Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
368
 

Artık çok geç

Artık çok geç...

İçindeki sese kulak veriyordu hep. Yenilmek onun için en uzak nokta olmalıydı. Yenildiğini anlayacağı gün, kazanmak için artık bir nedeni olmadığını anlayacaktı.

Aylar sonra bile hala etkisindeydi yaşadıklarının. İlk zamanlar kendine duyduğu güven, zamana yenilmeye başlamış, dinlediği müzikler, yoldan geçen arabalar, izlediği diziler ve içindeki replikler eskiye götürür olmuştu onu. İzlediği dizideki bir sahne sonrası boğazı düğümlenmiş, ağlamamak için gözleriyle savaşmıştı. Yenilmemeliydi, ancak hiç bir şey yapmadan geçen her dakikanın kendi aleyhine işlediğinin farkında bile değildi.

İç hesaplaşmasında; haklıyım dediği her şeyin, günler geçtikçe yön değiştirmeye başladığının, bazı şeyleri kabullenemediğini yüreğinin farkındaydı aslında. Duygusallığını bastırmak için, yaşadığı kötü şeyleri getiriyordu hep aklına. Kendiyle oynadığı bu oyun, yenilişinin ilk aşamalarıydı.

Hayat devam ediyordu. Kendi hayatını en iyi koşullarda sürdürebilirdi. Ancak yürek acısını ömür boyu çekecekti. Yürek acısını dindirebilirdi, ancak bu onun için bir yenilgi olurdu. Aslında bunun bir yenilgi değil, kazanım olacağını, gerçek yenilgiyi, düşüneceği biri bile olmayınca anlayacaktı.

Kafasını rahatlatmak için kendine yeni uğraşlar buluyor, arkadaşı sandığı dalkavuklarla zaman harcıyordu. Günler geçtikçe yaptığı hiçbir şeyin kendisini mutlu etmediğini anlıyor, yine de kendini kandırmaya devam ediyordu.

Öyle bir hale gelmişti ki hayatı, ne evinde mutlu olabiliyor, ne arkadaşları yanında nede iş yerinde. Uyku en güzel çare gibi görünüyordu ona. Geçen günler, aylar kaybedişini hızlandırıyor, onu tüketiyordu.

Gaddar olmaması gerektiğini düşündü. Mutluluğa koşmalıydı. İçindeki ses hala aynı yolda devam etmesini söylüyordu. Ama içindeki sesle savaşması gerektiğini biliyor ve direniyordu. Aylardır harcadığı zamanı kısa sürede telafi etmeliydi. Artık duygusallığı ön plana çıkarmış, geçmişteki güzel günlere dönmenin hesabını yapıyordu. Hatalarını görüyordu. Artık iki taraflı bakabiliyordu herşeye. İnatlarını bir kenara bırakmıştı. Kararını vermişti sonu ne olursa olsun dönecekti. Sadece sabahı beklemesi gerekiyordu artık. Karşılaşınca ilk ne diyeceğini bile hazırlamış, bir kağıda not almıştı. Kimler ve neler için onu yarı yolda bıraktığını düşününce çıldıracak gibi oluyordu.

Sabah olmalıydı hemen. Uyudu. Telefon sesiyle uyandı sabah yatağında. Telefonu açtığında, donakalmış, rengi atmıştı. Telefon elinden düştü ve iki kelime çıktı ağzından

'ARTIK ÇOK GEÇ'

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:(( OFF OF Kİ OF NE DESEM BİLEMİYORUM Kİ.

Şennur Köseli 
 11.12.2011 18:39
Cevap :
Sennur hanım inanın bende bilemiyorum.  11.12.2011 19:00
 

:)) ŞU KISACIK DÜNYADA BEKLEMEK NİYE ? SAYIN YAZARIM HAYDİ SİZ BAŞLATIN O DA CESARETLENİR BELKİ NE DERSİNİZ?SEVGİLER.

Şennur Köseli 
 11.12.2011 18:24
Cevap :
Zor sennur hanım zor. sartlar çok farklı. kimse o riske giremez.öneriniz için çok tesekkurler. sevgiyle kalın.  11.12.2011 19:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1613
Kayıt tarihi
: 18.11.11
 
 

Engin Göksu  1976 Kayseri'de doğmuş. Cumhuriyet Üniversitesi Jeoloji Müh. bölümünü bitirmiş. Hale..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster