Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '15

 
Kategori
Sektörler
Okunma Sayısı
57
 

Arsa karşılığı daire yerine arsa karşılığı borç ve çile

Arsa karşılığı daire yerine arsa karşılığı borç ve çile
 

Banka inşaatı satacağını söylüyor. İcra faizleri işlemeye devam ediyor.


Önce her blog yazarı gibi böyle bir yazıyı hangi başlık altına koyabilirim sorusuna yanıt aradım.

Listeyi iki kere taradım ve bu tarz durumların konu edildiği bir başlığa rastlamadım, rastlamadığıma da memnun oldum. "Demek ki benzer yıkıcı şeyler başkalarının başına fazla gelmiyor, çok fazla gündem olmuyor" dedim kendi kendime.

Sonra listeye tekrar ve dikkatle baktım ve "arsa karşılığı daire yerine arsa karşılığı borç ve çile" konulu bir yazı yazılacaksa bunun ekonomi finans ya da dalaverenin durumuna göre sektörler başlığı altında yer alabileceğini düşündüm. Sonra ekonomi finansı bir kenara bırakıp sektorler demeyi uygun buldum. Çünkü konu bir ekonomik sektörde yaşanan karmaşık durumların, birileri tarafından ve başka birilerinin mağduriyeti pahasına ranta çevrilmesiydi.

*

Bugün inşaat sektöründe kendini gösteren bir çıkar, rant dalaveresi yarın başka sektorde ortaya çıkabilirdi. Bugün benim dostlarım için birer yıkım olan olaylar, yarın başkaları için; paranın olduğu başka bir yerde, başka bir sektörde ve farklı kılıklarda boy gösterebilirdi.

Bugün aşağıda anlatacağım olaydaki arsa sahiplerini mağdur ettiği gibi yarın başka bir sektörde başka haklı çıkar sahiplerini de mağdur edebilirdi.

Televizyon ekranlarına ya da gazete sayfalarına sık sık düşen ev sahibi olma hayali kuranların şu ya da bu yolla dolandırılmaları ülkemizin gerçeklerinden biri değil miydi? 

Yani örneğimiz tekti ama o tek örnek ve bu iş alanlarında faaliyette olan insanlar, ilişkiler, işler göz önüne alındığında düşündürdüğü şeyler çoktu.

*

Efendim sizi fazla meraklandırmayayım.

Konu gittikçe büyüyen, genişleyen şehir merkezlerindeki değeri artan topraklarla, onların kat karşılığı sözleşmeleri ile inşaat alanlarına dönüştürülmesi ile ilgili.

Bir yakınım Van Depremi öncesi babasının Van şehir merkezindeki arsasını, kat karşılığı apartman yapmaya talipli olan bir firmaya vermişti. Yaptığı araştırmalara göre firma sahipleri dindar ve güven veren kimselerdi. Kendisi de güvenilir biriydi ve bu üç başka komşusunun da aynı rüzgârla aynı firmaya arsalarını sözleşme karşılığı devretmelerinde rol oynamıştı. 

Hepsinin ellerinde resmiyette geçerli olan kapı gibi sözleşmeleri vardı. Firma sağlamdı ve sorun yoktu.

Firmanın talebi üzerine, belediyeden inşaat ruhsatı alabilmesi için tapular firmaya devredildi.

Sözleşme ile adlarına daire yapılacak olan diğer kimseler her şeyin sağlam olmasını istiyorlardı.

Anlaşmalar yapıldıktan sonra tapu dairesinde arsaların karşılığı olan daireler için şerh koymak gerekiyordu ve bunun da bir miktar maliyeti vardı.

Yer sahiplerinin gönlü, kendilerine çeşitli kolaylıklar sağlayan, evlerinden çıkmak durumunda kalanların kiralarını inşaat süresince karşılamayı üstlenen sağlam (!) firmaya bu maliyeti ödettirmeye el vermedi. Bu işlem es geçildi.

İşe başlayabilmek için belediye ruhsatı gerekiyordu ve firma uzun bir zaman o zamanki belediyeden inşaat ruhsatı edinilmeye çalıştı. Aynı cadde üzerindeki diğer inşaatların emsal halleri belediyede kabul edilmedi. Belediye işi zorlaştırdıkça iş sürüncemede kaldı, inşaat gecikti.

Sonunda müteahhit firma emsallerden doğan hakkından vazgeçerek uzun zaman sonra çirkin görünmesine rağmen aynı cadde üzerinde beş metre daha içeriden temel atıp işe başladı.

İnşaat başlayıp birkaç katın kaba inşaatı çıktıktan sonra da Van Depremi oldu.

Deprem sürecinde çok sayıda işi aynı anda yapmaya çalışan firma iddialara göre devletten alacağı istihkaklar geciktiği için likidite sıkıntısına girdi, oradan kurtulmak için çırpındıkça da battı ve sonunda iflas etti.

Bu süreçte firma yetkilileri adına kayıtlı gözüken ama gerçekte sözleşme gereği yer sahiplerine ait olan dairelerin başına bir iş gelmemesi için üçüncü bir kişiye devirlerini yaptı, kendince güvence altına aldı.

İşler karışmaya başlayınca firma tarafından daire sahiplerine haber gönderilip dairelerini tapu dairesinden yapılacak bir satışla üzerlerine almaları gerektiği, aksi takdirde dairelerine kavuşmalarının sıkıntıya girebileceği bildirildi.

Yerleri karşılığında daire sahibi olacaklarını düşünen arsa sahipleri tapu masraflarını ödeyerek kat irtifakı tapularını alırken tapu dairesinde bir sürprizle karşılaştılar.  Daireler iyi günde firma tarafından teminat gösterilerek bankalardan teminat mektubu alınmış, sonra da teminat mektupları aksayan işler nedeniyle nakde çevrilmişti. Bu bankaları alacaklı kılmıştı. Bankalar da kendilerine güvence olarak gösterilen inşaat için icra işlemi başlatmışlardı. Yani o daireler üzerinde ilgili bankanın ipoteği ve icra davası bulunuyordu.

Kendisine teminat olarak gösterilen tapuların bir yapsatçı firma tarafından getirilmiş olması; itibarlı bir tüccar gibi davranmak zorunda olan bankayı, kredi aşamasında, istihbarat yapma konusunda uyarıcı olmamıştı. Banka bu inşaat firmasının inşaat yaptığı bu arsaları nasıl temin ettiğini araştırma gereği bile duymamıştı. Şimdi kabak daire karşılığı yerlerini verenlerin başına patlıyordu. Bankanın tedbirsizliğinin cezasını da onlar çekmek zorunda kalıyordu.

Dairelerine kavuşuklarını düşünüp tapu almaya giderken sevinen yer sahipleri, zamanla o ipoteğin karşılığının daire başına 20 -30 bin TL olduğunu öğrenecek, icra giderlerinin de eklenmesiyle borçlarının daire başına 40 bin TL'na kadar çıktığını göreceklerdi. Yasal süresi içinde icra dairesine itiraz edilmediği için icra da kesinlik kazanmıştı.

Üstelik inşaatın kaba kısmının yarısı bile tamamlanmamıştı.

Tam o günlerde inşaatın zemin katındaki dükkanları satın aldığını söyleyen bir başka kişi devreye girmiş ve binaları tamamlayacağını söyleyerek inşaatı tekrar başlatmıştı.

Bu şahıs da yer sahiplerine arsa paylarının her durumda hakları olduğunu belirtip dairelerini yapıp vereceğini ancak banka borçlarına karışmayacağını söylüyordu. Bu durumda yerden dolayı daire sahibi olanlar daire başına 40 bin TL civarındaki borçlarını ödeyerek evlerine kavuşabileceklerdi. Oysa iş o kadar kolay değildi. 

İlgili banka ile defalarca görüşülmesine rağmen elle tutulur bir sonuç alınmıyordu. Bu arada inşaatta da gözle görülür bir ilerleme sağlanmış, kaba inşaat daha da yükselmişti.

Alacaklı banka eksperlerini gönderip inşaatin son hali üzerinden değer tespiti yapmış yer sahipliğinden hak sahipliğine geçen daire sahiplerine icra tebliğatları göndermişti.

Eller, kollar bağlıydı.

Mahkemeye gitmeyi düşündüler. Avukatlarla görüştüler.  Kendilerine mahkemelerin bireysel başvurularla harekete geçmeyecekleri; toplu başvuru halinde de yine mahkemelerin onların ödeyemeyeceği miktarlarda teminatlar talep edecekleri söyleniyordu. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, mahkemelerin uzun zaman sürüncemede kalacağı; sonucun lehte olmama olasılığının da yüksek olduğu ifade ediliyordu.

Denilenlere göre tapular firmaya devredilmiş olduğu için bankanın talep ettiği miktarlardan kurtulma şansları yoktu. Yasal maddi deliller aleyhlerindeydi. Ellerinde bulunan firma ile yapmış oldukları sözleşmeler bu süreçte ve bankanın borcundan kurtulmada bir işe yaramayacaktı. Tapularını alırken ilgili borcu üstlenmişlerdi.

Onlar bu sorunun altından nasıl kalkacaklarını düşünürken inşaatı yapmayı üstlenen kişi de kendilerini toplantıya çağırmış, inşaatın maliyetlerinin yüksek çıktığını, buna tek başına katlanamayacağını söylemiş kendilerinden banka borcu dışında ayrıca daire başına 40 biner TL para talep etmişti. Aksi durumda inşaat devam edemeyecekti.

Aslında o, yer nedeniyle hak sahibi olanların hiç birinin bunu ödeyemeyeceklerini baştan biliyordu ve ilk konuşmasına göre ağız değiştirmişti.

Şimdi yer nedeniyle dört farklı arsadan hak sahibi olan yirmi civarında dairenin sahipleri tamamen sahipsiz ve çaresiz durumdaydı. Bunlar vaktiyle bölge kenar mahalle iken oraları alan ayakkabı boyacısı, karayolu işçisi, küçük esnaf insanların çocuklarıydı.

Birileri onların arsalarını türlü yol ve yöntemlerle bir anlamda göz göre göre ellerinden alıyordu.

Yasalar da, bankalar da, icra daireleri de, yüksek teminat isteyen ve uzun sürecek mahkemeler de aleyhlerindeydi.

Kimi kime şikayet edeceklerini, neyi nasıl yapacaklarını bilmiyorlardı.

Konuştukları hemşerileri Van'da depremden sonra iflas ve başka nedenlerle pek çok yer sahibinin benzer mağduriyetler yaşadıklarını bildiriyorlardı.

Şu anda konuyu iyi bilen ve kendilerine yardımcı olabilecek insanlara çok ama çok ihtiyaçları var.

İlgili banka o kimselerin bir an önce gelip banka borçlarını yapılandırmalarını bekliyor.  Daire karşılığı arsa vermiş olan o hak sahiplerinin hiç birinin 40 bin TL tutarlı bir borcu yapılandıracak, ödeyebilecek güçleri yok. 

İnşaat tamamen durmuş ve inşaat süresi mevsimsel nedenlerden ötürü kısa olan memlekette şu an tamamen atıl halde bekliyor. İnşaatın devamı için yer sahiplerinden umduğu artı parayı alamayan zemin kattaki dükkân ile diğer birkaç dairenin sahibi de işleri bırakmış durumda.

Banka inşaatı satacağını söylüyor. İcra faizleri işlemeye devam ediyor.

Ellerindeki sözleşmelere göre inşaatın gecikmesi nedeniyle firmadan gecikme faizi almaları gereken arsa sahipleri her geçen gün artan icra borcu ile daha çok köşeye sıkışıyorlar.

*

Oturup düşününce de, benzer oyunların, hilelerin, tuzakların diğer sektörlerde de tedbirsiz davranan, yasal tüm güvenceleri gerçekleştirmeden iş yapan kişileri ve firmalar için de hayata geçirildiğini fark ediyorum.

Her sektörde kimi uyanıkların dalavere denklemler kurarak tedbirsiz davrananları keklediklerini anlıyorum. Birilerinin bunu ciddi ciddi meslek haline getirdiğine inanmaya başlıyorum.

Devletin, ilgili ve sorumlu kurumların bu tarz suiistimaller karşısında yüzde yüz yetersiz kaldığını görüyor;  başka çözümler üretmeleri gerektiğini de düşünüyorum.

"Davalar çok, mahkemeler yetersiz, teminatlar zorunlu" deyip insanların iki arada, bir derede bırakılmasını anlamakta güçlük çekiyorum.  

Kamu otoritesinin yetkilerini bu olayda ve benzer olaylarda daha etkili ve adil bir şekilde kullanıp mağduriyetleri önlemesini, gidermesini bekliyorum.

Bu yazının ve bu konularda yazılmamış olanların devlet adına sorumluluk üstlenmiş olanlara ulaşmasını, ulaştırılmasını da ümit ediyorum.

Ayrıca bu konuda arsa mağdurlarına hukuki anlamda yol gösterecek, ışık olacak okur desteğini beklediğimi de ifade etmek istiyorum. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 227
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 198
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster