Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
549
 

Artık fark etmez-19.bölüm

Artık fark etmez-19.bölüm
 

"Resim:Papatya650"


“Yağmurlar yağıyor gözlerimden

Kara bulutlar yerleşmiş gözbebeklerime

Griye bürünmüş hareleri mavilerimin

Adım olmuş Nisan.”

Yorucu ama bir o kadar da dolu dolu geçen gün yerini geceye bırakmıştı. Nisan misafir odasını hazırlamıştı Kenan için ve misafir pijamalarını bırakmıştı yatağın üzerine. Herkes odasına çekilmişti geceye sessizlik hâkim olurken. Yatağının yarısı da uyuyan kızına baktı Nisan. Yüzünde gülücüklerle uykuya dalmıştı çoktan. Günlerden beridir ilk defa bu kadar eğlenmişlerdi ikisi de. Yüreğinde hissettiği tam bir mutluluk değildi aksine göğüs kafesinin üzerinde korkunç bir ağırlık hissediyordu. Pencereye doğru yaklaştı. Dışarıya baktı. Az önce kahkahalara tanıklık eden bahçede sessizdi yordun ruhu gibi. Balkon kapısını aralayarak dışarı çıktı. Yıldızlar göz kırpıyor gibiydi ya da öyle hissetmişti.

………………….

Akşamüzeri odaya alınmıştı Fecri. Yatağın karşısında duran kanepede oturuyordu Afife. Gözleri yıldızlarda dolaşıyordu. Gecenin sessizliği yüreğindeki çığlıkları susturamıyordu. Zihni karmakarışıktı. Geçmişten geleceğe öyle çok duygu dörtnala geziniyordu ki… Sükûnete kavuşması pek de mümkün görünmüyordu. Kendi ile mücadele halindeydi, vicdanı huzurlu olamıyordu bir türlü. İçinde büyüyen kini kusmak istiyordu gelinine. Burada tek başına göğüslemek ağır geliyordu oğlunun durumunu.

“Fecri’mi bu hale sen getirdin Nisan. Seninde yüreğin de benimki kadar acımalı. Bilmelisin.” diye düşünüyor, telefonu alıyor aramak üzere sonra vazgeçiyordu.
Haberi olursa çıkıp gelirdi ve onu görmeye tahammül edemezdi. Nisan’ı tanıdığı andan itibaren solucan görmüş gibi ürperiyordu. Belki de oğluna kendi veremediği sevgiyi Nisan verdiği içindi bu davranışının nedeni ya da Fecri’nin kendisine vermediği sevgiyi bu kadına vermesindendi. Hayır, hayır kesinlikle gelmesini istemiyordu. Ama torunu… Oğlunun çocuğu, onun bunu bilmeye hakkı yok muydu? Babasını görmeye. Özlemiş olmalıydı. Oğlunun yavrusuydu Fulya ama yarısı da yılanların yavrusu değil miydi?

“O kız da anasına çekmiş olmalı bana çekecek değil ya.” diye düşünerek üzerindeki yükü azaltmaya çalıştıkça Afife iş içinden çıkılmaz bir hale bürünüyordu.

…………………

Cır cır böceklerinin seremonisine bırakmıştı Kenan bedenini. Mutluydu. Yıllardır yalnız geçen gecelerinde hayal ettiği gibiydi bu gece yaşadıkları. İlk defa Nisan’ı bu kadar yakın hissetmişti kendine. Fulya ne sıcakkanlı bir çocuktu. Nasıl da mutlu olmuştu çiçek dürbününe, uçurtmasına. Babasının gelmesini dilemişti mumları üflerken, hüzünlenmesine izin vermemişlerdi bu küçük yüreğin.

“Hayret! Kızının doğum günüde bile aramamış Fecri. Demek ki o da vazgeçti karısından, kızından.” diye düşündü Kenan. Uykusu yoktu nedense. Farklı bir gün ve geceydi onun için. Bir gün için sıkıla mıkıla geldiği Mudanya’da gece konuk olabileceğini hiç aklına getirmemişti ama işte buradaydı, sevdiği kadınla aynı çatının altında. Doğruldu yatağın içinde. Bedenini ve ruhunu ele geçirmiş mutluluk dalgalarına bırakmaya karar verdi.

……………………..

Anlaşılan hiç kimsenin uykusu yoktu bu gece. Pencereyi aralayan Suphi’nin dudaklarına götürdüğü sigarasını içine çektiğinde yanıp sönen ışığı aydınlatıyordu odasını.

“Ah be kızım. Keşke yılları geriye döndürmek kolay olsa. Keşke kocan olacak o adamla değil de bu çocukla birleştirseydin hayatını. Nasıl da sevgi ile bakıyor gözleri. Benim gözlerim gibi bakıyor sana sevgi dolu. Annen gitti yıllar önce. Bir ben kaldım sırtını yaslayabileceğin. Benim de bir ayağım çukurda. Bir an önce o adamdan kurtulup yeni bir hayat kurduğunu görebilsem. Ben söylemiştim deyip seni üzmeyi hiç istemedim ama güzel kızım ben söylememiş miydim. O adamdan sana koca olmaz dememiş miydin. Demiştim de. Çok seviyorum babacığım. Sevgi herşeyin üstesinden gelir dememiş miydin? Demiştin. Ama an oldu. Biz evine gidip gelemediğimiz gibi sen de gelemeyecektin bizi görmeye. Annen bu kahıra dayanamadı. Tek kızımızın, senin koparılır gibi alınmasına elimizden. Biz ne kötülük yapmıştık ki Fecri Bey istemedi bizi. Gonca gülümüzü kopardı aldı elimizden.”

Sigarasından derin bir nefes daha çekerken düşüncelerinin kuytusunda yüzdüğünün farkında bile değildi Suphi.

“ O sabah gelişiniz… Yüzündeki hüznü, gözlerindeki bulutları görmemek için kör olmak gerekti. Ziyaretime gelmiş olsaydınız keşke ama o kadar belliydi ki. Sonunda senin de canına tak demişti Fecri’nin sorumsuzluğu, içkisi, ihmalkârlığı. İnşallah biter artık. Boşanma sonuçlanır da sen de ben de rahat nefes alırız. En çok torunum için üzüntüm. Ve bir gün kızımın boşanması için dua edeceğimi aklıma bile getirmezdim ama şimdi ediyorum. Henüz bu dünyadayken kendini kurtardığını ve ayaklarının üzerine sağlam basabildiğini görebileyim.”

………………….

Serinliyordu hava. Ürperdiğini hissetti Nisan. Kalktı şalını almak için içeriye girdi. O sırada konsülün üzerinde titreşen telefonunu fark etti. Gecenin bu saatinde arayan kim olabilirdi ki. Yoksa Fecri miydi? Henüz ayılmış ve kızının doğum gününü hatırlamış olabilirdi. Uzandı aldı telefonu. Fecri değildi. Arayan numarayı tanımıyordu. Telefonunda kayıtlı olsa çıkardı zaten. Açıp açmamak arasında gitti geldi Afife’nin kapatıp kapatmama arasında gidip geldiği gibi.

“Efendim.” dedi cılız bir ses tonu ile.

Kızın sesi ile aradığına pişman oldu Afife. Kapatmak için yeltendi ama vazgeçti. İçindekileri kusup rahatlamak istiyordu. Sırtındaki kamburu Nisan’ın omuzların yükleyip ağırlığı ona taşıtacaktı. Her zamanki gibi mücadeleden kaçıyordu Afife.

“Afife ben.”

Bu sefer Nisan dondu kaldı. Aranmayı beklediği en son kişiydi kayınvalidesi. En son Fecri’nin durumunu konuşmaya gittiğinde dinlememiş, onu suçlamış, kovmaktan beter etmişti. Peki, şimdi niye arıyordu? Mutlaka boşanma tebligatından haberi olmuştu belki de mutluluğunu bildirmek için arıyordu ne yani bu saatte bugüne kadar arayıp sormadığı torununun doğum günü için arayacak değildi ya.

“Şaşırdım.” derken kızı uyanmasın diye balkona çıktı yeniden Nisan.

“Şaşırırsın tabii. Aradım çünkü…” diyerek duraladı.

“Çünkü… Oğlunuz arayamıyor da size mi aratıyor.”

“Neden arayacak ki seni? Senin için değil Fulya için arıyorum. Ne de olsa babası.” Diye yutkundu.

“Fecri çok hasta.”

Bu cümle döndü Nisan’ın zihninde. Zihninin duvarlarına çarptı geri döndü. Neden sonra akıl edebildi sormayı “Nesi var?”

“Hepatit geçirmiş ve ne yazık ki siroza çevirmiş.”

“Aman Allah’ım. Nasıl peki? İyi değil mi?”

“Çok mu umurunda? Oğlumun hayatına girerken düşünecektin. Oğlumu da beni de bedbaht ettin. Alkole düştü senin yüzünden. Kolay mı sana katlanmak. Başını yedin oğlumun. Düğünün bayramın şimdi senin. Sakın bana üzüldüm ayaklarını yutturmaya kalkma. Bugün gördüm boşanma tebligatımı. Oğlumu mahvettin ben de seni mahvedeceğim.”

“Bir dakika Afife Hanım.” Diyebildi Nisan ilk şaşkınlığını atıp gözyaşlarına dur diyebildikten sonra.

“Ömrünüz boyunca beni suçladınız. Beni suçlamak oğlunuza hiç yapamadığınız anneliğinizi örtüyordu. Sanki ilgili, oğlunu çok seven bir anne numarası yapmayın bana Fecri’nin sizin hakkındaki düşüncelerini ikimizde biliyoruz.”
“Sen bir şeytansın.”

“Öyleyim diyelim ya siz melek misiniz? Melek olsaydınız oğlunuzun durumu hakkında duyduğum endişeleri size anlatmak için geldiğim gün gerekeni yapar, yanımızda dururdunuz. Erkektir içer diyen siz değil miydiniz? Fecri’nin her haline katlandım. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Tükendim. Sadece kızım için güçlü olmaya çalışıyorum hepsi bu kadar.”

“Seni aramakla hata ettim. Medet ummak için değil acı çekmen için aradım. Ana yüreğim yanıyor. Senin de yanmalı. Hem de cayır cayır.”

“Fecri nasıl?” diye sordu tüm duyduklarına karşın Nisan soğukkanlılığını koruyarak.

“Oğlumun başını yedin. Rahat et.”

Aynı soğukkanlılıkla sordu “Hangi hastanedesiniz?”
“Sana ne. Annesi yanında onun. Sakın çıkıp geleyim deme. Seni burada istemiyoruz her ikimizde.” diyerek kapattı telefonu.

Telefon elinde gecenin ayazında kalakalmıştı Nisan gözyaşları içinde. Kara bulutlar yerleşmişti gözbebeklerime. Griye bürünmüştü hareleri mavilerinin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 747
Toplam yorum
: 1755
Toplam mesaj
: 225
Ort. okunma sayısı
: 762
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster