Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '18

 
Kategori
Futbol
 

Artık Yüzümüz Kızarmıyor

Daha üç hafta önce -ki yazıyı sağ tarafta görebilirsiniz- Arda Turan konusundan yola çıkarak dile getirmeye çalıştığım yanlışların üzerini örtme, hatta onlarla övünme işi, kimse o yerli olmadıkça bir kar topu gibi büyümeye devam ediyor ve bu kötü zincire her gün yeni bir halka ekleniyor.

Arda Turan ile ilgili yazarken Burak Yılmaz’a da değinmiştim ve bugünün kahramanı da o. Burak’ın dün oyundan alınırken yaptığı hareketleri ve sarf ettiği sözleri kendi başına değerlendirirsek yanlış yaparız. Bunları onun otobüs şoförü ile tartışması, gece yarısı kaza yapıp aniden kayıplara karışması ve diğer maceraları ile birlikte değerlendirmek gerek. Hatta bu işleri Arda Turan’ın yaptıklarıyla, Hasan Şaş’la, Volkan Babacan’la, Volkan Demirel’le, Emre Belözoğlu’yla ve diğer tüm yanlış yapanlarla birlikte düşünmek gerek zira özünde hepsi aynı.

Şunu görmek bu kadar zor mu ki yanlışları bizim yanlışlarımız ve onların yanlışları diye ayırıp, bizimkileri sineye çekerken onlarınkiler için mangalda kül bırakmamanın kimseye bir faydası olmadığı gibi bu tavır yeni yanlışlara da davetiye çıkarıyor.

Bu yaklaşımla verilmeyen bir penaltı için kendimizden geçerken bizden birinin sahada yaptığı yüz kızartıcı hareketler için ağzımızı açmıyoruz. Hatta bırakın ağız açmayı, neredeyse onlarla gurur duyuyoruz. Ne yaparsak yapalım, Instagram yetişiyor imdadımıza. Uzun bir mesajla “yaptım ama bir sorun niye yaptım” veya marifetmiş gibi “yine olsa yine yaparım” malinde sözler söyleyerek başta kendimiz olmak üzere herkesi kandırmaya çalışıyoruz. Artık yüzümüz kızarmıyor vesselam! Nasıl oldu bilmiyorum ama utanma duygumuzu yitirdik. Bu ortamda birisi çıkıp da “yapmayın arkadaşlar” deyince bu kez onu ayıplıyoruz.

Daha geçen haftaydı sanırım Ünal Karaman basın toplantısında yumruğunu masaya vura vura şu meşhur “bizi bitiremezsiniz” frekansından sözler söylüyordu. Dün Burak’ın benim yazmaya utandığım sözlerinden sonraki açıklaması ise “duygusal bir açıklama yapmayalım, düşünüp karar verelim” oldu. E geçen hafta neredeydi o “sağ duyu”? İşte sorunun en büyük nedeni: ne samimiyiz ne de tutarlı.   

Derbide yaşananlar da ha keza. Maçtan önce, taraftarlık çizgisinin çok üstünde olması gereken bir acı olay yaşanmış, gencecik bir insan hayatını kaybetmiş fakat bu dahi ne tribünlerin aklını başına getirmiş, ne futbolcuların ne de teknik adamların. Maçtan sonra futbolcuların kavgası mı dersiniz, Fatih Terim’in maç sonrasındaki fiyasko açıklamaları mı?

Bu ortamın bir kazananı olması mümkün değil. Çünkü herkesin adalet kisvesi altında adaletsizlikten kendi lehlerine pay almaya çalıştığı bir ortamda yanlışlar asla engellenemez sadece sahibini değiştirir. Bugün sizin yaptığınız ve sonra onunla gurur duyduğunuz yanlış, yarın onlar tarafından yapılır ve yarın da onlar gurur duyar. Bu kez de siz veryansın edersiniz sanki zamanında olan biteni görmezden gelen siz değilmişsiniz gibi. Sonuçta kim tarafından yapılırsa yapılsın yanlışa yanlış deyip onun bir daha yaşanmaması için gereken yapılmazsa hiçbir şey değişmez; rollerden başka.

can.nizamoglu@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 787
Toplam yorum
: 416
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1417
Kayıt tarihi
: 11.11.07
 
 

Çoğu çocuk gibi ben de futbolcu olmak istedim, olmadı. Bu oyundan kopmamak adına üniversite yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster