Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '19

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
72
 

Aristotales Sonrası Felsefe

Helenistik Felsefe 
 
Büyük İskender’in (M.ö. 323) ve Aristotales’in (M.ö 322) ölümlerinden sonra Yunan topraklarının siyasi ve konjonktürel değişimi felsefi değişimleri de etkiledi. Devlet yönetiminden uzaklaşan insanlar bireysel ve kendi sorunlarına odaklandığı bir hayata ve bakış açısına sahip olmuşlardır. Dinlere olan inanç zayıflamış ve sorunlarına pratik çözüm getirecek felsefeler arayışı başlamıştır.
İki felsefi akım bu geçiş döneminde öne çıkmıştır. Epikürcülük ve Stoacılık.
 
Özgür şehir devletlerinin ortadan kalkışı Roma İmparatorluğunun altında daha kozmopolit hale gelişi ister istemez kimlikleri ve fikirleri etkisi altına almıştır. Roma döneminin Aristo sonrası fikirleri metafizik çalışmalardan daha çok pratik ahlak felsefeleri olarak gelişti.Bir etik ve karakter inşaa etmek ‘doğru yaşamanın kodlarını bulmak ‘ üzere evrildi ve geniş elit çevrelerce de kabul gördü.
 
İnsanların çoğu artık eski yunan mitolojilerine inanmıyordu bu noktada oluşan Epikürcülük ve Stoacılık felsefeleri laik bir din gibi olmuştu ve hristiyanlığa karşı açıkça rakipti. Özellikle Yeni Platonculukla birlikte eski Platon felsefesi  Plotinus etkisiyle geliştirilmiş  din ve felsefe birleşmiş oldukça yüksek bir konuma erişmişti. Mistik bir konuma ulaşmıştı.
 
Platon mitolojik kahraman Akademos’a adanmış bir bahçeyi satın alarak burada Akademi adını verdiği okulu kurmuştu. Aristotales Lykeion’da (lise) bir okul kurar ve derslerini revaklar altında gezinerek verdiği için bu okula gezinenler’ adı verilmiş peripatetik okulu da denmiştir. Epikür kendi evinin bahçesinde (kepos) ders verirdi. Kritonlu Zenon ise derslerini revaklı galeri anlamına gelen ‘stoa’da verdiği için bu okulun filozoflarına da ‘Stoacı’ denilmiştir.
 
Yunan şehir devletlerinin çökmesiyle bireyler politika yapma gücünü ve isteğini kaybettiler. İnsanın yapısı gereği politik olduğu düşüncesi yerini bireyselliğe ve mutluluk arayışına bıraktı.Dünya vatandaşlığı kavramı oluşmaya başladı. Pratik bir fayda sağlayan iç huzuru tesis eden fikirler gelişmeye başladı.
 
Epikür ve Kuşkucular sükunet ve ruhsal huzur anlamına gelen ‘ataraksia’yı, Stoacılar ise insanın kendi iradesinin dışında başına gelen şeylere ihtiras ve coşku duymayarak özgürleştiğini ifade eden ‘apetheia’yı yaşamın amacı olarak belirlemiştir.
Yani burada varılan nokta insanın değişmez olan dış dünyayla ya da yazgıyla uğraşmak - çatışmak yerine kendine yönelip duygularını kontrol altına alıp, dinginleşmesi ve böylelikle bilgeleşmesidir.
Bu tanrısal olmak anlamına geliyordu. Bunu yapabilen Logos’a teslim olmuş, irfana ermiş kişiydi.
Varılan kanılar algıların bir ürünü olması kuramsal düzeyde değil artık pratik bir yaşayış ve hal durumu olmuştur artık. 
 
Helenistik felsefe jargonuyla bilgeliğin ifadesi ..
‘bir Tanrı gibi gezinir dünyalarda..’

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 274
Kayıt tarihi
: 20.03.18
 
 

 Sosyolog, Aile ve Evlilik Danışmanı, Pozitif Psikoterapi Danışmanı, Astrolog.     ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster