Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '15

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
130
 

Artık normalim...

Artık normalim...
 

“Dünya dönüyor

Sen ne dersen de

Devran dönüyor

Fark etmesen de!”

21 yaşımda kendime bir söz vermiştim; annemin bana izin vermediği hayatı yaşayarak öğrenecektim. Bildiğiniz deneme yanılma metoduyla!

Benim çok sevdiğim büyüğüm Hamdi bey, benden farklı olarak hayatı bilimsel kitaplardan öğrenmiş bir para-psikologtur. Kendisi aynı zamanda meslek itibariyle dişçidir. Diş sorunum yüzünden ne zaman bir araya gelsek öğrendiğimiz hayatı karşılıklı değerlendiririz. Ve garip bir şekilde vardığımız sonuçlar bir aşağı, bir yukarı birbirinin aynısıdır.

Neyi anlatmak istiyorum?

Hayatı öğrenmek uğruna boşu boşuna acı çekmişim. Kitaplar da bana aynı sonucu verecekmiş!

Öğrendiklerimi öğrenebilmek için boş yere ona buna meze olmuşum. Mesela uygar bir insan olmak adına bana asılan o reklamcı oğlanın suratına bir tane yerleştirmek yerine ona bu yaptığının yanlış olduğunu anlatmak işkencesine katlanmışım... Ya da tecavüze uğramış doktoru kurtarmak uğruna ona olan aşkımdan vazgeçmişim! Daha saçması, çok iyi bir aileden gelen dünyaca güzel ve zeki fahişeyi doğru yola getirebilmek için kendime aşık etmek, hayatımda yaptığım en saçma hareketlerden biriydi!

İstanbul’da kaldığım süre içerisinde evsizlere harçlık vermek, evimde yemek yedirmek, sanki sorumlusu ben mişim gibi kendimden durmadan fedekarlık etmek, arkadaşlarımı İstanbul’da servis şoförüymüşüm gibi oradan oraya taşımak, sarhoş ve kontrolsüz olmalarına rağmen annelerine kızlarını sapasağlam teslim etmek, patronlarının tüm açgözlülüklerine rağmen şirketleri gayet ahlaklı ve profesyonelce yönetip yıllarca HELAL kar elde etmek,  delileri, kader mağdurlarını, alkol ve uyuşturucu bağımlılarını dinlemek, yardımcı olmak, hayata bağlamak kadar saçma misyonlar üstlenmek, beni bir hayli yordu...

İnsanların ahlaki ve psikolojik sorunlarına rağmen mutlu yaşamaları için çabalayıp durmak beni yedi-bitirdi!

Yeter!!!

Biz de insanız! Bizim de basit ihtiyaçlarımız var! Bizim de sevme sevilme ihtiyacımız var! Bizim de karnımız acıkıyor!

YORULDUM!!! Örnek olmak için çabalamaktan, çabalarımı göstermekten, ders vermekten gerçekten yoruldum! Kerim beyin dediği gibi siz kadınlara insan olarak yaklaşırsanız mutlu olamazsınız. Biliyorum!

Güz Özlemi geçen gün söyledi; sen ahlak abidesi olmaktan hoşlanıyorsun!

Hayır, hoşlanmıyorum artık!

Don ANİL KİLOT olarak ne değirmen kaldı, ne de ben!

YENİLDİM!

Bundan sonra ben de sıradan bir insanım...

Gerçekten yeter!

 

Papatya Tarlası bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yenilmek değil yorgunluk ve kendi varlığını farketmek...Dibe inilen anlar yeni başlangıçların, yukarı çıkışların habercisidir. insan olmanın erdemliğini taşımak yorucu, zaman zaman üzücü, kırıcı olabiliyor. Kabullenmek ve gülümsemeye devam etmek en güzeli :) tez zamanda toparlanman dileğim ve selamlarımla :)

Tülay EKER 
 13.04.2015 16:28
Cevap :
Bazı kelimelere haddinden fazla değer veriyoruz. Benim yenilmekten ve yorulmaktan kastettiğim, EMPATİ yapabilmek haddinden-kendimden- fazla karşı tarafa önem vermiş olduğumu ve bunu -evet- hayatıma ÖĞRENME getirdiğini ama fazlaca BENDEN götürdüğünü anlatmak istemiştim. Yoksa dibe vurmak şöyle dursun, hayatımda bu kadar kendim ve mutlu olduğumu hatırlamıyorum. Artık ONLAR VE TOPLUMSAL FAYDA için değil, KENDİM için yaşayacağımı ifade etmek için daha çok kişisel bu bloğu yazmıştım. Sevgiler   14.04.2015 5:51
 

Bertolt Brecht’in sürgünde iken (ABD'de) yazdığı, ilk kez 1943'te sahnelenen “Sezuan’ın iyi İnsanı” adlı tiyatro oyunu geldi aklıma bu haklı serzeniş, isyan ve teslimiyetinizi okuyunca... Oyunun -her Brecht oyunu gibi- kesin bir hükme ulaşan bir sonu yoktur! Bu izleyiciye bırakmış gibi görünmektedir. Öngörüler kişiden kişiye değişebilirse de, eser, “İyiliğin beklenmediği yerde kimse uzun süre iyi kalamaz” diyen bir anlayışın ve “İnsan, insancıl olabilmek için insanlık dışı bir savaşım mı vermelidir?” sorusunun dayanılmaz ağırlığını taşıyan bir eserdir. Bu hususta son söz olarak, çağdaş denilen toplumların tüm eğitim, tüketim, inanç ve ruhsal sağaltım mabetlerinde adeta üstü kapalı bir şekilde neon ışıltılarla asılı olan “Dünyayı değiştireceğine kendini değiştir!” uyarısının aksine Arkhesilas’ın öğüdü doğrultusunda “İnsan mı değişmeli,yoksa dünya mı?” demeden edemiyor insan! Sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 13.04.2015 11:20
Cevap :
Öncelikle teşekkür ederim beni anlatmak istediğim şekilde anladığın için... Burada benim de büyük bir hatam var. Yazımlarımın hepsinin bütünsellik olduğu düşüncesinde yazıyorum oysa blog ortamı yazılanları öyle değerlendirmiyor. Yalın bir anlatımla hayatımı nihayet kendime kişiselleştiriyorum. Yıllarca iyilik adına yaptığım fedakarlıkların benim adıma iyi sonuç vermediğini gördüm. ve bu çelişki beni yordu. İnsan kendi için mi, yoksa toplum için mi yaşamalı! Ben burslu bir öğrenci olarak kariyerim boyun TC'yi kolladım çünkü minnet duyuyordum ülkeme karşı beni yetiştirdiği için ama artık diyetimi ödediğimi düşünüyorum. Allah'a şükür, hayatımda daha mutlu bir dönem hatırlamıyorum! Harika yorumun için teşekkür ederim... sevgiler   14.04.2015 5:46
 

Hayatı kitaptan öğrenebileceğini kim söyledi? Hamdi Bey bazı temel gerçekleri kitaplardan öğrenmiş olabilir ancak onu olgunlaştıran, insan yapan aynı zamanda diğer insanlarla yaşadığı deneyimlerdir. Kitaplardan öğrendiklerimiz başka, insanlardan aldıklarımız başkadır. Özetle dostum, boşuna yaşamadın bu hayatı. Şu anki bıkkınlığının temelinde vermek ve almak arasındaki dengeyi kuramaman yatıyor olabilir mi? Bizler beşeriz, kendimizi korumak adına zaman zaman bencil olabilmeli, hak etmeyene hayır diyebilmeliyiz. "Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir." Herşeyin çoğu zarar, azı karar. Sözün özü: yaşamda denge çok önemli. Yaşamı ve kendini sürekli sorgulamak seni çok yoruyor, enerjini tüketiyor. Kendini rahat bırak bir süre, azıcık keyfine bak. "Çok gezen mi, çok okuyan mı bilir?" sorusunun yanıtı: ikisi de ve birlikte! Sevgiler dostum.

Güz Özlemi 
 13.04.2015 11:15
Cevap :
telefonda da konuştuğumuz gibi, ben bloğu aslında blog olarak yazmayıp kendime yazdığım bir yazıydı ve bunu size uyarlamadan yayımladığımda farklı anlamlar da algılandığını görüyorum. Zaten çok tereddüt etmiştim yayımlarken! Sana %100 katılıyorum. Hayat yaşanmadan zaten öğrenilmez ancak benim kastettiğim hayatı öğrenmek için, insanları tanımak için, normalin dışına da çıkmaya gerek yoktur. Mesela bir deliyi bizzat tanımak yerine kitaptan da öğrenebilirsin. Keza bir alkoliğin veya psikopatın psikolojisini ilaha da onunla yaşayarak öğrenmek zorunda değilsin. Benim yaptığım en önemli hata beni artık tanıdığınızı düşünerek yeterince açıklamadan konuları anlatmak ve bu blog bunu görmek için ideal oldu... Sevgiler  14.04.2015 5:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1632
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 269
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster