Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '12

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
604
 

Arkadaşımın arkadaşı da sığır

Arkadaşımın arkadaşı da sığır
 

Okudukça kendimi daha çok sığır olarak görüyorum!


Afrika sığırlarını bilirsiniz. Bir dere kenarında otlarken, hiç de gereği yokken, durup dururken aniden derenin karşı yakasına geçmek için ölümüne bir istek duyarlar. Kafalarına koyduklarını da mutlaka yaparlar. 'sığırca bir davranış' işte...

Bir sığırın, aklından geçenleri hemen uygulamaya koyup, derede ağzını açmış bekleyen dev timsahın üzerine doğru şimşek hızıyla bir anda atılmasındaki o ölümcül isteğin gücünü düşünebiliyor musunuz? Ya, diğer binlercesinin de hiç vakit kaybetmeden birbirlerinin üzerine üzerine çıkarak, kollarını bacaklarını kırarcasına suya atlamasını!.. Doğrusu kardeşlik, birlik - beraberlik, dostluk sevdası buna derim ben: Ölümüne arkadaşının yaptığının aynısını yapmak... Karada ve denizde, havada ve yerde, ovada ve dağda, köyde ve şehirde, evde ve sokakta, maçta ve mitinglerde, bir çıkar gözetmeden, hiç düşünmeden eğrisini doğrusunu, akıl etmeden hafifini ağırını, hiç tartmadan, ölçüp biçmeden,bir sıraya girmeden, asta - üste bakmadan, sadece arkadaşına uymak!... Az iş değildir bu. Bu zamanda, insan-lık, aslanın ağzındayken, sığırların neden timsahın ağzında olduğunu çok iyi irdelemek gerekli. Allah korusun! Kıyaslamalar yapılırken, enseyi karartmak da mümkün. Enseyi karartmamak gerekli.

Arkadaşım, hemen insanlaşmana ne gerek var? Benim ensem zaten kara, istesem de beyaz olmaz ki! Her canlı, varoluş koşullarından doğar, benim de varoluşum böyle, kendimi 'sürü'mden ayıramam ki! Siz insanlar tuhaf varlıklarsınız. Hiçbir şeyle yetinmeyen, her şeyde "ben" duygusunu işler de, "başka 'ben'ler de var mı?" diye, etrafınıza hiç bakmazsınız.

Yok, "bana 'ben' demek için ben 'ben'i bilmem lazım" da, yok, bende bir 'ben' vardır benden içerü" da... Senin içinde senden içeri bir 'sen' olsa kime yarar ki? Dağın birinde, dağın bilinmez bir yerinde bir altın rezervi olsa ne olur, olmasa ne olur; değil mi ki bilinmiyor, su yüzüne çıkmıyor!

Görülmeyen, elle tutulmayan varlıkları yaratmada birebirsiniz doğrusu... Bir de bunu, "akıl yolu"yla yaptığınızı söylemeniz yok mu! 'Bilinç'ine varılmayan 'gerçeklik' mi olurmuş? Bak bana, önümdeki-ler ne yapıyorsa ben de aynısını yaparak, onlara; yaptıkları davranışın 'doğru' olduğunu göstermede kolaylık tanıyorum. Ha, önümüz uçurummuş, akıntısı çok hızlı akan bir dereymiş, o derede dev timsahlar varmış, sonu ölümle de bitebilirmiş!... O kadarı da olacak artık! Var mı, ölümden kaçabilen? Sen de öleceksin, ben de. Bu bağlamda 'ölüm' zaten, kaçılması mümkün olmayan 'ortak' bir yönümüz. Gün gelecek her canlı bu 'ölüm'ü tadacak. O halde, 'ayrı-gayrı' durmanın ne anlamı var?... Ben 'hayvan' sen 'insan' olarak var olmuşsak, birilerinde suç aramanın anlamı ne ola ki? Dediğim gibi, her canlı 'varoluş' koşullarından doğar...

Hem, unutmamak gerekli ki, imamın o...duğu yerde cemaat sı...ar. Birlik ve beraberlik işte ben buna derim. Anca beraber kanca beraber; değil mi ki, elimizde olmayan sebeplerden dolayı değneğin iki ucunu da bo...latmışlar; gerçeklerden kaçış olmaz, ister istemez hepimiz, o iki uç arasında yaşamak zorundayız...

"Başkaları" deyip de, bizleri 'ötekileştirme'ye çalışanlar 'zayıf' yaratıklardır. Onlara rağbet etmemek gerekli. Onlar, "ben"lik duygusu altında ezilmiş, içinde bulundukları ortama ayak uyduramamış, bu yüzden de, çevrelerinde kendilerini göstermek, varlıklarını kabul ettirmek için, kendilerini 'ayrı' bir şahsiyet olarak tanıtırlar. Onlar, ancak, içlerindeki "öz"ün farkında olmayan bir cevizin kabukları kadardırlar. Bilmezler ki, Fark etmeyenler, farkedilemezler. Mesela ben, bir 'sığır' olduğumun farkında olduğum için, yanımdaki sığırlara uyum sağlamada bir zorluk çekmiyor, sonunda ölüm de olsa, yaptıklarının aynısını yapıyorum. Bu, bana bir "güç", bir "enerji" veriyor. Birbirlerimize verdiğimiz bu enerji ile, topluluğumuzu, grubumuzu ayakta tutmayı başarıyoruz. Başarımızın yegane temeli budur, bu temel bizim en büyük hazinemizdir. Bir gün, bu hazineden mahrum olmak zorunda kalırsak, biliriz ki, grubumuz dağılır, neslimiz tükenir, yok oluruz...

Alaettin Morgül /10.04.2012 

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kadar hoşuma gitmişti ki, ilkten sadece gülüşümü yollamıştım, başka bir sözcük ya da yorumla bu muhteşem yazınızdan aldığım lezzeti, keyfi bozmak istemedim... Bütün bir gün keyfini sürdüm bu yazının.. eh artık şimdi yorum yapabilirim:))) Sığırı, özellikle de sığırın kendi dilinden anlatmak harika bir buluş ve yaratıcılıktı. Zaten biraz da o yüzden daha da bir bayıldım bu yazıya, o kadar ki önerilerime de aldım. Eliniz, yüreğiniz, zihniniz dert görmesin. Hanidir bir yazıdan bu denli keyif almamıştım, sayenizde 8 köşe oldum desem yeri var:)) Sağolun var olun hep var kalın... dost selam, sevgi ve saygılar...

Filiz Alev 
 12.04.2012 9:36
Cevap :
Bu sıcak yorumunuz için teşekkürler Filiz hanım. Ayrıca, beğendiğinize de memnun oldum. Toplumun her kesiminde maalesef bu "sığırllar - kendi akıllarını kullanmadan, başkalarının yaptığının aynısını yapanlar -sadece parmak kaldırıp indirenler (!) o kadar sırıtmaya başladı ki, insanın kendisini başka bir 'varlık' (?) olarak göresi geliyor. İlginize tekrar teşekkür eder, saygılar sunarım.,   12.04.2012 17:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 917
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster