Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
99
 

Aristotales ya da Mantık'ın Kurucusu

Aristotales ya da Mantık'ın Kurucusu
 

Aristotales 
 
‘’İyilik, mükemmellik ve erdemle uyum içinde olan ruhun birlikteliğidir; ancak bu birliktelik tek bir güzel gün için değil bütün bir hayat için varolmalıdır, çünkü bir kırlangıçla yaz gelmez.’’
Nikhomachean Ethics
*
1- Bütün insanlar ölümlüdür.
2- Sokrates bir insandır.
3- O halde Sokrates ölümlüdür.
*
Gelin baştan başlayalım..
 
(M.Ö 384-322) Aristotales M.ö 384’te Selanik yakınlarında Stageiros’ta doğdu. Babası hekimdi. Bilgi ve bilgeliğe aç olan yapısı ve derin zekası, kaderin parmağıyla onu 19 yaşında Platon’a ulaştırdı. Platon’un Akademiasına öğrenci olarak girdi ve Platon’un ölümüne kadar onun yanında ayrılmadı. İdraki ve yetenekleriyle Akademia’da öne çıktı ve hocalık yapmaya başladı. Platon’un ölümünden sonra okuldan ayrıldı. Bu okuldan ayrılmasının birden fazla sebebi olabilir, Platon’un yerine geçecek kişi olma seçmini kaybetmiş olması da olabilir. Ya da dostu Atreneus kralı Hermeias’ın yanına gitmek istemesi olabilir, Assos’a gitti ve kralın yeğeniyle de evlendi.
 
343’te Makedonya kralı Phillip oğlu iskender’e ders vermesini istedi, (daha sonra meşhur Büyük İskender olacak olan) Aristo İskender’i 3 yıl kadar eğitti ve oradan ayrıldı. Memleketi Stegeiros’a gelip burda okulunu kurdu. Okulun adı Lykeion’dur.
 
Aristotales  felsefe denince akla gelen en büyük isimlerden biridir. Bunun elbette haklı bir sebebi var. 2000 yıl boyunca felsefesi başat felsefe olarak tüm dünyada ilgi gördü. Ezici bir şekilde Aristo felsefesi hakim felsefeydi. Çünkü Aristo kendinden önceki Yunan felsefesinin bir bütünü gibidir. Böylesi sistemli ve kucaklayıcı bir felsefe doktrini ve filozof bulmak pek mümkün değildir. Bu yüzden de Hristiyan dünyada Thomas Aquinas, İslam dünyasında İbn-i Rüşd’e dayanan bir skalada fikirleri kabul görmüş ve saygı duyulmuştur.
 
Hocası Platon dini coşkusu yüksek, metafizik algıları yüksek şair yaradılışlı mistik bir bilgeydi. Bu noktada Thales, Parmenides, Pythagoras’la benzeşir. Aristotales ise sistematik ve bilimsel yönü ağır basan Anaksagoras, Demokritos çizgisinde bir filozoftu. Ancak daha fazlasıydı.
 
İlk Yunan filozofları Doğa filozoflarıydı. Doğa (nature) üzerinde çalıştılar, daha sonrakiler İnsan üzerinde ahlak üzerine çalıştılar. Aristo’da ise ikisi de vardır. O tüm bilgiyi tümlemiş doğa ve insanı birlikte çalışmıştır.
 
Platon eklektik çalışan bir filozoftu. Onda sorunlar birbirinin içinde dialoglar’da işlenirdi. Aristo ise siyaset, ahlak, fizik,metafizik ve mantık üzerine ayrı ayrı çalışmış ve yapıtlar ortaya koymuştur.İlk Yunan filozofları doğayı incelediler, sonrakiler ise insanı Platon ise bu sürece dialektik’i idea felsefesini ekledi.Aristo’ysa mantık (logike) ekledi. Mantık daha öncede kulanılıyordu ancak onu sistmli olarak açıklayıp kullanan Aristo olduğu için mantığın kurucusu sayılır.
 
Aristotales’e göre mantık  herşeyin başıdır. Bir tür idrake giriş aletidir. (organon) Mantık bilimlere girişte bize yöntemi ve tekniği öğretecek ve kavratacak yegane alettir. (propedeutike) bir giriş bir hazırlanmadır.
 
Aristotales’in mantığı sadece bir teknik ve yöntem de değil bizzat kendisi bir bilimdir. Bu mantığın kökleride Platon felsefesine dayanır. Aristo da hocası Platon gibi İdealar dünyasındaki kavramlar’a ve birlik’e inanır. Gerçek varlık tümeldir ve tümelin bilgisi de idea’dır kavramdır. (ontos on) Buraya kadar Platoncu çizgide kalan Aristo buradan sonra ayrılır. Ona göre Platon felsefesi İdealarla gerçek dediğimiz fenomenler dünyası arasındaki farkı ortaya inandırıcı bir şekilde koyamamış yani kavramları algılanabilecek bir şekilde indirememiş ve soyut kalmıştır. İdealar alemi ve fenomenler dünyası birbirine bağlı olarak tümel düşünülse de birbirinden kopuk ayrı iki dünya olarak kalmıştır.
Bu noktadan itibaren öz ile görünüşün , varlık ile düşüncenin kopan bağını bir’leştirmek Aristo’nun temel problemi olacaktır. Bu birleştirme üzerine çalışacaktır.
Bu birleştirme öyle bir şey olsun ki düşünce ile algılanabilen idealar dünyası, gözle görebildiğimiz fenomenler dünyası arasındaki ilişki, algılanan kavramsal bilgiyle açıklanabilsin.
 
Aristotales’e göre idealar tek tek nesnelerin özüdür. Bunların varlıklarının varoluşlarının nedenidir.İki ayrı dünya vardı Platon’da idealar (gerçek dünya) ve duyu dünyası (algılanabilen dünya) . Aristo için idealar dünyası duyu dünyasının içindedir. Bu anlayışla tümel olanla (universalis) tekil olanın (singularis) arasındaki ilgiyi bilmek ve açıklamak..(devam edecek..)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 91
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 243
Kayıt tarihi
: 20.03.18
 
 

*Araştırmacı-yazar ve danışmanım. **Şiir, deneme ve düşünce yazıları yazıyorum. ***Felsefe/ Kadim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster