Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '10

 
Kategori
Haftasonu
Okunma Sayısı
774
 

Arnavutköy'e doğru

Arnavutköy'e doğru
 

İstanbul fotolarımdan..


Evden çıktık..
Ben, iki torunum, kızımla düştük yollara.
Hava, bir yağmur sonrasında nasılsa öyleydi; kah bulutlu kah güneşli pırıl pırıldı.
Gideceğimiz daha doğrusu yürüyeceğimiz güzergahı yolda giderken belirledik.
Gideceğimiz yer, Levent'teki Akmerkez alışveriş merkezinin az aşağısından yokuş aşağı inip kavuşacağımız Arnavutköy'dü.
Büyük torun henüz yedi yaşında, küçüğü ise bir yaşında. Büyüğü yürüyecekken küçüğü bebek arabasında gidecek tabii..
Bendeniz, elimde makina, çekeceğim güzellikleri gözlemekle meşgulken, İstanbul'un gülen yüzünün ardında gülmeyen hallerini de görüp üzülmekteyim; betonlaşan yeşillikler ve paylaşılacak doğal bir ortamın kalmayışıydı beni üzen...

Dura kalka Arnavutköy'ün sahiline vardığımızda ''iyiki gelmişiz'' dedirten Arnavutköy'ün, kendi değerlerine sahip çıktığı, henüz betona yenik düşmemiş tarihi evleriyle ayakta kalma mücadelesine devam ettiğine hayran kaldım.
Sahilde ki rüzgara aldırmadan yaşlısı genci, kadını erkeği balık tutmaya sıralanmıştı deniz kıyısındaki kaldırımlara.
Onları ve boğazın güzelliğini, karşı kıyıların manzarasını seyrettik bir süre... sonra tekrar düştük yola...
Nereye mi? Ver elini Kuruçeşme'ye...
Maksadımız, tekne de balık ekmek yemekti sözde ama bulamadık, kalmamıştı... Yürümeye devam ederken, Kuruçeşme sahilinde tutuklu kalan Ata'mızın yadigarı ''Savonora'' gemisini de yakından görmek kısmet oldu böylece... Dedik ki, '' jilet olmasa bari ''

Sahildeki yeşillik ortasında biraz nefeslenirken bu kezde, '' Hadi gidelim Ortaköy'e, Kumpir yeriz '' dedik...
Vakit, akşam saatlerine gelmişti.
Ve dediğimiz gibi de yaptık; Ortaköy'de yemek molası verdik... Üstüne bir de Türk kahvesi içip tekrar yola koyulduk.
Ortaköy'ün o bildik görüntüsü daha bir kalabalık ve coşkuluydu sanki; el işi satan bayanların tezgahları, yiyeceği elinde sahile doğru inen gençlerin halleri, hele hele kedilerin orta yerde koşuşturmalarıyla Ortaköy, aynıydı... Bu arada büyük torun mızlanmaya başlamıştı '' Çocuk parkında oynayacağım''diye... Sanki hiç yürümedi mubarek... Oynadı da. Gönlü oldu ya artık tekrar yürüyebilirdi...

Yine mi? Dediğinizi duyar gibi oldum ;)) evet yine ve bu kez hedef Beşiktaş'tı...
Karnımız tok neşeli bir halde Beşiktaş' a ve oradan da Fulya' ya kadar tekrar yürüdük, torunumun bir sürü sorduğu sorulara cevap vere vere...
Bir ara durup taksi gözetlerken bizi daha önce az aşağıda görmüş olan taksi, zınk diye önümüzde durdu ''elbet binerler'' diye tahmin etmiş meğer;))

Öğleden sonraki saatlerde çıktığımız eve, akşam saatlerinde dönebilmemizi kutlayarak, kendimizi mutlu bir yorgunlukla koltuklara attık...

Not: İyi kötü çektiğim fotolar az sonra;)) Makinamı almayı unuttuğum için cep tel le çekildiler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 149
Ort. okunma sayısı
: 1290
Kayıt tarihi
: 09.12.06
 
 

Zonguldak doğumluyum. AÖF Mezunu olup, üç çocuk annesiyim. İki de torunum var. Şiir, doğa yürüyüş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster