Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '06

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
8737
 

Arkeolojinin önemi

Arkeolojinin önemi
 

Arkeoloji, bir bilim dalıdır ve kazı yardımıyla tarihe yardımcı olur. Özellikle, ülkemizde bir hayli gelişmiş olması gereken bu bilim dalı, hakettiği yerde bulunmamaktadır.

2 imparatorluğa başkentlik yapmış olan İstanbul ve sayısız medeniyetlere evsahipliği yapmış olan Anadolu, belki de başka ülkelerde olmayan bir "arkeoloji potansiyelini" barındırmaktadır. Ancak nedense biz toplum olarak, tarihin bu "en yakın dostuna" tarih boyunca pek ilgi duymamışızdır.

Osmanlı'ya baktığımızda Mısır, Yavuz Sultan Selim'in fethiyle hilafeliğinin Osmanlı'ya geçişi dışında hiçbir önem arz etmemeiştir. Oysa, orada, piramitlerin gizemi ve hiyeroglif yazısı gibi birçok bilinmeyen şeyi açıklığa kavuşturmak için çalışmalar yapılabilirdi.

Bugün Mısır hakkında bildiğimiz herşey Napolyon'un Mısır'a yaptığı sefer sonucunda bilinmektedir. Başta Fransızlar olmak üzere birçok batılı, ilgisini Mısır medeniyetini anlamaya ve hiyeroglif yazılarını bulmaya yöneltmiş ve bunda da başarılı olmuştur.

Ülkemiz sahip olduğu tarihsel kalıntılarla o kadar zengindir ki, kendilerinin arkeoloji sayesinde günışığına çıkarılmayı beklemeden, heyelanlar sonucu kendi kendilerine ortaya çıkmaktadır. İstanbul da, arkeoloji açısından başka bir şehrimizdir ve metro çalışmalarına sık sık bulunan tarihsel kalıntılar nedeniyle ara verilmektedir. Hatta metro çalışması sayesinde, Bizans'ın kayıp limanı bile bulunmuştur.

Tarihsel kalıntıları günışığına çıkarmadığımız gibi, gün ışığına çıkarılanlara bile değer vermiyoruz. Bu değer vermeme, Zeugma antik kenti ile başladı, bugün yapılacak olan barajla önemli bir bölümü sular altında kalacak olan Hasankeyf ile devam etmektedir. Kuşkusuz, yarın da yeni bir antik kent, bu listeye dahil olacaktır.

Bir de tabi, arkeloji çalışmaları sonucunda veya kaçak çalışmalar sonucu ortaya çıkarımış tarihi eserler (en son olarak Karun Hazinelerine ait altın broş) var ki bunların da kaderi, antik kentlerden veya diğer tarihsel kalıntılardan farklı değildir. Ülkemizde bulunan ve yurtdışındaki müzelerde boy gösteren tarihi eserlerimiz çoktur ve en üzücüsü de bunlardan bazılarının uzun uğraşlar sonucu geri almamıza rağmen, bu eserlerin yurtdışına çıkarılmasına engel olamamamızdır.

Aslında Türkiye, arkeoloji sayesinde çıkarılmış ve çıkarılacak olan tarihsel kalıntı ve eserler ile dünyanın en çok turist çekme potansiyeline sahip bir ülkedir. Çünkü sanmıyorum ki, başka ülkelerdeki arkeolojik zenginlik bizdeki kadar olsun.

Kuşkusuz, arkeolojiye önem verilmesi insanımızda bir anda gerçekleşecek birşey değildir, ancak ne zaman ki biz:

tarihsel eserlerin paha biçilemeyecek eserler olduğunu dolayısıyla satılmaması gereken hazineler olduğunu, başta antik kentler olmak üzere günışığına çıkmış ve çıkacak olan tarihsel kalıntılarda bir zamanlar insanların yaşadığını, insanların şimdi kalıntı haline gelmiş o eserler sayesinde birşeyler paylaştığını, ve herşeyden önemlsi kendimize duymuyorsak bile en azından o insanlara( Hititler, Frigyalılar, Lidyalılar, antik Yunanlar, Urartular, antik Romalılar vb...) "saygı" duymamız gerektiğini anlamadıkça; daha çok "altın broş"lar yurtdışına kaçırılır, daha çok "Hasankeyf"ler sular altında kalır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tüneller çok geniştir.bu tünellerin dahada kuzeyinde yapılan kaçak kazılada toprağın 4 metre altlarından kül tabakaları cıkmakta bu kül tabakası genelde sanki bir şeylere su sızmasın diye serilmiş görüntüsü vermekte.bu bölgelerin. orta noktasında durup dogu istikametindeki tepelerde magra bulunmakta ve dağın içine giren bir delik gizemlerini hala saklamakta olup devasa şekilde uzanmaktadır.ayrıca mağrada birde havalandıma deliği olacakki dagın üstüne doğru uzanan delik kum akması sonucu dolmuştur.devasa tünelin ucu tahminler dogru ise daha aşagılardaki tünelle bağlanıyor.bölgedeki tepelerde genelde kil bulunmakta ve tepelerde kaya yok.zamanla tarım faaliyetleri sebebiyle bu tepeler ezilmiş nomal tepecik görüntüsüne bürünmüşlerdir.bu tepeler tamamen höyük (anıt)mezardır.bögeyle ilgili bir araştırma yapabilecek profesör veya arkeolog tanıyorsanız durumu anlatıp bilgi alabilirmisiniz.bir efes daha ortaya çıkaracak araştırmacılar.

ALİ ÇANAK 
 15.11.2006 3:35
 

yakın bir zamanda yaptığım bir araştırma sonucunda.FRİGYALILARIN YAŞADIĞIdönemlere ait olduğunu tahmin ettiğim bir bölgede yeraltı tünelleri ve su sarnıcı olacagını tahmin ettiğim kanal görünümünde uzantılar ve bu kanalların başladığı noktada yaptıgım ufak bir tahmin doğrulama kazısında bir boşka tünelle baglantı buldum.bölgenin tahmini haritasını 2 yıl gibi bir merak sonunda çıkardım.fakat bu haritadan başkalarına söz ettim bana hadila atma dediler fakat benim bu söylemimden sonra haritada tahmin yürüterek işaretlediğim noktalarda kimligi belli olmayan kişiler tarafından kazılar yapılmaya ve 2-3 metre aşağıdan büyük devasa duvar kalıntıları çıkmaya başladı.ayrıca bölgede çıkan bir kaynak suyu cıkış noktasında ulaşılabilen derinligi 5,5 metre derinliğinde ve 3.5 metre çapında kepcenin bile bir taşını sökmeye gücünün yetmediği duvarı ve bu duvarında 2,5m derinlik mesafesinde temek bulunmakta.ayrıca yeraltı şehri oldugununu tahmin ettiğim bölgenin kuzey batısında yerltındaki tüneller

ALİ ÇANAK 
 15.11.2006 3:13
 

Arkeolojinin önemi başlıklı yazınızda gerçekten benimde bir arkeolog olarak sürekli şikayetçi olduğum ilgilisizliğe değindiğiniz için çok teşekkürler. Kuşkusuz Anadolu tarihsel ve kültürel miras bakımından dünyanın belki de en zengin toprağı ancak bu zenginliğin öneminin farkında olup korumayı bilmek belli bir kültür birikimini ve bilinci gerektiren birşey. Dilerim bu bilince sahip insanların sayısı artar. Bu arada yazınızın girişinde arkeoloji tarihe yardımcı olur demişsiniz. Kuşkusuz günümüzde bilim dalları elde ettikleri verilerle birbirlerine yardımcı olmaktadır. Mesela arkeolojik kazılarda mimar, kimyacı, botanikçi ve antropolog gibi değişik alanlardaki elemanlar yer almakta. Ancak lise kitaplarında yazdığı gibi arkeoloji tarihe yardımcı bir bilim dalı değildir, arkeoloji kendi araştırma sahası ve metodu olan başlı başına bir bilim dalıdır. Belki o cümlenizden bu anlamı çıkaranlar olabilir diye bunu izninizle eklemek istedim.

Özlem ERTAN 
 29.08.2006 15:08
Cevap :
Arkeolojiyi, tarihe yardımcı bir bilim dalı olarak değil de, dediğiniz şekilden hiç düşünmemiştim. Yeni bir bakış açısı kazandırdığınız için bana teşekkürler.  29.08.2006 17:44
 

bir arkeolog olarak çevremdeki insanlara blogda yazdığınız ifadeleri yüzlerce kez kullanmışımdır ama ülkemizde arkeolojiye verilen önem her geçen gün azalıyor bunu gözlemlemek çok acı verici.. bu güzel yazı için teşekkürler...

GÜLSEN GEDİKOĞLU ATALAY 
 28.08.2006 15:54
Cevap :
Benimle aynı düşüncelere sahip birisinin varlığını bilmek güzel birşey. Dediğiniz gibi arkeolojiye verilen önemin hergün artacağı yerine azalması kuşkusuz kötü bir şey. Yorumda bulunduğunuz için ben size teşekkür ederim...  29.08.2006 2:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 142
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 3509
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

İstanbul'da doğdum. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunuyum. Felsefe, sanat tarihi, müzik özel i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster