Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '09

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
2742
 

Arılar ve sinekler

Arılar ve sinekler
 

İnsanoğlu varoluşundan bu yana içinde bulunduğu hayat denilen karmaşıklığı çözümlemek ve yaşamı daha kolay bir hale getirmek için birçok yönteme başvurmuştur. Hayvanlar âleminin gizemli dünyasını anlamak ve çözmek ise başvurulan bu yöntemlerin en ilginci ve belki de en başarılısıdır. Bu yüzdendir ki, yaşamı kolaylaştıran birçok buluş ve yenilik hayvanların özelliklerinden yola çıkarak ortaya çıkarılmıştır. Böcek yuvalarından modern tren istasyonlarına, kuşların yapısı ve uçuş stilinden uçaklar, böceklerinkinden helikopter, yarasanın özelliklerinden ses dalgaları ve radar sistemleri geliştirilmiştir. Bu sayede ulaşım, haberleşme gibi birçok alanda başarılı buluşlar yaratılmıştır. Kobay, rat ve fare gibi hayvanların bilimsel çalışmalarda kullanılmasıyla da, insan biyolojik bir varlık olarak tanımlanmıştır. İnsanların davranış özellikleri, olay ve olgular karşısındaki tepkisi ve duyarlılığı yine hayvanlardan yararlanılarak ifade edilmeye çalışılır. Arılar ve sineklerin yaşam koşul ve döngüsünün, insanların kişilik özelliklerinin belirlenmesinde kullanılması ise ilginç olduğu kadar düşündürücüdür.

Hayatta karşılaştığımız birçok olayı tanımlamakta başvurduğumuz objelerin başında gelir hayvanlar. “Ahu gözlü” derken gözlerinin güzelliği ile ahuyu, kurnazlıkta tilkiyi, nankörlükte kediyi kullanırız benzetme yaparken. Bazen de sembolleştiririz onları. Güvercini özgürlüğün, aslanı gücün ve karıncayı çalışmanın sembolü görürüz. İnatçılığı belirtmek için katır ve keçiye benzetmeler yapar, köpeği ise hem sadakat hem de düşmanlığı belirtmekte kullanırız. Çok amaçlıdır kullanım şekilleri. Yine güvercinin başımıza pislemesini de şanslı bir zamanın habercisi sayarız.

İnsanların davranış özelliklerinin belirlenmesinde de kullanılır hayvanlar. Bununla ilgili kaynağı anonim olan <ı>“arılar ve sinekler” başlıklı bir yazıyı olduğu gibi aktarmak istiyorum. Çünkü belki de anlamakta çoğu zaman zorlandığımız insanın davranışlarını özetler nitelikte bir yazı.

<ı>Bir gurup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar. Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar. Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı
başaramıyorlar. Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar. Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor. Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar. İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.

<ı>Ancak biraz derinlemesine düşününce, karşımıza dikilen gerçek çok daha farklıdır. Çok basit gibi gelen bu deney beni oldukça düşündürdü. Arıların ne kadar akıllı yaratıklar olduğunu hepimiz biliyoruz, sinekler ise malum. Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama sineklerden midemiz bulanır, uzak durmaya çalışırız. Evet, ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuskusuz. Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir. Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir. Ve bu uğurda gerektiğinde ölebilenlerdir. Yürek, azim, sevgi, ilkeler, dürüstlüktür bunu yaptıran. Kendine saygı, yasadığı topluma saygıdır. Sinekler, karanlıkta sıvışan kaçaklardır, karanlığa yürüyenlerdir, karanlık düşüncelerdir.

<ı>Şişenin ağzının karanlığa bakmasının onlarca hiç bir önemi yoktur. Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır. SADECE kendi yaşamları söz konusudur. Nerede yemek varsa, nerede rahat yasayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler. Onlar için karanlık olması önemli değildir açık ağızların, karanlık sığınaklarıdır çünkü izlerini rahatça kaybettirirler. Arıyı kovalamak isterseniz savaşır, engellere aldırmaz. Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır ve değerleri için ölür. Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere. Her türlü pisliğe bulaşırlar, sonra da yiyeceklerinize, üstünüze, başınıza konarlar. Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar. Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler. Onlar için asıl amaç çoğalmak ve yayılmaktır.

Yukarıdaki örnekte olduğu gibi sinek davranışlarını kendilerine hayat ilkesi edinenlerin çoğunlukta olduğu bir toplumun ömrü ne kadar olur bilinmez ama ünlü bilim adamı Albert Einstein <ı>“eğer bal arıları yok olursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır” öngörüsünde bulunarak, arı olmazsa üreme, bitki, hayvan ve de insan olmaz demişti.

mine objektif bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2691
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nden 1997’de mezun oldum. Aynı Üniversitede yüksek lisans ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster