Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '07

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
589
 

Artık uyanma zamanı...

Artık uyanma zamanı...
 

"Kurbağaları sıcak suya atsanız, ani bir refleksle dışarı fırlayarak canlarını kurtarırlarmış. Fakat soğuk suyu içine atıp, alttan yavaş yavaş ısıtırsanız, bizim kurbağalar suyun sıcaklığına alışır, gezer dururlarmış. Daha sonra ise tamamen felç olur, dışarıya fırlayamazlar ve ölür giderlermiş. Bize de böyle bir kurbağa testi uyguluyorlar işte.

Alıştıra alıştıra elimizden alıyorlar değerlerimizi.

NELERE ALIŞMADIK Kİ…

En ufağından en büyüğüne kadar milyon tane şeye alıştırdılar bizi. Artık bize ters gelmemeye başladı bir çok şey. Anadan babadan ayrı ev tutup yaşamak ne garipti eskiden. Kimseler kabullenemezdi bunu. Şimdi neredeyse ana babayla yaşamak garip oldu gibi. Öf bile demezdik ana babamıza, şimdi öf, pöf, yeter, bıktım hak getire.

Her şeyin en iyisini almaya, marka olmadan giymemeye alıştırdılar çocuklarımızı. Marka hastası oldular , günün birinde ellerinden alıverirlerse markalarını, onları almak için her şeyi yapacak hale geldiler ne yazık ki.
Hamburger çocuğu oldular, katkı maddelerini vücutlarına aldıkça yine hamburger yemek istiyorlar, çocuk onlar, duramıyorlar işte. Sadece alıştırıldıkları şeyleri yapıyorlar.

Tv dizilerinde babaları köpek rolüne soktular, kimse ses çıkarmadı, bir öpüşme sahnesi gördüğünde çil yavrusu gibi dağılan, utanma duyguları olan bizler, artık aldırmaz olduk bu duruma. Hangi dizi de, hangi reklamda öpüşme sahnesi yok ki, olmayınca tuhaf geliyor artık. Kurbağa testinin bir parçası bu…

BAŞÖRTÜSÜ

Başörtüsü için ne eylemlere katıldık, ne yürüyüşler yaptık, başörtülü kardeşlerimiz için gözyaşı döktük, sonra bir gün baktık ki, çocuklarını yurt dışında okutan başbakanımız var, biz de yolladık çocuklarımızı yurt dışına. Başörtüsünü çözemedik, yeni çözüm buydu onu seçtik. Çünkü alıştık, çünkü kurbağa testinin bir parçası bu.

CEP TELEFONU DELİLİĞİ

Dünyada cep telefonu kullanma sıralamasında birinci ülke olduk, sanırsınız en çok çalışan, para kazanan ülke biziz. Bu birinciliği ilkokul çocuklarına kameralı cep telefonu alarak perçinledik. Peki neyle alıyoruz bu cep telefonlarını ? Taksitle … Yani ileriye dönük borçlanarak, yani elalemin adamı para kazanıyor, biz paralarımızı çar çur ediyoruz. Kurbağalar yüzüyor, yavaş yavaş suyun ılıklığına alışıyor duygularını kaybediyorlar. Çünkü planın bir parçası bu.

SAVAŞLAR BİLE LÜZUMSUZ

Uyuşmuşuz sanki… Yanımızdaki komşumuz Amerika’ nın tutsağı olmuş, kan gövdeyi götürüyor, Müslüman kardeşimiz inim inim inliyor biz evimizde çayımızı demliyoruz, kanlı sahneler eşliğinde yemeğimizi yiyoruz. Çünkü bu görüntülere alıştırıldık. Kötü gelmiyor bize. Alışkanlıklarımızın bir parçası oldu. Bu , kurbağa testinin bir parçası zaten.

Biz kurbağa muamelesi gören insanlar, aniden sıcak suya atılsak tepkimizi gösterecektik ancak ağır ağır ısıtıyorlar suyumuzu. Tepki gösterecek mecal kalmamış kimsede. Yarın kapıyı biri çalsa, sizi de sattık dese, sesimizi çıkarmayacak gideceğiz peşlerine takılıp. Tepkisiz, isteksiz, garip bir millet olduk.

Tepkimizi gösterirsek, eskisi gibi çoluk çocuğumuza sahip çıkarsak, ailelerimizi dağıtmazsak, kimse bizi dağıtamaz. Ne olur herkes duygularını şöyle bir yoklasın. Ara ara fırsat bulun buna. Birilerinin bizi haşlamasına daha ne kadar müsaade edeceğiz ki. Hadi gelin biz onlara kendi kültürümüzü aşılayalım, kurbağa testi bu sefer tersine dönsün. Kısasa kısasın tam zamanı."

Okuduğum, okudukça kendimi sorguladığım, ara ara da olsa katılmadığım bir yazıdan alıntı yaparak başlamak istedim bu sefer. Karmaşalar dünyası içerisinde kaybolmuş bir hıçkırığım belkide, sesim ne kadar bağırırsam bağırayım ancak oktavı kadar yankı yapıyor. Malesefki bu gün ülkemde, gördüklerime, okuduklarıma, duyduklarıma içim acıyor. Neyin kargaşasındayız? Neyin telaşını taşımaktayız bilemiyorum. Yaşlanmış başlarımızla, herkesten çok yaşlı dünyamıza kafa tutuyoruz. Ne acı şeyler bunlar! Ben filmlerde izlediğim o abartı -ikinci- yer altı dünyalar istemiyorum. Huzur istiyorum, huzur. Artık kendimize gelme zamanı, nefes alıp, soluklanma, kurbağa testinden çıkma zamanı. İnsanlara insan gözüyle bakma, yüreklerimizin etrafını kaplayan o soğuk taşı kırma zamanı. Biz ki tarih boyunca destanlar yazan, sayıları dünyada 300 milyona ulaşan kahraman bir milletin evladıyız. Biz Azerisiyle, Türkmeniyle, Kazağıyla, Kıgızıyla, Tatarıyla, Gagauzuyla, Uyguruyla şanlı, şerefli bir milletin evadıyız. Biz kısacası şerefli Türk evladıyız!

Madem öyle sizce de ARTIK UYANMA ZAMANI! değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hislerime tercüman olmuşsunuz.. açıkcası o su ısıtılırken, ben bu ısınmayı farkedenlerden olmaktan huzursuzluk duyuyorum. Oğlumla konuşuyoruz bu sabah, sabah sınıfta 26 kişilerse, öğleden sonra 13 kişi kalıyorlarmış. Bizim zamanımızda böyle şeyler olmazdı demek gerekmiyor, aklı başında olan bir öğrenci daha lise döneminde böyle bir ihmalkarlık yapmaz, üzüldüm gençliğe.. umutlu yarınlar dileğiyle:)

mutlumavi 
 12.05.2007 12:02
Cevap :
Neredeyse benimle aynı huzursuzluğu duyan insanlar olduğunu gördükçe sevineceğim. "Keşke"leri hiç sevmem ama keşke böyle olmasaydı demekten alamıyorum kendimi, yorumunuz için teşekkürler, sevgiyle...  12.05.2007 12:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 209
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 1604
Kayıt tarihi
: 25.04.07
 
 

Şu an özel bir şirkette, grafiker olarak çalışmaktayım, geçmişte hikaye denemeleri ile başladığım ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster