bile döndüremediler! Nerde kalmış ardıç ağacı...Sevgiler!

Alev Meisel 
 23.01.2008 12:34
Cevap :
Küçük bir ayrıntı işte Alev Hanım, ardıç kuşunun bu özelliğini ikinci kez duydum ve ilgimi çekti, yoksa diğer malzemeler onlarca, yüzlerce programda var, oradan yola çıktım, daha ne hikayeleri varmış ardıçların da kısa kesmek en güzeli dedim, çünkü karındaşınızın telif hakları yazısı engelledi beni, isteyen araştırıp okusun! selamlar ve en derin sevgilerimle...duyarlı ve değerli insansınız benim için...  23.01.2008 12:42
 

Ardıç kuşu, ardıç ağacının tohumunu midesinde bir yıl saklıyor..Biz yok ettiğimiz ormanın tarihi kalıntılarını gördüğümüz zaman şaşırıyoruz..Etme bulma dünyası!

Ali Gülcü 
 22.01.2008 0:51
Cevap :
Öyle, bir de kuş aklı, derler fakat kuş, orman köylüsüne fark atıyor...Şimdi o kuşlar da çağa ayak uydurmuş ve çöplüklerden beslenmeyi tercih ediyorlarmış...baktılar ki ektikleri ağaçlar kesiliyor, vazgeçtiler...teşekkürler ve iyi günler dilerim...  22.01.2008 10:54
 

Fatma hanım, türü az bulunan ağaçlar çok daha nazlı ve bir o kadar da alıngandırlar. Sebebi dediğiniz gibi Türk Halk Müziğine hizmet etmeleri olsa gerek. Ben şahsen saz çaldığımdan; ardıç, dut ve ceviz ağaçlarına karşı çok duyarlıyımdır. Çünkü onlar gün olup saz olarak cisim olduklarında, Anadolu'nun en ücra ve en yanık köşelerinden ağıtlar ve halaylar ile şenliklere meze olur, ahenk katarlar..Selamlar,

Yalnıztürk 
 21.01.2008 18:19
Cevap :
Çok teşekkürler, ben de ceviz ağacını çok değerli bulurum, "cevizi diken kişi erken ölür," derler ama, olsun...ölse de geride ulu ağaç bırakmış olur...dut ağacı, Orta Anadolu'da çok sevilir. Burada sinek yapıyor diye pek tutulmaz...selamlar-mutlu günler...  21.01.2008 20:28
 

Söğüt, KAVAK:), selvi, çınar.. Ardıçı da çok duydum da yazının resminden tanımış oldum. Teşekkürler... Saygılar...

murat ertaş 
 21.01.2008 16:53
Cevap :
Erzurum dağlarının da tacı yok anlaşılan, ben de bilmezdim buraya gelene kadar.Zeytini dalında görünce erik sanmıştım, bu mevsimde erik olur mu, diye sormuştum hem de...öğrenmenin yaşı yok...selamlar...  21.01.2008 17:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2006
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster