Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '19

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
34
 

Arkeoloji ve Halk Üzerine

Arkeoloji hakkında bilgi vererek zaman kaybettirmek istemiyorum. Ancak bir arkeoloji mezunu olarak ülkemizde mesleğe dair birkaç kelamda bulunmak istiyorum. Burada olumlu belki de hep olumsuz şeyler yazacağım ancak bir suçlama, kötüleme olarak algılanmasını istemem. Bir bilim insanı olmamama rağmen kendi çapımda eleştiri de bulunacağım diyebiliriz.

Arkeoloji bilimi maalesef üniversitelerin bilim kokan duvarları arasına sıkışmış kalmış bir bilim dalıdır. Evet, ülkenin her tarafında kazı çalışmaları yapılıyor olabilir, ancak bu vatandaşın bu işe değer verdiği, bu işi iyi bildiği anlamına gelmemektedir. Üniversitenin akademisinde yer bulabilirsen bu mesleği icra edebilirsin, başka türlü olanak kalmıyor. Evet, akademi isteyen bir bilim dalı olabilir, ancak bu mesleğin üniversite duvarlarında sıkışıp kalması demek değildir.

Arkeolojiyi üniversite de öğretebiliriz ancak tek gayemiz bu olmamalıdır. Vatandaşa da arkeoloji hakkında bilgiler verilmelidir. Bu yazdıklarım belki başka meslek dalları içinde geçerli olabilir ancak ben kendi alanım özelinde bilgi sahibi olduğum için bu şekilde yazıyorum.

Biz halka da inebilmeliyiz ki sonrasında ülkemiz sınırları içerisinde tahrip edilen, kırılan dökülen, çalınan tarihi eserlerin birçoğu yerli yerinde kalsın, kırılmasın, dökülmesin, çalınmasın. Bu konu da sadece eğitim sisteminde kusurlar bulmak yetmez. Sadece devletten yaptırım yapmasını beklememeli, üniversite kadroları tarafından bireysel sorumluluklar alınmalıdır. İğneyi kendimize, çuvaldızı başkalarına batıralım.

Atatürk’ün askeri okulların müfredatına konulmasını emrettiği o meşhur kitabı hepimiz biliyoruzdur değil mi? Grigory Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde. Buradan yola çıkarak bir şeyler söylemek istiyorum. Arkeoloji ve halk arasında ki durumu biraz daha açıklar nitelikte olacaktır. Kitabın Aydınlar ve Halk kısmında şöyle bir paragraf yer almaktadır:

 ‘’Bizim okumuşlarımız halktan nefretle bahsederler, kendi halkının eğitimiyle ilgilenmek istemezler… Sonuç olarak da sarhoşlara, hastalara, kızgın, eğitimsiz halk kitlelerine büyük çaba sarf etmek zorunda kalırlar… Derin halk toplulukları arasında alelade insanlar, daha yüksek seviyeden kişilerle karşılaştıklarında, ne kadar tedirgin olduklarına bakın. Bu neden böyle? Çünkü hepsi onları düşkünler olarak görür, küçümser, yüksekten ve nefretle bakar, onlardan kaçınırlar. Bu nedenle basit insanlar da kendilerine yüksekten bakan, sözde bu Tanrı adamı bilginlerle karşılaşmak istemezler. Onları sevmezler… Aynı ulusun çocukları olmalarına rağmen birbirini kardeş olarak görmezler, aksine iki kıskanç düşmanmış gibi bakarlar. Lüksü, güzel giysileri, zengin eğlenceleri gördükçe, bütün bunlar, içlerinde fesatlık uyandırıyor, daha çok öfkeleniyorlardı… Mamafih halkın kabalığını tedavi etmeyi, halk topluluklarının eğitimini ise hiç kimse düşünmüyor. Hiç kimse bir şey yapmıyor. Bilginler kendi bilgileriyle, halk kitlelerinin ulaşamayacağı, yüksek yerlerde oturuyorlar. Kitap ve gazeteler öyle yazılıyor ki, basit halk onları anlayamıyor. Eski Yunanlılarda Sokrat, yaşamın yüce gerçeğini ve güzelliğini yıllarca halk kitlelerine meydanlarında öğretmiştir…’’

Sonuç olarak kitabın bu kısmı aslında bizim bilim dünyası ve halk arasındaki ayrışmayı göstermektedir. Ben kendi mesleğim arkeoloji üzerinden bu değerlendirmeyi yaptım ve bu başka bilim dalları özelinde de geçerli olabilir. Herkes tabi ki her şeyi bilsin demiyorum, bu abes kaçardı zaten. Ancak burada da yazıldığı üzere de aydınlarla halk arasındaki uçurum gün geçtikçe derinleşmekte ve bu derinleşmeden halk çok daha olumsuz etkilenmektedir. Halk olumsuz etkilendiği zaman doğrudan ya da dolaylı aydınları da etkilemektedir. Arkeoloji özelinde de yukarıda belirttiğim gibi tarihi eserlerin halk kitleleri tarafından korunması değil tahrip edilmesi daha yoğun gözlenmektedir. Tarihi eserlerin üzerlerine yazılar yazmak, kırmak dökmek, görünce sinirlerimizi zıplatıyor. Bu konuda tek sorun halkın eğitim problemi değildir. Evet, bu da bir sorundur ancak bu sorun devletin ve onun bakanlıklarının, üniversitenin ve akademik personelin, belediyelerin, halkın ortak sorunudur.

Mehmet Emin Yolsal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 27
Kayıt tarihi
: 20.06.18
 
 

Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunuyum. Üzerine bilgi sahibi olduğum veya yorum yapabi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster