Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
61
 

aRtI - eKsİ

Salgın öncesi, salgın sonrası neler yaşandı.
Daha çok değil üç ay öncesiydi. İnsanlar zamanla yarışırcasına, acımasızca, hunharca yaşıyorlardı hayatı. Kimi işinin daha da ileriye taşınması için, kimi daha çok kazanç elde etmek için, kimi işsizlik çekerek, kimi tek tek sekerek, kimi de bulamadığı işi kariyer sitelerinde bolca kovalayıp bozulan ekonomik düzenin adapte ettiği, dünyanın değişen düzeninin paradigmaları arasında ne yapacağını bilemeden…
 
Kimi de insanlarda son yıllarda daha belirgin hal alan “Ego Sistemin” esaretindeki oyunlarla “Mahşer Midillisi” gibi, kimisi de “Timsah” gibi su üzerinde gözleri açık sessizce bekleyerek avını bacağından kaptığı gibi çevirerek suyun altına çekmek için pusuda yaratarak geçiriyordu.
“Maslov’un” teorisindeki gibi yeme, içme, barınma, güvenlik gibi kavramların hunharca alabora edildiği bir yaşam şekli içerisinde devam eden harala, gürele seyrüsefer eden bir hayattı. 
Avm’lerin dolup taştığı, hazır beslenme tarzının dibine vurulduğu, hamburgerinden, çizburgerine, Range soslarından Beşemal soslusuna, patates kızartmalarından, pastalarına, starbucks kafelerden, rastoranlarına kadar çakılı bir kalabalığın içinde akıp giden bir hayat vardı.
 
Pandemi ne zaman kasıp kavurmaya başladı işte! O zaman başladı insanların tedirginliği. Önce kişisel hijyen kuralları, sonra sosyal mesafe derken ne kadar çok değişkenli algoritmik yaşantı şekilleri girdi yaşam aralarına.
 
Önceden hemen her yaşı ortanın üzerindeki insanın mütemadiyen şikâyet ettiği gençliğin sosyal medya ve kitlesel iletişim araçları olan elektronik ve dijital yaşamın, sosyal platformlar vasıtasıyla döndürdükleri geyiğin şikayetlerini yaptık bolca.
Hep birebir yapılmayan ziyaretlerin, kadir kıymet bilmeyen gençliğin, vurdumduymaz yaşam tarzlarının şikayetlerini yaptık bolca.
 
Geldiğimiz bu noktada dijital yaşamın insanlara sağladığı büyük olanaklarla sosyal mesafenin korunmasına sebep; internet kanalıyla zati ihtiyaçlarımızın giderilmesinden, dijital ödeme şeklinin aktif olarak kullanılmasına, evlere kadar kargoyla istenen siparişlerin çoğalmasına kadar çok şeyler değişti. 
 
Harcama kalemlerimiz tamamen yön değiştirdi. Eskiden devamlı artan iştahımızla hep daha iyisi, hep daha yenisi, hep daha renklisi, hep daha farklısı derken doyuramadığımız egolarımız durağan bir sürece girip kocaman bir duvara tosladı.
Evlere hapsolup dört duvar arasından sosyalleşmenin ne kadar büyük velinimet olduğunu, her türlü işimizin büyük bir çoğunluğunu önümüzdeki mini ekranlı tuşlarla yerine getirir duruma geldik.
Evlerde sadece ev kıyafetleri ile gardroplarımızda asılı kalan elbiselerin bile bir hiç olduğunu, her gün değişik bir ayakkabı ile çıktığımız sokağa sadece bir yerlere bulaşmasın diyerek kapının önüne bırakıp içeri almadığımız bir ayakkabı bile yeter oldu. Evlerimizin dört duvarı daha bir değişik gelmeye başladı.
 
Daha önceleri aramadığımız insanlarla iletişim kurarak, bazen görüntülü, bazen sesli görüşmelerle sosyalleşir hale geldik. Daha önceleri hiç ölmeyecekmişiz gibi hoyratça yaşadığımız anların boş olduğunu anlayıp, ölümün bir nefes kadar yakınımızda olduğunu anladık. Hatta kimsesizler gibi “korona yüzünden düzenleme tedbirler” diye bir kavramla yalnız terk edilebilecek olan beşeri dünyanın olduğunun farkına vardık.
 
Ne mal kaygısı kaldı kafamızda ne de mülk kaygısı. 
 
Elimizde avucumuzda ne varsa gidip marketlerin raflarına saldırdık çokça. Aç kalma kaygıları ile hep ben egosunun karşı konulmaz isteklerine kapıldık. Arabalarımız gıkını çıkarmadan yatıyor garajlarında. Daha önceleri hep burun buruna olduğumuz insan kitleleri artık yan yana gelince vebalı gibi birbirinden kaçar oldular. Birinci önceliklerimiz hep değişti.
 
Büyük bir çoğunluğu da elinde avucunda ne varsa harcayıp yerine getirmekle mükellef oldukları kirasıydı, borcuydu, harcıydı düşünmeden sıfırı tüketecek duruma evrildiler. Bu global pandemiyi atlattıktan sonra ortaya çıkacak sosyal ihtiyaç hiyerarşisinin henüz ekonomik boyutu d aha net olarak ortaya bile çıkmadı. Kademeli olarak kontrol altına alındıktan sonra başlayacak sosyal hayatın ana motoru olan sosyal yaşamın startı verildiği zaman ekonomik motorun soğuyan sisteminin ne zaman sıcak paranın yine eskisi gibi devri daim yaparak sistemde dolaşacağından, işsiz, aşsız kalan insanların dertlerine ne derece derman olacağının belirsizlikleri kol geziyor insanların kafalarında.
 
Bu işin sosyolojik boyutunun getireceği pandemi daha hesaplanamadı. 
 
Birde işin “Eko Sistem” boyutu var tabi…
 
Buda şöyle. İnsanların hunharca katlettiği eko sistem birkaç aylığına nefes almaya başladı bile. Denizlerimizdeki “Yunuslar”, akarsular, yollar, atmosfer, atmosfer tabakaları, habitat şaşkınlık içinde olan bitenin farkına varmaya, yenilenmeye çalışıyor. Kirlettiğimiz dünyanın dinlenme molasında bir sıhhat nefes gibi alıyor yaşamın ritmini. Daha önceleri aritmili atan bir kalp atışı artık güm-güm vurmaya başladı. Kuşların sesleri bile duyuluyor açık kalan pencereden. Bazı değerlerin önemi daha bir anlaşılmaya başlamış. 
En önemlisi de “vicdan muhasebemizi” yapma fırsatı doğuruyor ister istemez.
 
“Bir ay doğsun ilk akşamdan geceden, şavkı vursun pencereden bacadan”
 
Diyerek, özlemlerimizi ekelim umutlarımızla bu yüce evrende. Unuttuğumuz değerlerin güzelliklerini konuk edelim yüreklerimize. Kaybettiklerimizin yasını tutarken, kazanacaklarımızın güzellikleriyle bezeli bir hayatın başlangıcı yapalım bu zorluklardan çıkar çıkmaz. Unutmayalım yaşadığımız acı ve zor günleri. Şimdiye kadar paylaşamadığımız biriktirdiklerimize ortak edelim ihtiyacı olanları. Bu bir tatlı selam olur, kimi zaman bir hatır sorma, kimi zaman lokmasını pay etme olabilir.
Sevgi pay edildikçe değerlenir.
Bak inanç sistemimizin bizleri yükümlü kıldığı zorunluluk ve vazifeleri bile yerine getirmekte bile aciz kalabiliyoruz.
Daha önceleri savurarak yaşadığımız dini ritüellerimizi bile yerine getirmekte zorlanıyoruz. Bilelim ki bu güzel değerler şekilcilikten ziyade kalben oluyor. Göstermelik yaptığımız kimi zaman şova dönüşen inanç tacirliği bile iflas etmiş durumda. İmanla, inancın kul ile Allah arasında görünmez bir manevi değer olduğunu, bunu her nerede olursa olsun yerine getirebildiğini de öğretti bir noktada bu virüs. 
Bu zor günleri atlatmaya başlayacağımız günlerin yakında olması, bizlerin bilinçli ve dikkatli bir şekilde olanları unutmadan yine tedbirlerimizi asgari düzeyde dikkatle yaşayarak tekerrür etmesinin önüne geçmemizi zaruri kılıyor.
Unutma ki ey insanoğlu her musibetten bir hayır doğuyor.
Bu pandemi de tüm insanlığın, insan olduğunu hatırlayarak yeniden formatlandığı, ulusuyla, devletleriyle, tün insanlığı evrensel manada kucaklayan ortak insani değerlere dönüşsün….
26.04.2020 Adil Bozkurt
Saygı duyana saygıyla…. 
   
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel yazmışsınız değerli yazarım.Bir kaç ay önce durum gerçekten böyleydi.Ben de ümitlenmiştim,insan evladı biraz düzelir diye.Ne mümkün?Biraz normalleşme başladı diye,herkes eskiye döndü.Bencil,her zaman bencil.Maskeyi takmayıp,önüne gelene bulaştırıyor koronasını.Allah sonumuzu hayretsin,ne diyelim.Selam ve saygıyla...

fisun gökduman kökcü 
 14.08.2020 16:21
Cevap :
İnsanlarımızda duyarlılık ve empati bilincinin gelişmesi temennisinde bulunmaktan başka elimizden bir şey gelmiyor maalesef. Çok zor günlerden geçiyoruz, daha sonrası içinde nasıl bir geleceğin beklendiğinden habersiz biçare insanlık. Selamınız baş tacı, bizden de selam ve saygılar değerli yazar, değerli Dr.Fisun Hanım.  15.08.2020 9:38
 

Durumu analiz eden çok değerli bir yazı gerçekten, elinize yüreğinize sağlık.

Kerim Korkut 
 08.08.2020 6:35
Cevap :
Okuyup değerleyen gönlünüze sağlık. Ömrünüze bereket. Saygıyla.  08.08.2020 18:43
 

Nisan ayından bu güne temmuz 2020 sosysal hayata dönüşümü yaşıyoruz..umarım ki iyiliklere daha yakın bir dünyaya doğru yöneliriz.İyi dileklerimle

Birsen yn 
 23.07.2020 7:43
Cevap :
Temenninize bende katılıyorum. Umarım insanlık ortak bilinci kaybolmadan ortak akıl ve dayanışma ile aşar. Yorumunuz için teşekkürler Birsen Hanım. Saygımla.  25.07.2020 12:39
 

Ben de gelecek günlerin getireceği ruhsal ve fiziksel sorunlardan endişeliyim, zira hem aile büyüklerimde gördüğüm hem çevremdeki duyumlar vahim, umarım dersimizi alabilmiş olmaktan karlı çıkalım hiç olmazsa, emeğinize sağlık değerli yazarım saygılarımla esenlikler dilerim.

Cemile Torun 
 27.04.2020 23:42
Cevap :
Saygıdeğer yazar Cemile hanım endişelerinizde haklısınız. Zira bunun sonuçları hemen yarına değil de zaman içinde çıkacak gibi görünüyor. Mümkün mertebe sabırlı ve akılcı düşüncelerle birbirimizi anlayarak ve destekleyerek aşacağımıza inanıyorum. Allah insanlığın yardımcısı olsun. Saygımla sağlıkla...  28.04.2020 16:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 170
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 394
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster