Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '14

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
313
 

Aromaterapi

Aromaterapi
 

Fotoğrafın yayın hakkı, KOZMER'E ( Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezi) aittir.


Doğa tüm bitkilere eşit davranmamıştır diye başlamak istiyorum bugünki yazıma. Kuşkusuz hepsinin kendine özgü özellikleri vardır var olmasına ama doğanın, bazı bitkilere daha cömert davrandığı da yadsınamaz bir gerçektir.

Bitkilerin bazılarının eşsiz renkleri, bazılarının dizayn harikası biçimleri varken, bazılarının da büyüleyici kokuları vardır ki, sahip oldukları bu güzel kokular insanları binlerce yıldır hep o çiçeklere çekmiştir.

Aromaterapi; bazı kaynaklarda; bitkilerde bulunan uçucu yağlarla yapılan tedavi sistemine verilen ad olarak ifade edilmektedir.

Burada söz konusu olan uçucu yağlar ifadesi; oda sıcaklığında buharlaştıkları için, "eterik yağ" veya "esans" olarak da isimlendirilen bir grup kimyasal bileşiğe verilen addır.

Bana göre ise bu tanım küçük ve pahalı bir alanı kapsamaktan da öte, kekik yağı gibi doğrudan cilde teması mümkün olmayan yağlar açısından ve elde edilmelerindeki zorluk ve maliyette hesaba katıldığında uygulama anlamında gerçekçi olmayan bir tanımdır.

Buraya ve bu tanıma yeniden dönmek kaydıyla; geçmişten günümüze Aromaterapinin nasıl bir seyir izlediğine şöyle bir göz atacak olursak, kaynaklar bizi Mısır uygarlığına çıkarıyor diyebiliriz.

TARİHÇE

Yaklaşık 6000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu düşünülen aromaterapinin, ilk olarak eski Mısır uygarlığında güzellik ve tedavi amaçlı kullanıldığı bilinmektedir.

Eski Mısır’da aromatik yağlar, güzellik ve tedavinin yanı sıra, peruklarda ve hatta bazı dinsel ayinlerde tütsü ile karıştırılarak yakılmak suretiyle de kullanılmıştır. Yine aydınlanmak amaçlı kullanılan yağlara zengin evlerinde bir miktar hoş kokulu yağ karıştırılmak suretiyle, bir çeşit koku terapisi yapıldığı da bilinmektedir.

Güzel kokular, daima güzelliğin, sağlığın ve ihtişamın bir parçası olarak kabul edilmişlerdir.

Bugün bilinen en eski kozmetik ürün kabul edilen bir kaç kavanoz krem ve aromatik yağ şişeleri, kraliçeler vadisinde bulunan eski bir mezar odasından çıkarılmıştır ve  Mısırlı bir kraliçe olan Tuya' ya aittir.

Aynı çağlarda, eski Çin uygarlığı tarafından da aromatik yağlar ve bitkiler, tanrıya olan şükranın bir ifadesi olarak kullanılmıştır. Tanrıya sunulan hediyeler içinde sunak taşlarına konan en değerli şeyler arasında aromatik yağlar ve aromatik bitkiler daima yer almıştır.

Aromaterapinin tedavi ve güzellik maksadıyla kullanımı eski Yunan medeniyetlerinde de devam etmiştir.

Roma İmparatorluğu devrinde aromatik yağların aromaterapi amacıyla kullanımı, banyo sonrası masaj teknikleriyle daha geniş bir alana yayılmıştır.

Romalıların aromatik yağlarını, eski Arap ve Hint medeniyetlerinden getirttiği düşünülürse aslında aromatik yağların ve aromaterapinin ilk çıkış yerinin Doğu medeniyetleri olduğunu söylemek, hiç de gerçek dışı bir yaklaşım olmaz.

Ama günümüzde kullanıldığı şekliyle modern aromaterapinin isim babası Fransız bir Kimyacı olan, René-Maurice Gattefossé olarak kabul edilmektedir.

Esasen bir koruyucu hekimlik sistemi olan aromaterapinin kullanım alanı günümüzde, daha çok güzellik amacına yönelmiş olsa da, bitkisel yağların iyileştirici etkileri her zaman bilinmekte ve kabul edilmektedir.

Bitkilerin, kabuk, yaprak, çiçek, meyve, tohum, sap, kök gibi- farklı yerlerinden, çeşitli kimyasal yöntemlerle elde edilen güzel kokulu yağların birçoğu uçucu özellik taşırlar.

Bu şekilde atmosferde de, özellikle ilkbaharda, buharlaşmış olarak da mevcutturlar.

Yağlar, verdikleri koku, pek çok bitkiye karakter katan, kimyasal oluşumlardır.

Bitkisel kokular ait oldukları bitkinin adeta ruhunu oluşturmakla birlikte, her zaman yağ grubundan bir bileşik olmak durumunda da değildirler.

Bitkilerdeki uçucu yağların canlı hayatı için (özellikle insan), yerleri çok iyi anlaşılmış olmamakla birlikte daima kullanılmışlardır.

Olaya diğer yönlerden bakıldığında ise, hayvan hayatı açısından da, arı örneğinde olduğu gibi, çekici/itici olarak önemli oldukları, kısmen bitkinin kendi bağışıklık sistemini oluşturdukları ve bitkinin parmak izi kadar etkili olup, görülmeden bile sadece kokusu ile tanınmasına olanak sağladıkları da bir gerçektir.

Bitkisel yağlar yanıcı olup, alkol ve diğer organik çözücülerde içinde çözünür, suda ise yaklaşık %20 kadar çözünebilirler.

Aromatik kokuların yüzyıllardır doğal/bitkisel tedavi alanında kullanılıyor olmasından dolayı, aromaterapinin bitki/şifalı ot uygulamalarının bir branşı veya devamı olduğu düşünülebilir.

Ancak şifalı bitkilerle tedavi ile aromaterapiyi birbirinden ayıran temel farklar vardır.

Bir bitki ekstraktı şifa amaçlı kullanıldığında, onun nasıl bir çözücü içinde ekstrakte edildiğine bağlı olarak tamamından fayda sağlamak mümkündür.

Aromatik yağlarla yapılan aromaterapide ise, sadece bitkiye aroma veya koku veren bir bileşik gurubundan faydalanılmaktadır.

Buna karşın; aromaterapi kapsamında kullanılan aromatik yağlar, şifalı bitki tedavisinde kullanılan bitkilerden daha ciddi bir maliyete sahiptirler (1 ton gül yaprağından yaklaşık olarak, 250 gr kadar gül yağı çıkartılabilmektedir) elde edildikleri bitkiye ait diğer kimyasal bileşenleri içermezler.

Bu nedenle, aromaterapide kullanılan aromatik yağların, aynı bitkinin şifalı ot tedavisinde kullanılanına göre farklı özellikler taşıması normaldir.

Aromaterapinin binlerce yıllık geçmişine bakıldığında bu amaçla en çok kullanılan aromatik bitkilerin zambak, menekşe, limon çiçeği, gül, yasemin, ıhlamur, iğde ve lavanta olduğu, bunlardan elde edilen yağların daima çok değerli olduğu görülür.

Bunlara, güzel koku vermekten de öte, daha çok geleneksel ilaç özelliği taşıyan, ada çayı, defne, kekik, kantaron, okaliptüs, mersin, sandal ağacı gibi bitkilerde ilave edilebilir ki, bu bitkilerin gerek aromatik kokuları gerekse aromatik kokularını içeren yağları binlerce yıldır insanlara koku ve şifa dağıtmışlardır.

Yine sığla olarak bilinen günlük ağacı yağıda binlerce yıldır bilinmekte, sığla ormanlarına sahip olmak amaçlı savaşlar çıktığı da yazılı tarihsel kaynaklarda yer almaktadır.

ARGÜMANLAR VE ETKİNLİK

Aromaterapi uygulamalarında, bu tarz aromatik yağlar hastalığa tek başına çare bulmaktan öte, vücut ve ruh sağlığı için, bir çeşit koruyucu, rahatlatıcı bir yöntem olarak ele alınmalıdır.

Aromaterapiden mucize beklenmemelidir.

Yine bu yağların elde edildiği bitkiler doğal olmalı, yağların eldesi esnasında kullanılan yöntemlerde mümkün olduğu kadar, insan sağlığına zararlı kimyasaldan kaçınılmalı, kullanmak zorunlu ise, kalıntılarının uzaklaştırıldığından emin olunmalıdır. Aksi durumda deva olması beklenen yöntem yeni sağlık sorunlarına yol açabilir.

Vücut ve ruh; aromaterapide bir bütün olarak ele alınır ve herhangi birinde meydana gelen rahatsızlık veya düzensizliğin diğeri üzerinde de olumsuz etkiler oluşturacağı kabul edilir.

Organizmada dengeyi; güzel kokularla ruh, şifalı yanıyla da beden üzerinden kurmayı amaçlayan aromaterapi, vücut ve zihni uyarmak yoluyla kendi kendini desteklemesi ve iyileştirmesi esasına dayanır.

Bu nedenle, her hastanın kendine özgü bir hastalık seyri olduğundan, kendine özel bir aromaterapi uygulaması olmalıdır.

Aromaterapi, bilgi ve beceri ile uygulandığında güvenilir ve zararsız bir destekleyici bir tedavi şeklidir. Ancak, bazı bitki türlerinin yağlarının oldukça zehirli olduğu unutulmamalıdır.

Yine aromatik yağların elde edilmesi zincirin en önemli halkası olup, son derece bilgi ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Kullanılan aromatik yağın güvenilirliğinden kesinlikle emin olunması gerekir

Zehirli olmayan ölçülerde bile aromaterapi esaslarına uygun olarak ve konunun uzmanlarınca elde edilmeyen, bazı yağlar, organizmaya zarar verebilir.

''Koku en iyi hafıza uyaranıdır'' ve sadece bu sebeple bile çok önemlidir, diyerek bugün ki yazımı bitiriyorum.

Sağlıklı bir yaşam sürmeniz dileği ile.

 

Saygılarımla.

 

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir

01.07.2014

Muğla

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1334
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster