Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
442
 

Artan pilav

Artan pilav
 

At, sadece at...


''Cihan alt üst olurken, seyre baktın, öyle durdun da,

Bugün bir serseri, bir derbedersin kendi yurdunda!'' (Mehmet Akif)

****

Şucusu-bucusu herkesin dertlisi olduğu şu insan meselesini kuru kuru yazmak pek yenir yutulur yemek değil.

Ayrıca sessiz, renksiz, duygusuz yazıya mana giydirmek de maharet işi.

Bilgi de lazım.

E artık saçıp döktüğümüz mirasımıza duyduğumuz özlemi küfürlerle ifade etmek de moda oldu.

Biz şimdi başka bir şey yapalım, size Yahya Baba’dan bahsedelim.

Bakınız, kabın ağzını azıcık açacağız ve bir yerlerde kimler nasıl nasırlarına basılmış gibi feveran edecekler!

****

Yahya baba, II. Bâyezîd Hân zamanında, Edirne Bâyezid Külliyesi'nin aşçılarından biridir..

Arkadaşları hoşaf, kebap sebze, bakliyat pişirir. Ama onun ihtisası pilavdır.

Mübârek, işe girişti mi, ibadet ettiğini sanırsınız.

Pirinçleri salavat getire getire ayıklar, yağını tekbirlerle eritir.

Tuzunu Besmele ile, suyunu Fatihalarla salar.

Zaman zaman gözünü yumar, enbiyayı, evliyayı aracı yapar, Allah'tan bereket arzular.

Onun pilavı herkese yeter, hatta artar.

Ancak o tek pirinç tanesine bile kıyamaz; artanı Tuna nehrine atar.

Balıklar onun geleceği saati bilir, köprü başında toplanırlar.

Kilerci, bakar pilav artıyor; pirinci aşçıya az vermeye başlar.

Ama Yahya Baba bir kere bile "Bu prinç yeter mi?" demez. Kilerci şaşkındır. Her gün pirinç miktarını biraz daha kısar ama pilav azalmaz, aksine çoğalır.

Yine herkes doyar, Tuna'nın balıkları bile nasibini alırlar.

Kilerci, bunu izah edecek tek kelime bilir:

"Bu bir keramet!"

Çok dener ve emin olunca Pâdişaha çıkar.

"Bu Yahya Baba boş değil sultanım der, halbuki biz ona amele muamelesi yapıyoruz."

Bâyeziîd-i Velî gönül ehlidir ve aşçı ile tanışmak ister.

Kilerci ile bir plan yaparlar.

O gün Yahya Baba'ya çok az, hatta gülünç denilecek kadar az pirinç verilir.

O her zamanki gibi okur, âlemlerin Rabbi'nden Halil İbrahim bereketi diler.

Pilavı çok lezzetli olur, üstelik kazanlara sığmaz.

Yahya Baba artanları yine yüklenir, Tuna'nın yolunu tutar.

Tam kepçeyi daldırıp balıklara atarken Padişah ortaya çıkar.

"Ne oluyor bre” der. “Yoksa devlet malını israf mı edersin?"

Yahya Baba tutulur kalır.

Ancak balıklar kafalarını sudan çıkarıp; "Ayıp olmuyor mu sultanım derler. Koca devletin artığını bize çok mu görüyorsun?"

Yahya Baba öylesine mahçup olur ki, anlatılamaz.

Utancından secdeye kapanır, Allah'a sığınır.

Bâyezîd-i Velî onun kalkmasını bekler, ama geçmiş ola....

Mübarek çoktan rûhunu teslim edip kavuşmuştur Rahmet-i Rahmana…


İşte böyle. Ağlayanlar bilirler de, kim onlar… Selam ederim!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

pişirmem pilavı ama... Her ne zaman ki biraz sevgi biraz aşk katarım içine o zaman tadından yenmez. Bunun hikmeti ne ola?..:)

Ayrıntıda gezinmek 
 19.07.2008 12:26
Cevap :
Bildiğini bildiğinde ve bilmediğini bilebildiğinde, cevabı sen verirsin be Aynur! Dil sussun, gönül konuşsun. Değil mi Türkmen kızı?  21.07.2008 19:41
 

Ruhumuzun fotoğrafı;ancak o ruh şimdi nerde? Biz bile kendimize oryantalist gözle bakarken anlattığınız hikâye kimine göre masal veya efsane... Yüreğinize sağlık... Selamlar

murat ertaş 
 02.06.2008 10:14
Cevap :
Kendi kültürel geçmişimizi/kodlarımızı, batılıların hakkımızda yazdığı eserlerin tercümelerinden öğrendiğimiz doğrudur. Öz olarak söylediğiniz gibi batılı doğubilimcilerine oryantalist denir. Ama bu, kendi içimizden çıkan ve bizi bize anlatan doğru bilim insanlarının olmadığı anlamına gelmez. İşin ilginci, son zamanlarda cemaat veya camia anlayışıyla bir diğerini ötekileştiren kişicikler yanında gerçeğin temsilcisi yüce gönüllü insanlar çok daha profesyonelce çalışmaya başladılar ve rağbet de görüyorlar. MOSTAR ve SEMERKAND dergileri bunun sadece iki örneği. Tabi bir de radyo15 var, internet yayınına da devam eden. Değerli katkınız için teşekkür ediyorum Murat Bey. Selam ve saygı ile.  02.06.2008 11:46
 

hem nimetin varlığına saygılı, nimeti verene şükreden, hem eli bereketli, hem kendi tokken açın halini anlayan...balıklara utancından yüzünü secde eden... bir de şimdiki kapitalist düzeni düşündümde vay ki vay dedim...maneviyat başka bir şey hemşehrim, teşekkürler güzel paylaşım için, sevgilerimle

Dilek Fuçucı 
 02.06.2008 0:08
Cevap :
Değerli yorumun için teşekkür ediyorum hemşerim. O'ndan geldik ve O'na döneceğiz. Varlık sebebini unutanın hali başka nasıl olabilir ki? Vahlamalarımız boşuna, kendimize dönmeliyiz.. Sağolasın. Sevgi ve selamlarla..  02.06.2008 13:03
 

ALLAH a hamd ediyorum ki böyle güzel bir yazı bana okutmak nasip etti. yazınızdan sonra düşündüm. aramızda bu yazıyı okuyanların halil ibrahim bereketi nereden geliyor hikayesini bilmeyenler vardır. onu yazmaya karar verdim.elinize yüreğinize sağlık.saygılar

fugen 
 01.06.2008 21:29
Cevap :
Çok teşekkür ederim Fugen Hanım. Düşünmemi sağlayan siz ve sizin gibi dostları eksik etmesin Allah. Kişi dostuna benzer çünkü. Sağolunuz.  02.06.2008 8:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 84
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1737
Kayıt tarihi
: 28.04.08
 
 

Elektrik mühendisi, "öğretimci", 2 çocuk babası, aslen Kuzey Kafkasyalı, Türk ve Türk'e dair olan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster