Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
468
 

Artık yazma zamanı!

Artık yazma zamanı!
 

Now it is time to write- Artık yazma zamanı!

Dün erken yattım çünkü uzun zamandır yazacak zaman bulamıyordum. Ve sabahın dördünde uyanıp tekrar uyumadım. Harika bloglar okudum Güz Özlemi’nden, Sudan Hayallar’den ve Papatya Tarlası’ından! Ve düşündüm ki eskiden yazarken ve de çok sık yazarken ne kadar az MB’li, şimdi az yazarken, ne kadar çok MB’li olmuşum. Büyük bir çelişki bence… Bu konuda Ata Kemal beyden fazlaca istifade ettiğimi biliyorum. O bana gerçek MB’li olmak nasıldır öğretti: İçten teşekkürler…

Laura Passini dinliyorum. Ve diyeceksiniz kim bu kadın: İtalya’nın kadın Eros Ramozotti’si!

Napoli’de iki yıl yaşamış şanslı çocuklardan biri olarak Eros’u daha çocukken keşfetme şansı olan biri olarak, onun ve kopyalarının değerini en az bir İtalyan kadar iyi bilirim. Aşağıda size bir şarkı tercümesi; Unaltra Te- Bir başka sen

Bir başka sen

Nerede bulurum

Beni şaşırtan

Bir başka sen

Benzer baş belası

Kim bilir

Var mı

Aynı sohbetler, aynı ifadeler

Başkasında olur mu bilmem

Her zaman dikkatli bakışlar

Benim hareketlerime

Biraz olsun boş alan bulsam ,

Senden uzaklaşsam

Hep aynı fantezi

Vahşi duygulara kapılma güdüsü

Eğer aşklarımda bir yaratıcılık varsa

Eminim ki ben hala sana saplanmışım

Ve her zaman daha bariz

Her akşam seni özlüyorum

Kıskanmaların

Daha çok benimkiler olsa da

Çok arayacağım

Ki onlar beni ayakta tutmuştu

Her şey pekaçık

Bir başka sen

Ki yaratıcılık varsa pek açık ki

Hala sana saplanmışım

Ve her zaman daha fazla

Üzücü ve apaçık

Bir başka sen

İnanmıyorum

Bu tercümede biraz benim tamlamalarım da var. Fakat duygu aynı duygu ve galiba ben hayatı şarkılarda yaşamayı Eros’tan öğrenmişim ama Laura da farklı değil. Ondan da alıntı yaparsam:

“Uzun yıllardır seyahatler yapıyorum

Seyahat insanlarla tanışmak demek

Ve bu seyahatlerde kendimi de tanıyorum

İçtenlikle inanıyorum ki

İnsanlar yaptıkları yardımlarla var olurlar

Verdikleri sözlerle

Ve inanıyorum ki arkadaşlık

Bugün için gerçek bir değer

Dünyada, bu yüzyılda…

Bir sonraki şarkı (Benim yürüdüğüm Coğrafya-Le geografia di mio cammino)

Cesareti olan insanlara adanmıştır”

Ve ben bu şarkılarda hayatımı buldum. Ben bir ROCK’çıyım ve benim dedelerim ve orijinim, ZZ TOP! Gitarı bu kadar konuşturan başka bir grup dünya üzerinde yoktur. Şarkı sözü bir ise müzik yüzde doksandokuz’dur. 1960’larda Rock’n Roll ile başladıkları müzik hayatına 2000’lere kadar kurucusu oldukları Hard Rock sounduyla(tınısıyla) babaların babası olarak gelmişlerdir. Çünkü hemen-hemen herkesten yaşlıdırlar.

Neyse…

Edebiyata ara verdiğimin farkındayım. Ve biliyor musunuz; bu bilinçli bir karar. İçimden gelmiyor o karmaşık ve çapraşık duyguları belirli bir zeminde yazmak! İnsan olarak hayatı yaşamaya o kadar açım ki, bir yazar olarak hayatı başkaların üzerinden anlatmak, hiç de işime gelmiyor!

Ben bu durumun böyle olacağının yıllar evvel de farkındaydım açıkçası, normalleştikçe artık yazmak istemeyecektim ve Güz Özlemi’ne defaten söylemişimdir!

Artık iyileştim…

Ve bir kadın aşkı önemini yitirdi…

Yerini yaşama aşkına bıraktı!

Hal böyle olunca yaşanacak çok fazla fırsat var hayatta, bize sunulan! Size oturup da neler yaşadığımı anlatmıyorum. Yani olay BBG olayı kesinlikle değil. Çünkü benimkisi “arkası-yarınlık” cinsten ve neredeyse her gün önemli bir olay olur hayatımda. Kesinlikle sıkıcı değildir ve hatta ilham vericidir.

Ama yazmak istediğim bunlardan çok farklı; yaşadıklarım değil, öğrendiklerim!

Bu aralar konferanslar verdiğim için gençlerle paylaşıyorum zaten öğrendiklerimi. En son “Kalitesizliğin Maliyetleri” konusunda 4 saatlik bir sunumum oldu MMO’da. Ama temelinde halen aynı şeyi yapıyorum; matematik öğretiyorum! Garip olansa mühendis olmalarına rağmen matematik bilmemeleri, yani denklem çözmeyi biliyorlar fakat niye denklem çözdüklerini bilmiyorlar! Özcesi matematiği niye öğrendiklerini bilmiyorlar! Bu konuda ciddi bir blog yazdığım için üzerinden burada geçmeyeceğim ama merak edeniniz varsa lütfen okusun.

Biliyorsunuz veya bilmiyorsunuz, çok değil haziran ayında hayatımı tam tamına bir şiire sıkıştırdım:

HAYATI SEVİYORUM

Ve her şey
Aşkım içindi
Süzüldüğüm ardı sıra bulutların
Arkamda dalgalanan pelerinim
Gönlüme vuran aşkım içinde
Ve yaşamak
Doyarcasına
Patlarcasına

Ne mutluymuş

Sanki ciğerim parçalanır gibi
Aşk üstüne aşk
Karşıda cami
İçimde yükselen ilahi aşk
Bir fabrika üzerinde tüten kirli bir bulut
Küçük minik eteği içinde
Büyüyen iri kadın Sophia Lauren
Sayfalarca yazamadığım ilk aşkım
Ve ben

Ne mutluymuşuz

Pislik içinde yüzen
Mikroskobik boyutta mikroplar
Dün yediğim bozuk dondurmadan
İshal olmalar
Ya da
Bütün bunların tersine
Yaşama aşkım

Ne mutluymuş

İyileşmiş
İyileştirilmiş
Kırık kalbim
Ve hüzün boyutunda
Yürek burkan
Kursağım kadar aşk
Ve lezzet ki yaşamanın
Hammaddesi var olmak
Ve bütün kaybolan ve
Başlayan anılar

Ne mutluymuşuz

Ve ağır aksak
Eğilmekte zorlanan göbeğim
Ve ben
Ve sen
Ve var olan dünyamız
Ve bir şakı
Ve onbinlerce şiir
Hepsi bir bütün
Anlamak vermekteler hayata

Meğer ne mutluymuşuz

Ve sağılacak süt kadar taze
Pisliği yeni yapılmış bir at-bok kokusu
Toprağın üzerindeki gübre kadar etkili
İşte böyle bir şey
Yüreğimden fırlayan hayatım

Ne mutluymuş

Ve istediğin benden
Bu kadar bilge değilse hayatın
seninle beraber olmak
Aslında en kolayı
Ama aşk
Boyun verirse şayet

Meğer ne mutluymuşuzolacağız

Rüzgarın yağmur uğultusu
Kalbimi ritimliyor
Bir darbuka gibi
Sepet-sepet yumurtanın yere düşmesi gibi
Ve kırılmasıdır aşkın
Yeni kırılan bir yumurta gibi

Meğer nemutluymuşum

Halen yeknesak varlığım içinde
Patates büyüklüğünde kurtlar
Ayağımdaki varisler kadar sarksalar
Siyah yerine mor renk
Hayatımı renklendirirdi
Ve seni
Ve ben
Bu kadar acıya rağmen
Birlikteysek ya da olacaksak
Vardır bir bildiği hayatın

Meğer ne mutluymuşuz biz

Sormasalar bile sana, bana
Kaçamak cevaplar vermesek bile
Gönlümdeki aşk
Bizden çok öte öğeler içerir
Ve sen
Ve ben
Boşuna tükettiğimiz cümlelerde
Boğulup tıkanırız
Oysa her vesileyle tanışmamız
Kutsanmış iken
Ne yazık ki
Bu hayat şansını iyi kullanamadık

Meğer ne mutluymuşuz biz

Yağmur ve düşünceler dindi
Ve aşkımız
Ne Leyla, ne mecnun
Sen ve ben içindi
Ve kullanmamız gereken nefes
Hepimizi de içine aldı
Ve bundan sonra
Ne sen
Ne de ben
Buna engel olabiliriz
Sadece resmedeceğiz
Seni ve beni
Yaşadığımız sürece
Ve mutlulukla

Hayatı seviyorum

Ama size bir ayrıntı vereceğim: Bu şiir geçmişe ait bir hayatı anlatıyor.

Bugün içinse;

VE SARIŞINDI HAYAT

Bugün hayatı yaşadım

Yarın ise seni

İkinizde sarışındınız ve yeşil gözlü

Hanginiz daha güzel bilmem

Muhtemelen sen çıplak

Hayat senden çıplak

Mis gibi kokuyordunuz

Tıpkı bebek gibi

Denize baktım mavi-mavi

Üzerinde martılar

Ağzında onu doyuracak balığı

Richard Bach sanki bir orkestra şefi gibi geldi

Oysa bir kitabında martı olup uçtu

İşte hayat

Hem sen gibi seksi

Hem bir çocuk gibi

Gerçek aşk gibi

Mutluluk için

Başımı döndürdü

Ben gibi

Sen gibi

Soyunuk popolar gibi

Zevcelik yapan makyajlı bir geyşa gibi

Seviştik

Ve hayat

Hem seni

Hem de beni doğurdu

Ne mutlu olduk

Karşımızda deniz

Önümüzde cinsel organlarımız

Elimizde elma

Sınırsızca yiyip

Dünyayı pislettik

Ama olsun

Hem sen

Hem ben

Ne kadar sarışınız değil mi

Tıpkı bir güneş gibi

Aşk vücudumuzu yaktı

Ve sana bir sır vereceğim

Boş versene seni

Hayatı gelin giyineceğim

Kendimi de damat

Ve de çocuklarım için dua ederek

Yaşayacağım hayatımı

Elveda sana sevgilim

Hoş geldin bana hayatım!

 

Bu kadar da yazılmaz ki!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yalnızca bu yazına yorum değil,son dönemlerdeki çoğu yazına yorumum aslında.Daha doğrusu bir süredir yazmakta olduğun yazıların arka planındaki asıl temaya yorumum. Sen,"değişim", değişmek diyorsun buna, bense "dönüşüm" derim.Ya da gelişmek. Birşeylerin veya birşeylerden elenip süzülüp, biraz daha başka bir hale evrilmek. Yeni kararlar diyorsun, eskiden şöyleydim artık öyle olmayacak, eskiden şöyleydi ama şimdi böyle veya kah Anıl, kah Eric.. Ama bakma aslında o da sen, bu da sen. Fakat yanlış anlaşılmasın değişen birşey yok anlamında değil, yaşamın her anı zaten bir dönüşümdür ya, daha iyiye-doğruya daha "olması gerekene" evrilmek ihtiyaç duyulduğu kadarıyla ama asıl önemli olan da insanın özünün asıl iyi güzel, ruhunun tertemiz olmasıdır ya o yüzden.Ve biz da işte,seni de yazılarını da sen anıl da olsan eric de olsan öyle de yazsan böyle de yazsan seviyoruz. İnsan doğasında herşey ihtiyaçla başlar zaten. Sen böyle ihtiyaç hissettiğine göre biz de senin her ahvalini destekliyoruz.

Filiz Alev 
 13.01.2015 12:33
Cevap :
Aslında hayata açtığımız pencereler, geçmişten getirdiklerimiz, hayata karar verdiğimiz şeyler o kadar örtüşüyor ki birkaç kelime farklılıkları bile fark doğuramıyor. Biz subay çocuklarında bu devinim ve dönüşüm süreklidir ve bilimsel esaslıdır(duygusal değildir). Ben son dönemlerde "kaliteli insan" tanımı kullanıyorum ve hayatımdaki kaliteli insanların sayısını artırmaya bakıyorum. Eskiden çevre deyip içinde kaybolurken, şimdi kaliteli çevre deyip ilgimi, bilgimi, görgümü artırmaya yönelik dönüşüm içerisindeyim. Ve inanılmaz şekilde rahatladım ve bu hayatın öcülere ait olmadığını gördüm. Hem sizleri hem de olduğum kişiyi artık seviyorum ve artık "keşke"lerim kalmadı hayata dair. "Yaşadığım kadarı benimdir. Gerisi de önemli değildir" demeyi nihayet öğrendim. Ya da özcesi daha yeni olgunlaştım da diyebiliriz. Teşekkür ederim. Görüşmek dileğiyle; sevgiler  14.01.2015 5:54
 

Güz Özlemi , papatya tarlası, sudan hayaller ve kelimelerin efendisi Ata Bey sevdiklerimin adını görmek okumakta çok güzeldi bunu yazmadan geçmeyim dedim. Sevgilerimle.

Tülay EKER 
 13.01.2015 9:09
Cevap :
Senin yerinde her zaman ayrı ve sen zaten bunu biliyorsun...  14.01.2015 5:45
 

Gümbür gümbür bir ses duydum sanki :) buldum buldum der gibi ve bulduğun güzelliklere ...selam ve sevgiyle.

Tülay EKER 
 13.01.2015 9:07
Cevap :
o gümbür-gümbür ses selamsız-sabahsız girdi hayatıma ve gerçekten beni kendimleştirdi. Aslında her şeyin temelini 7 Ağustos 2013'te atmıştım ve bir-bir uygulamaya alınca hayatım gerçekten değişti. Bu kadar cesur yazmamın da sebepleri var... Sevgiler  14.01.2015 5:46
 

Evet, bu kadar da yazılmaz ki! Ama bu denli çok şey yazmana karşın çok az şey anlatıyor sözcüklerin çünkü şifrelere gizlenmiş hayatın. Apaçık görünse de her şey, görünen hem kendini hem de görünmeyeni gizliyor içinde. Ne kadar sarışındınız! Yaşam bir sürü şey barındırıyor, en çok da umut dostum. Son satırların duygularının özeti gibi. Rock ve Richard Bach senin ve benim gibi birçok kişinin yaşamındaki önemli kilometre taşları. Çok özgün bir yazı, senin gibi. Kişisel bloglarınla ayrı bir yerdesin ve buraya renk katıyorsun dostum. Sevgiler.

Güz Özlemi 
 12.01.2015 15:28
Cevap :
Neyi fark ediyorum; çocukluğumdan beri dünyanın ve insanların gittiği yön umurumda değil ve bir gün mutlaka doğru yolun bulunacağına inanıyorum. En kötü ihtimalle bir gün ben değiştireceğim! Böyle hislerle doğmak ne garip değil mi? Hep böyle hissedip de kimseye gerçek hislerini anlatamamak! Ben yıllarca kendi yeteneklerimi hep küçümsedim ve şimdi onları serbest bıraktım. Zincirlerimi kırmayı başardım ve sen de başardın ve hatta biz başardık. Bundan sonrası çok da önemli değilmiş gibi. Her şey ama her şey yoluna girecek çünkü biz prangalarımızdan kurtulduk. İnan 20'li yaşların sonu ve 30'ların başında ölecekmişim gibi hissederdim. Şimdi de tam tersi. Umarım bu hep böyle devam eder ve devam etsin diye elimden geleni yapacağım. Biliyor musun, kendimi artık "Türk soylu Kızılderili" olarak tanımlıyorum... Sevgiler   13.01.2015 6:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 617
Toplam yorum
: 1646
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 292
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster