Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
787
 

Armağan

Armağan
 

Önce, gözlerini kapat! Avuçların yukarı bakacak şekilde iki elini birleştirerek öne doğru uzat... Şimdi, seninle bir oyun oynayacağız; hazır mısın? Güzel… Sadece söylediklerime odaklanmanı istiyorum. Düşün! Şimdiye kadar yaşadıkların geçsin aklından. Yüreğinin bir kuş gibi kanat çırptığı mutlu anları anımsamaya çalış… Böyle anların çok az değil mi? Ya kendini dipsiz bir kuyuya düşmüşçesine çaresiz hissettiklerin? Ya da beklemediğin bir anda ansızın midene yediğin bir yumruk gibi, gafil avlandığın anların? Peki, çıkışını bir türlü bulamadığın sonsuz bir labirentte kayboldun mu hiç? İsyan ettiklerin olmadı mı? Kafan karışmadı mı? Bana cevabını verme; bırak sende kalsın. Sen, sadece düşün!

Avuçlarının içinde ne görmek istiyorsun, ona karar ver. İyice düşüncelerine yoğunlaş ve gözlerini aç! Ne görüyorsun? Hiç bir şey mi? İnan bana, daha iyisini yapabilirsin… Sadece benden ne istediğini düşün ve bir daha dene! Ya şimdi? Yavaş yavaş belirginleşmeye başlıyor işte! Bir deniz kenarındasın… Sakin ve dingin bir sahil, aynı senin gibi. Bütün yüz hatların gevşemiş, gülümsüyorsun. Elinde bir bardak dumanı tüten demli çay; gazete okuyorsun. Açıktaki balıkçı teknelerini izliyorsun bir yandan da. Önce ve sonranın olmadığı bir an! Zaman ve mekandan bağımsız gibi… Biliyorum, buna çok ihtiyacın var. Mutlu olup olmadığını sormama gerek yok; bu, o kadar belli ki!

Tekrar gözlerini kapat ve düşüncelerini serbest bırak... Şimdi ne görüyorsun avuçlarında? Bir müzik sesi duyuyorum uzaklardan. Gecenin lacivert koynunda, yumuşak bir ses, bir şarkı mırıldanıyor usulca... Dinliyorsun; senin için olduğunu bilmenin keyfiyle dinliyorsun! Gözlerin ışıl ışıl… Kulaklarından yüreğine akıyor melodiler adeta. Daha önce hiç ürpererek bir melodi dinlemiş miydin? Ya gözlerin dolmuş muydu birdenbire? Gene çok mutlusun; farkındayım… Yoo! Hayır! Asla veremeyeceğim bir şey istemedin henüz… Rahat ol!

Hadi , şimdi bir daha dene… O kadar hızlı koş ki, korkuların nefes nefese peşinden yetişemesin sana!

Kendini mi anlatıyorsun? Çekincesizce? Haklısın, elbette zordur insanın kendisini anlatması, ama imkansız değil. Başkasının yanında çırılçıplak kalabilmek ve “sen” olabilmek… Düşüncelerin dur durak bilmiyor, daldan dala atlıyorsun belki de. “Biliyor musun , bu gün ne oldu?” ile başlayan cümleler kurmak keyifli, değil mi? Dost zamanlar yaşamak? Başını yastığına yasladığında, rahatça uykunun kucağına bırakmak kendini? Beş duyunla var olduğunu iliklerine kadar hissetmek? Harikasın sen!

Sağlığını kaybettiğin zamanları hatırla! Şimdiye kadar seni üzen her şey, o anda ne kadar da anlamsız geliyor değil mi? Daha önce kafana taktıklarının ne kadar boş olduğunu görmek, seni dehşete düşürmüyor mu? Bırak kendini, ya bir sevdiğin hastaysa ya da yitirilmişse, ağzının tadı mı kalıyor insanın? Üstesinden gelinemeyecek ne var ki bundan başka? Avuçlarından, neşeyle gülen yüzünün yansıması, bana bunları düşündürdü bir anda… Haklısın, herkesin ağzının tadında olmasını istemek en önemlisi belki de… Ağız dolusu kahkahalar atabilmek! İstediklerine ve özlemlerine şöyle bir bakıyorum da… Bence, sen artık hazırsın!

İşte şimdi, sıra bende! Gözlerin kapalı öylece bekle… Sana bir armağanım var; hatta avuçlarına bıraktım bile… Sen… Yıllardır bu anı bekliyordun biliyorum. Hep, ters giden her şeye lanet okumuştun ya; hatırlarsın! Biliyorum, bana çok kızgınsın. Ben de biraz fazlaca üzerine gittim, haklısın. Sen zamanı tutamazken ve ben geçerken tam da senin içinden… Ve önemli olan o “an” ların hakkını vermekken… İşte şimdi silkinme zamanıdır… Omzundaki yüklerden ve olması gerekenlerden belki de. Ne görüyorsun parmaklarının arasında? Dikkatli bak… Evet! Beyaz bir gül… Yıllardır özenle senin için büyütüyordum onu. Bu gül, artık senin... Sadece senin… Ben, herkes için ayrı bir gül yetiştiririm. Zamanı geldiğinde de asıl sahiplerine veriririm usulca. Kimisi bir gülden, gül bahçesi yaratır kendisine; kimisi ise çürütür gider hoyratça ve umursamazca. Kurumuş gülleri yerlerden toplarken içim sızlar her seferinde… Sen, istersen, ömrünün sonuna kadar gülün hep taze kalacak; eğer istemezsen fırlat, at gitsin! Tercih sadece senin... Bu kararı vermeden önce iyi düşün ama! Önce derin bir nefes alarak, şu kokuyu bir güzel içine bir kez daha çek… Sen istediğin sürece, o hep senin olacak; bunu unutma! Sakın korkma ve bana bu kez güven!

Ne duruyorsun hala? Haydi kur şu bahçeyi artık!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayatı hep pas geçtiğimiz zamanlarla anıyoruz hep, haydi artıkları ise çok geçlerle süsleyip bahçeleri kurmak yerine hep ezer oluyoruz. Ama yeter değil mi artık. Eh yetsin de. Sağol gene ışık oldun.

Engin Allı 
 10.12.2007 10:26
Cevap :
Sevgili Engin Bey... Hele de bizim yaşlarımızda, artık kaybedecek bir dakikamız, boşa harcanacak tek bir güzellik olmamalı, değil mi? Elimizde olanların değerini bilerek kendimize en güzel bahçeyi kurup, bakımlı tutabilmeliyiz. Bu arada size karşı da mahcubum. Bir sakatlanma geçirdiğinizi Özlem'den öğrenmiştim. Bu vesile ile hiç olmazsa geçmiş olsun dileyeyim. Sevgilerimle...  10.12.2007 11:21
 

Dediğin gibi bize ait ama bizler ne kadar farkındayız onun acaba. Kaçımız onu koruyup ondan bir gül bahçesi yaratıyoruz acaba. Kaçımız elindeki o beyaz gülün farkında? Yazını okurken sanki meditasyon yapıyormuşum hissine kapıldım. Gözlerimi kapatacam ama bu sefer bu muhteşem yazıyı okuyamayacağım. Keşke sesli olsaydı yazın o zaman tam bir meditasyon etkisi yaratırdı herkesin üzerinde:)) Yüreğine sağlık. Sevgilerimle

Haşim Arıkan 
 27.11.2007 13:19
Cevap :
Aynı şeyi ben de düşünmüştüm. Dedim ki kendi kendime "Yav gözünü kapat diyorum insanlara ama nasıl okuyacaklar bu yazının devamını o zaman?" diye:)) Ben de yazdıkça sakinleşmiştim zaten. Sizde de böyle bir etki bıraktıysam ne mutlu bana. Değerli desteğiniz için çok teşekkürler ve sevgiler...  27.11.2007 15:09
 

Harika bir yazı olmuş.Hepimizin gül bahçesi olsa keşke.Fakat sizin de dediğiniz gibi önemli olan gülbahçesini kurabilmek değil onları yaşatabilmek.Ellerinize sağlık,sevgiler.

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 25.11.2007 6:08
Cevap :
Önemli olan sanırım gül bahçesine, ona bakmaya hazır olduğumuz zamanda sahip olabilmek. Çünkü henüz buna sahip olmanın ne anlama geldiğini kavrayamamışsak, o bahçenin hakkını da veremeyiz. Beğeniniz ve değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...  25.11.2007 13:58
 

çiçeklerle dolu bir bahçeyi kurmak kolaydır.. ya onlarla ilgilenmek?.. büyük bir sorumluluk gerektirir.. sen hazırsın.. bu çok güzel ballı çöregim. gül kokulu bahçende güzellikler diliyorum.. ve ben de sana kıpkırmızı bir gül gönderiyorum.. sevgimle.O güzel ellerine sağlık canımcım.

sema öztürk 
 24.11.2007 13:53
Cevap :
Bahçeyi kurmaktan çok devamlılığını sağlamak ve bakımını yapmak çok önemlidir Semacığım. Kesinlikle çok haklısın. Elindekilerin değerini ne kadar çok anlarsan, ona o kadar dört elle yapışmak gerek değil mi? Yolladığın kırmızı gülü de bahçemin en güzel köşelerinden birine zevkle dikiyorum. Kucak dolusu sevgilerimle...  24.11.2007 19:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1633
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster