Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
259
 

Arena Boğaları

Bir türkü vardı eskilerde kalan… 

“Yüce dağ başında yağan kar idim,
Yağdı yağmur güneş vurdu eridim,
Evvel yârin sevdiği de ben idim
Şimdi uzaklardan bakan ben oldum…” 

Birkaç ‘iyi adam’ bir tane kendileri kadar iyi olmasa da kendilerinden kabul ettikleri moderatör eşliğinde TV ekranlarında arzı endam ederler. Ortaya karışık bir ‘korku’ seçip siyaseti değil de halkı yönlendirme gayretindeler. Yönlendirmek istedikleri halkı hiç sevmezler, nefret ederler o halktan. Endişeli olmak güzeldir, endişe etmek hoştur. Hoşlanırlar endişe etmekten ve korku salmaktan insanların yüreğine. Bu çok okumuş ve okudukça cahilliği pekişen aklı evveller zekâları ileri seviyeye ulaştığında, her türlü doyuma ulaşıp da sapıklığa meyleden tipler gibi, zekâlarını kendileri gibi düşünmeyenleri aşağılamakta kullanırlar. Bu tip ‘sorun’lu kişiliklerde empati, sempati, tolerans gibi Sezen Aksu vari kelimeler yer bulmaz. Bunlar LPG’li araçlar gibi gaza basıldığında hareket eden varlıklar, ucubelerdir. Kendilerine gelen eleştirel yazı ve düşüncelere tamamen kapalıdır bu kendini bilmez güruh. Bunlar tek pencereden bakarlar hayata, diğerlerine kördür gözleri. Gaza getirici maillere açıktır pencereleri, hayatı sadece içmek, gezmek, eğlenmek, gününü gün etmek, gelecek endişesi taşımamak olan kişilerin şakşakçılığına soyunurlar ve iyot gibi açığa çıkar her cümleleri, her sözleri. Yazının başındaki türküyü çığırırlar, 2002 yılından beri de çığırmaya devam ediyorlar o türküyü. 

Düşene vurulmaz ama düşen yere serilince hala senin bel altına tekme savurma girişimini sürdürüyorsa, bazen içinden tüm vicdanlarını aldırıp şöyle okkalı bir tekme vurasın gelir. Biz yine de tekme vurmayı bir kenara bırakıp, bu zeka özürlüleri anlamaya mı çalışalım, empati mi yapalım, yazıktır düşmüş, iktidarları gitmiş, manevra alanları daralmış mı diyelim? Bu insancıkları psikologlara mı havale edelim yoksa Allah’a mı? Elbette bir ülkede ne kadar iyi şeyler yapılırsa yapılsın o iyi şeyleri herhangi bir bahane ile kabul edemeyen, içine sindiremeyen, lan biz neden yapamadık bu kadar iyi işleri? diyebilen ve bu hınçla iktidarı sevmeyen, sevemeyen tipler çıkacaktır. Bu gayet normaldir. Hazım meseledir. Hazmedemiyorsan kabız olmanın ve zorlayarak aşağılamanın ne âlemi var? denmez. Hiçbir zaman iyi iş çıkartamayan, 1923’lerde kalan, hala o zaman olmasaydı bu zaman olmazdı diyerek koca imparatorluğu Misak-ı Milli sınırları içine hapseden ve bununla da gurur duyan bir neslin devamıdır bunlar. Bu tiplere söylenecek çok söz var ama biz en iyisi fazla söz sarf edip de canlarını daha çok sıkmayalım. Haziran seçimlerinde aptal diyerek aşağıladığın halk bir kez daha aptal olmadığını ama sizin gibi ilerledikçe gerileyen zekâ küplerine yıllardır neden gereken dersi vermediğini düşünecektir. Su akacak yatağını bulacak, çer-çöp ise çalılıklara takılacak ve berraklığını bozamayacaktır o suyun. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 394
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 177
Kayıt tarihi
: 17.09.09
 
 

Bir kurumda yönetici olarak çalışmaktayım, 1974 Kayseri doğumluyum. Son demine varmadan hayatın h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster