Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '18

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
188
 

Arif V 216

Evde uzanıp kalmışsınız yorgunluktan bitkin vaziyette. Uyudunuz uyayacaksınız lakin kanepeye uzanmadan önce ışıkları kapatmayı da akıl edememişsiniz. Vee parlak ışıklar altında da uyumak sizin için bir işkence.

Ne yapardınız?

Ayağa kalkıp lambayı elektrik anahtarından kapatmak bir seçenek değil ama unutmayın. Bu işi yattığınız yerden halledeceksiniz.

Ne alaka diyenler var şimdi aranızda hissedebiliyorum. Bu sebeple olaya da hafiften gizem katma amacıyla cevabı ve alakasını yazının sonuna bırakıyorum.

Çok uzun süre önce fragmanı yayınlanmıştı Arif V 216'nın. Evde oturuyorduk, görür görmez karar verdik izlemeye. Epeyce bekledikten sonra nihayet vizyona girdi ve bu gün izledik oğlumla birlikte Cem Yılmaz ve saz arkadaşlarının son filmini. Aslında ilk çıktığı gün gidecektik ama yaşadığım birkaç küçük aksilik sebebi ile gecikmeli oldu biraz.

Olsun ne yapalım bu güne kısmetmiş...

Bu geçen zaman diliminde filmle ilgili sağdan soldan izlenimler gelmeye başlamıştı çoktan. Televizyonda rastladığımız programlardaki ünlüler oldukça methediyordu filmi. Onları pek kaale aldığımı söyleyemem. Sonuçta onlar aynı gemideler.

Sonra sandaldakilerin yorumları gelmeye başladı. Yani halkın. Farklı yaş gruplarından vatandaşların izlenimleri pek iç açıcı değildi ne yazık ki.

"Tüh dedim" yine hevesimiz kursağımızda kalacak. Cem Yılmaz yine diğerlerinin benzeri bir film yaptı galiba. Aynı ekip, benzer espriler filan, biliyorsunuz bu konuda çok üzerine gittiler son yıllarda adamın. 

Fakaat bugün izlediğim film, çok şükür ki vatandaşların pek te filmden anlamadığını yine ispatladı.

Evet yine Cem Yılmaz, Ozan Güven, Zafer Algöz, Özkan Uğur vardı, olmalıydı da zaten sonuçta bir devam filmi Arif V 216. Ama Yukarıdaki isimler kusura bakmasın en az onlar kadar iyi ve hatta onlardan daha iyi oyunculuklarda vardı bu filmde. Mesela Çağlar Çorumlu, Zeki Müren Canlanmış dedirtti resmen. Seda Bakan öte yanda. Daha önce Zaman Makinası 1973 te izlemiştim kendisini. Ve bayılmıştım o eski zaman kadınları havasına. Arif V 216'da gösterdi ki; bu güzel bayan kesinlikle yanlış zamanda doğmuş. İyiki de öyle olmuş aslında. Yoksa benim gibi 50, 60, 70'leri görmemişler için büyük kayıp olurdu. Şimdiki hanımlar alınmayın bu fikrime nacizane öyle düşünüyorum ki harbi dişiler, 1980 ve öncesinde yaşamışlar. Geç doğmuşuz anasını satayım...

Neyse filme dönelim. Film komedi filmi değil arkadaşlar. Gülmekten karnımız ağıracak filan gibi beklentilerle gidecekler kaldıysa hala piyasada, gitmesinler derim. Arif V 216 tam bir zeka filmi. Zeki adam Cem Yılmaz. Güzel bir taşlama aslında filmde olan bitenler. Günümüz Türkiyesi'ne 1960 lardan atılan küçük küçük taşlardan ibaret, beyaz pereye konulan. Biliyorum çok kişi bu durumu anlamayacak lakin gördüğüm kadarı ile yapılan tam da bu... 

Salonun büyük kısmı 20 yaş altındaydı. Hatta gördüğüm kadarı ile içerideki en yaşlı kişi 38'e gün sayan bendim. Eski Türk filmlerini hala bayıla bayıla izleyebilen benim gibi birileri yoktu yani ortamda. On yaş üstü veletler, sadece küfürlere güldüler. Aslında en çok onlar eğlendi gibi. Sadece gülmek istemişlerdi ve onları güldürecek enstantaneler bolca vardı. Asıl sıkıntılılar ergenlik sonundaki tazelerdi. Bazıları film bitmeden terk ettiler salonu. Onlardan bir boy küçüklerin kahkaha ile güldüğü küfürleri çoktan unutmuştular çünkü. Fimdeki ince esprileri yakalayabilecek kadar da yaşlı değildiler ne yazık ki. Örnek vermek gerekirse, filmin başındaki Arif'in söylediği "Ha anladım ben, libodosuz mahalle hikayesi olayı" Benden başka kimse gülmedi doğal olarak bu sözlere. Nasıl gülsünler ki. Nereden anlasınlar libidosuz mahalle hikayesinin ne demek olduğunu. Kaç tane mahalledeki tüm erkeklerin esas kızın muhteşem güzelliği ile ilgilenmediği ve onun manitasını kıskanmadığı film izlemişler ki. Onları suçlayamayız ama. Çok çok geç dünyaya gelmiş şanssızlar sadece.

Filmin diğer bir güzel yanı kostumleri idi. Kim yaptıysa zekasına, emeğine sağlık. Müzikleri muhteşem. Bu gün ilk kez dinlediğim, Ajda Pekkan'nın söylemiş olduğunu da bu gün bugün öğrendiğim Milyonzade'yi Farah Zeynep Abdullah çok güzel söylemiş. Hatta abartırsak Ajda Pekkan'dan bile güzel söylemiş diyebiliriz. Zannımca Farah Zeynep Abdullah ileride müzik konusunda da oyunculuğu kadar ilerleyecek. 

Filmin övgüye değer taraflarından biride, kadın oyuncuların güzellikleri idi. Özellikle kötü karakter Besim'in evinde ve Kay Kay Club'da dans eden hanımlar. Harikaydınız. Alkışlıyorum sizi. Güzellik görecelidir tamam kabul ediyorum ama kusura bakmayın, benim için 50 sonrası ile 80 öncesi dönemdeki kıyafetleri giyinmiş her kadın, çamurdan bile olsa güzeldir. Bu konuda hiç tartışmayın benle. Güzel diyorsam güzeldir kardeşim...

Velhasıl kelam, film gayet güzeldi arkadaşlar. Bence vereceğiniz parayı fazlası ile hak ediyor. 30 yaş üzeri iseniz gözünüz kapalı gidin derim. Bol bol gülümseyip, oldukça keyif alacaksınız.

Ammaa;

"Yataktan kalkmadan ışıkları nasıl söndürürsünüz?" Sorusuna zekamı, çoraplarımı ve yeteneğimi kullanarak ışıkları söndürürürüm diyorsanız, kesinlikle gidin.

Çok güler, çok hüzünlenir, çok çok da keyif alırsınız. 

Yıllar önce bir arkadaşım şöyle demişti. "Espiriyi belki herkes yapabilir ama sadece zekiiler anlayabilir."

İyi seyirler dilerim efendiimm...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 248
Kayıt tarihi
: 16.09.11
 
 

1980 İstanbul doğumlu. Yalova'da yaşıyor. Yazmaya çalışıyor...  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster