Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '19

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
132
 

Arpanatolia Gözüyle Kapadokya

Sanatçılardan popülist olmadan doruğa oturanlar vardır. Onlar başarının basamaklarını sessiz sedasız ağır, emin adımlarla çıkarlar. Ferhat Erdem Dirmil’de doğup büyümüş bir sanatçıdır. TRT’ye 86 yılında saz sanatçısı olarak girdi. Sanatında adım adım ilerledi. Sıradan bir saz sanatçısı olmadı. Yöresini araştırdı. Yöreyle yetinmedi, Anadolu’dan türkü derlemeleri ve alan araştırmaları yaptı. İlk defa geleneksel yöre çalgılarını Senfonilerle buluşturdu.  Anadolu’nun bütün yöre sazlarına türkülerine, türkülerin öykülerine, ezgilerin nesnel nedenlerine hakim oldu.

Ferhat Erdem’in müzik haritasında önemli ayrıntılar gösteren bir projeden söz etmek isterim:

Oğuz Elbaş’ın araştırmalarının esas alındığı ve yine Elbaş’ın yazdığı “Güneşin Bahçesinde Hattuşa’dan Hollanda’ya” adlı proje içinde Ferhat Erdem’in yöre çalgılarıyla yer aldığı Başkent Üniversitesi Senfoni Orkestrası tarafından tarihi tiyatral senfonik bir konser ilk defa Antep’te gerçekleştirilmişti. Bu konseri ilginç yapan Hitit dönemi çalgılarının arkeoloji kalıntıları üzerinde üniversiteler çalışılarak günümüz teknolojisiyle güncellenip bu konserde kullanılmış olması projenin önemli unsurlarından biriydi. Hitit uygarlığının toprakları üstünde bu gün yaşayan halkın türküleri, şarkıları bu konserde seslendirilmesi esas alındı. Bu konseri izleyen müzik eleştirmenleri “Bu senfoniden üç sanatçı ve kullandıkları enstrümanlarla konserlere devam etmesi gerektiğini söyleyince,  Ferhat Erdem, Çağatay Akyol ve Suat Kuş gibi isimler “Arpanatolia”yı oluşturdu ve yollarına devam ettiler.

Ferhat: “Arpanatolia başlangıçta türküleri çalmaya başladığı zaman, Anadolu insanı hangi ezgileri, hangi tınıları kullanmış, Yörükler hangi sesleri kullanmış, bunlara baktık. Biz türküleri melodik anlamda zenginleştiriyoruz. Evrensel boyutta armonilerle zenginleştirerek insanların hoşlanacağı şekilde sunuyoruz. Türkü yorumlarında doğaçlamayı ilk defa arpla çaldık. Daha önce böyle bir şey yapılmış değildi,”diyor. Çağatay Akyol ise “Bu topraklardan çıkan toprakdaş diyebileceğimiz enstrümanlar niye bir araya gelmesin diye Hitit projesinden ürettiğimiz bir proje Arpanatolia” diyordu. “Kardeş olan enstrümanlar evrensel boyutta bir araya gelsin, müzik dünyasına yayalım istedik. Aslında böyle bir projenin yapılmaması garip. Batıda arp çalan bin tane adam var. Ama arp’ı batıya böyle Yörük sazlarıyla taşıyınca batı başka gözle bakıyor.” Postseyyah Yazı:Yusuf Erkan

Bu grubun yaptığı güzel işlerden biri de "Arpanatolia Gözüyle Kapadokya" belgeselinin müziği idi:

TRT Müzik, TRT Avaz, TRT Türk, TRT Kültür kanallarında da yayınlanacak olan "Arpanatolia Gözüyle Kapadokya" belgeseli 29 Aralık 18 saat 20.00’de ilk defa TRT Arapça kanalında yayınladı.

Bu belgeselde zaten eşsiz görüntüleriyle insanı büyüleyen Kapadokya, Arpanatolia’nın müziği ile müthiş görsel bir şölene dönüşüyordu. Çimenlerin üstünde Ferhat Erdem üçtelli bağlamayı solaya çekerek Aşık Veysel’in “Çiğdem Derki Ben Alayım ”ezgisiyle ben Anadolu’yum derken, kıyısında oturdukları ırmağın içine Çağatay Akyol’un arpından adeta su damlaları dökülüyordu. Tarihi mekânlarda ney tarihi mistik çağrışımları yüreklere serpiyordu. TRT’nin kuşbakışı keyif verici çekimlerinde temaya uyan dörtnala giden atın nal sesleriyle Suat Kuş’un ritim eşleşmesi keyfi doruğa çıkaran birlikteliklerden sadece biriydi.

Bu belgeselde zaman yüzlerce, hatta binlerce yılı aşıp aynı çalgılarla aynı mekanlarda günümüz modern insanına sunum yaparken postmodern bir ruha dönüşüyordu.

Ferhat Erdem yüksek lisans eğitiminden sonra tezini Dirmil Yörük Müzik Kültürü üzerine yaptı. Yayınlanmak üzere olan bu tezden kısaca söz edecek olursam:

Ferhat Erdem’in görüşmelerimizde de belirttiği üzere tek kaygısı Dirmil müziğinde var olan özgünlüklerin kaybolmasıydı. Müzik değerleri açısından yörede çok geniş bir alan çalışmasını yazılı olarak kayda aldığını gördükten sonra bu kaygılarını ortadan kaldırdığını görünce çok sevindim. Ama asıl kaygısının “bir bir yaşamdan kopan icracı kaybının telafisinin mümkün olmayacağından” ve “hayatta olanları çok geç olmadan stüdyoya sokmak gerektiğini,” söylemesiydi.

Ferhat Erdem, bu tez çalışmasını yürütürken araç ve yöntem konusundaki sınırlamalar nedeniyle yaptığı çalışmayı şöyle açıklıyor:

“Bu tezde kullanılan yöntem, etnoğrafik yaklaşıma dayalı bir vaka çalışmasıdır. Vaka çalışmasında ise sözlü tarih ve katılımcı gözlem tekniği ile Yörük müziğinin toplumsal hafızadaki kronolojik parçaları birleştirilmiştir. Yerel müzik büyük ölçüde sosyal ve kültürel olarak kodlandığından Dirmil’in kültürü “içeriden” bakış açısı ile çözümlenmeye çalışılmıştır. Vaka çalışması bu kültürün analiz edilmesini sağlayacak en etkin araç olarak düşünülmüştür,” diyor.

Bu çalışmasında Yörüklerin göç hareketlerini, iskân politikalarına bağlı oluşturdukları yerleşim yerlerini; müzikte tarihsel dönem ve aşamalarını, Yörüklerin etnik tanımlamalarını, yaşam biçimlerini, üretim şekline göre yapılan kültürel etkinlikleri ritüelleriyle anlatmış.

İnsanoğlu henüz bir enstrümana sahip değilken kendi sesini parmağıyla kontrol ederek çıkardığı boğaz ezgilerini Asya’dan Dirmil’e kadar izini sürmüş. Dirmil’de bu boğaz icrasında bir guguk kuşunun ötüşünü, kızların oğlanların karşılıklı boğazla yaptıkları atışmaları curaya uyarlayan, Çörten köyünden Gök Şakir, Hüseyin Karakaya gibi uygulayıcı sanatçıların yanında bizzat boğaz geleneğini sürdüren Hasibe Can ile Ülkün Aydoğdu’nun kaydını yaptığı Maştalı Saadet Akıncı, Dudu Önal ve Şükriye Kaya’nın boğaz kayıtları üzerine inceleme yapmış.

Dirmil yerel müziği ve demografik değişimler arasındaki ilişkiyi 1950- 1980 dönemini günümüz açısından değerlendirmiş. Teke Yöresinin müzik, dans ve çalgı çeşitliliği bakımından göçebe yaşamın ve Orta Asya Türk topluluklarının izlerini kuvvetle taşıması bakımından birçok yöreye göre farklılıklar arz ettiğini yazmış.

Dirmil’de kullanılan çalgıların teknik özellikleri, ölçü standartları bakımından üreticisine, dönemine ve gereksinime göre standartları olduğunu göstermiş. Biliyorsunuz ki piyano 4 tonu bulan ağırlıklarıyla yerleşik hayatın çalgısıdır. Bağlama Yörüklerin göçer yaşamı nedeniylen ekmek torbasına girecek kadar küçültülmüş ve cura ortaya çıkmıştır. Curanın sözcük anlamı küçük demektir. Bu küçüklük bu haliyle o kadar tiz ve samimi bir ses ortaya çıkarmıştır ki sazlar dünyasında kendine seçkin bir yer edinebilmiştir.

Dirmilli icracıların diğer bölgelere göre açık ara tavır farklılığının altını çizmiş. İcracıları üç kuşak olarak değerlendirmeye almış.

Yöredeki üretim ilişkilerinin değişmesiyle sanatın icradaki olumsuz değişmeleri ve son dönemde icracı azlığından söz ediyor. F Erdem: “Yörük kültürünün canlı tanıkları olan yaşlı ve tecrübeli Dirmillilerin belleklerindeki geri döndürülmesi mümkün olmayan kıymetli veriler kaybolmadan bu alanda araştırma yapacak kurum veya kişilerce bir an önce kayda geçirilmelidir,” diyerek önemli bir çağrıda bulunuyor.

Şahsım olarak bu konuda yöreyle ilgili türküleri “Karacaoğlan Geleneğinde Dirmil Güzellemeleri” çalışmasıyla halk edebiyatı alanında değerlendirdim. Halk inançlarını Dirmil’i özel alan seçip “Teke Yöresi Halk İnançları” çalışmasını on yıla varan bir süreçte kaydını tutup yayımladım. “Dirmil Ömürcüsü”, “Goca Meryem”,  ve “Göl Hikâyeleri”nde yöreye ait yaşanmışlıkları diliyle, coğrafyasıyla öykülerini yazarak adı geçen birçok sanatçının kalıcı olmalarına katkı yaptım.

Başta Dirmil olmak üzere tüm Teke yöresinde araştırmalar yapan Yusuf Erkan’ın Cumhuriyet Dönemi Halk Çalgıları derlemesi de yöre müziği açısından büyük bir çalışmadır. Ayrıca yeni bitirdiği Dirmil Külliyatının da baskıya hazır olduğunu söyleyelim

Dirmil’de doğmuş büyümüş Yusuf Erkan, Halil Erdem, Ferhat Erdem gibi yöreye 30 yılını vererek kültürel birikimleri görsel, ses ve yazı bakımından kayda almış olmaları aydın sorumluluğunu yerine getirmiş olmanın yanında kendi olanaklarıyla profesyonelce eserler ortaya koymuş sanatçılar olduğunu söylemek isterim. Muzaffer Sarısözen, Sarper Özsan,  Hamit Çine ile başlayan ve genç araştırmacılarla devam eden “Dirmil”in kitaplar dolusu malzemeye sahip olduğunu söylemek mümkündür.

Aynı yaşam dilimini paylaştığım ve dönemlerini değerlendirme şansına ulaştığım başta Hüseyin  Karakaya, Emin Demirayak, Kadir Türen, Mehmet Ali Kayabaş ve Ferhat Erdem olmak üzere ticari kaygılar gütmeden Yörük ezgilerini özüne uygun çalıp gelecek kuşaklara aktaran yaşamını profesyonelce müzik icra ederek sürdüren Hüseyin Demir, Servet Tekin, Bayram Bayraktar, İsmail Türkkan, İsmail Evcil, Nadir Kılınç, Aşık Ömer, Arif Canyıldıran, Erol Kanyıldıran ve adını anamadığım tüm Dirmilli sanatçıları saygıyla selamlıyorum.

Ferhat Erdem’in sanat özgeçmişi:

FERHAT ERDEM, 1963 yılında Burdur’un Dirmil (Altınyayla) ilçesine bağlı Çatak köyünde doğdu. Çocukluğunda her evde birkaç kişinin (babası ve ağabeyi de dâhil) çaldığı Teke yöresi müzik kültürünün en önemli çalgılarından olan “Sipsi”yi çalmaya başladı. O dönemler düğünlerin çeyizinde sipsi çaldı. İlkokulu Çatak-Çörten İlkokulu’nda, ortaokulu Dirmil’de okudu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim ve Organizasyon Bölümünden mezun oldu. Konya Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde çalıştı. Konya’da yapılan Halk Ozanlar Şenliği’nde Anadolu’nun birçok yöresinden halk âşıklarıyla tanıştı ve etkilendi. Akşehir folkloru üzerine alan araştırması yaparak yöre müziklerini derledi ve TRT repertuarına kazandırdı. Kendi yetiştiği yöre olan Dirmil türkü ve ezgilerini derleyip TRT repertuarına kazandırdı. Özellikle Yörüklerin yaygın olarak kullandığı sipsi ve cura ile ilgili alan araştırması yaptı. 1986 yılında TRT Ankara Radyosu’nun açmış olduğu sınavı kazanarak Yurttan Sesler Korosu’na sipsi ve kaval sanatçısı olarak başladı. Yerel müziğin önemli isimleri Hüseyin Karakaya, Kadir Türen, Emin Demirayak, Ali Tekin ve Mehmet Ali Kayabaş gibi ustaların müzik kayıtlarını dinleyerek, bazılarıyla da aynı ortamlarda bulunarak icracılığını geliştirdi. Coşkun Güla, Yaşar Aydaş, Özay Gönlüm ve Musa Eroğlu gibi halk müziği alanında yetkin kişilerle doğrudan çalışma olanağı buldu. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Halk Oyunları Topluluğu ile Polonya’nın Bidgoşh (Bidgoskıe) kentinde yapılan “Folk Music Festival”i solo icra dalında dünya birincisi oldu. Birçok yurtiçi ve yurtdışı festival ve konserlere katıldı. Radyo ve televizyon programlarında kaval ve sipsinin geleneksel icralarıyla ilgili bilgilendirmeler yaptı. Teke Yöresi çalgılarıyla ilgili tez çalışmalarında kaynak olarak yer aldı. ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi’nde kaval öğrencileri yetiştirdi. Kültür ve  Turizm Bakanlığı ve Bilkent Üniversitesi’nin organizasyonuyla “Uluslararası Tarihsel Süreç İçinde Türkiye’de Müzik Kültürü ve Müzik Müzesi Kongresi”nde “Kaval ve Sipsinin İcra Karakteristikleri”, Gazi Üniversitesi Müzik Eğitim Fakültesi’nde “Anadolu Üflemeli Çalgıları” ve Aksaray Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde “Teke Yöresi Müzik Kültürü” konulu workshop sundu. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Akademik Orkestrasıyla Burdur’daki Sagalassos antik kentinde ve Muğla Üniversitesi’nde “Burdur Süit”i adlı ezgileri sipsiyle seslendirdi. Türk müzisyen Çağatay Akyol ile birlikte kurduğu “Arpanatolia” grubuyla yurtdışında Hollanda’nın Venlo, Belçika’nın Gent, Çin’in Hong Kong, Kanada’nın Toronto ve Vancouver, Bulgaristan’ın Varna, Burgaz ve Filibe, Macaristan’ın Budapeşte, İtalya’nın Sardunya adasında bulunan Cagliari ve Carloforte şehirlerinde konserler verdi. Aynı gurupla Afyon Caz Festivali, Uluslararası Mersin Müzik Festivali, Ankara Çağdaş Sanatlar sahnesi, Gaziantep Belediyesi, Bursa Belediyesi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Ankara Filarmoni Orkestrası, Bursa Senfoni Orkestrası, Ankara Kent Orkestrası gibi orkestralarla “Senfonikanatolia”, “Anadolu’dan Anzaklara” temalı konserler verdi. Arpanatolia grubuyla radyo programlarının yanısıra Opera Orkestrasıyla “Senfonik Dokunuşlar ve Klasik Esintiler” programlarına katıldı. Arpanatolia ile NTV’de yayınlanan “Eko Anadolu” programıyla Türkiye’nin 17 ilinde konserler verdi. Sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde “Burdur Gölü’ne Yas” belgeselinde yer aldı. “Arpanatolia’nın gözüyle Kapadokya” konulu TRT belgeseli ile Kültür Bakanlığı için çekilen “Kadeş Antlaşması” belgeseli ve yine TRT tarafından çevre farkındalığı yaratmak için Konya Meke Gölü’nde çekilen “Yunus” isimli klipte yer aldı.

Hâlen TRT Ankara Radyosu’nda görev yapmaktadır.  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 796
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster