Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Engin Şahin Karadeniz

http://blog.milliyet.com.tr/shaka35

16 Şubat '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1003
 

Arz, talep ve şişkinlik

Arz, talep ve şişkinlik
 

Piyasa şişkinliğini gideriyor.


Ekonomi dersinde ilk okutulan şeydir, arz ve talep dengesi. Bu denge adı gibi dengede olursa ekenominin denklemi tutar. Ya aşırı hırs varsa ne yaparsınız? Arzınız, azgın bir boğa misali olduysa, her an daha daha nidaları atıyorsanız? Bu durumda bir CEO olarak ne yaparsınız. Talep artırmanın yoluna gidersiniz değil mi?

Talep nasıl artar?
1- Kişilerin gelir seviyesi artar ( Türkiyede malum)
2- Moda etkisi yaratırsınız.
3- Daha işlevli ürünler yaratırsınız. (Cep telefonu misali, kasa değiştir, birşey ekle, sür piyasaya)
4- Talep edecek nüfus sayısını arttırırsınız. (Emperyal piyasaya geçiş, birey sayısında artış, daha çok kişiye hitap)
5- Artmayan gelir sevyelerine kredi pompalarsınız. (Arz'ın imkanları ile talep yaratmak)
6- Ürün fiyatını indirirsiniz (siz indirirseniz onlar da indirir)

Ekonomi derslerinde bu koşullar sıralanırken bir tümce de göze çarpar CETERİS PARİBUS yani eşit şartlar altında, yani arz'ı incelerken diğerleri sabit bırakılarak. Dünya nüfusunun artık bir noktaya sıkıştığı şu günlerde, Avrupa kıtasında genç nüfusun gittikçe düştüğü bu zamanda birey sayısı ile talep arttıramazsanız seçenek sayınız 5'e düşer.

Emperyal davranışların karşısına milliyetçilik karşı çıkarsa, bunu bir şekilde yok etmeniz gereklidir. Eğer yerli malı haftası kutlanırsa, orada yerli malı kullanmaya özendirilirse, siz ürününüzü bu piyasaya sokamazsınız. Bu duygu yok edilmeli.

Bireylerin gelir seviyesini arttırırsanız, üretim maliyetlerinde personel maliyetleri de artacağı için karlılık düşer ve arz'ın azalmasına yol açar. Gelir seviyesi mümkün olan en alt seviyelerde tutulmalı ki, üretim maliyetleri düşük, kar yüksek olsun.

Ürün fiyatını, maliyet girdilerinde bir azalma yaratmadan düşürürseniz, kar duşer, maliyet düşürmek için harcadığınız AR-GE maliyetleri de karı düşürür. Bu seçenek doğrultusunda siz fiyat kırdığınızda, rakipler de fiyat kırar ve yok oluşa gidersiniz. Bu yüzden bir fiyat belirlemeniz gerekmektedir.

Daha işlevli ürünlerin AR-GE maliyetleri yüksektir. Bu sebeble çok küçük değişikler ile yeni bir ürün yaratmış gibi görünmelisiniz. Hatta aynı ürünü değişik ambalajlar ile satınız. Hatta rakip firma gibi gölge şirketler yaratarak kendi kendinizle rekabet eder gibi görünün .

En iyi seçenek moda akımları yaratınız. En güzel bayanlar ile reklamlara ağırlık veriniz. Bireyleri bir birleri ile kıskançlığa sürükleyiniz. Siz hala ninenizin birşeyini mi kullanıyorsunuz etkisini arttırınız. Eldeki eskileri geri alarak yenilerini tekrar satınız. Elde ettiğiniz karlar ile bankalar kurunuz. Karlarınızın bir kısmını ve para yatıranların parasını da kullanarak kredi muslukları yaratınız. Bireylere olmayan parasını da harcatınız. Daha ve daha çok kar kazandığınızı göreceksiniz.

Spekülasyonlar ile, basın ve medya yı da kullanarak suni değer artışları yapınız. Daha iyi çevre, daha rahat, daha güvenli sloganları gibi sözcükler bularak bireylerin değişiklik yapmalarını sağlayınız.

Libaralizm nutukları atınız. Serbest piyasa da güçlü olan kazanır nidaları ile cartel ve tekel oluşturarak rekabete engel olunuz. Yeni teknolojileri ve buluşları hemen piyasaya sürmeyiniz. Bir program yaparak, azar azar tanıştırın. Daha çok karlı olduğunu göreceksiniz.


Eğer bunları yapıyorsanız sonunuz gelmiş demektir. Bireylere pompalanan krediler ödeme dengesini geçtiği yerde, elindeki malları ister istemez daha ucuza vereceklerdir. Malın ederi gerçek değerinin üzerine çıktığı için değerler dengesi yitecek ve kaybedilmiş değerler, borcun ödenmesi isteğini azaltacaktır. Kendi malınızı satmak için şişirilen piyasalar, bir gaz çıkarır gibi kükremeye başlayacaktır.

O gün, bu gündür. Piyasa şişkinliğin etkisini içerisinde barındıramamıştır. Büyük bir gürültü ile gaz çıkararak şişkinliğini indirmeye çalışmaktadır. Bir yerde de dengeyi bulacaktır. Eh, iyi de canlar yakarak bu şikinlik gideriliyor.

Biz Türk halkı hangi konumdayız sizce? Ticari borçların 400 milyar dolar olduğu bu günde, nasıl olabiliriz. Kredi kartları, ev kredileri, tüketici kredileri ile sanal gelir artımı sağlanan bu günlerde bireyler hangi konumda olacaktır. İsterseniz İzlanda halkı ile bir kıyas yapınız. Ne kadar çok benzediğini göreceksiniz. İzlanda halkı GSMH'sı 46 bin dolar, bizimki son hesapla 10 bin dolar. Haydi, şimdi alın şapkayı önünüze bir düşünün sonuç neler olabilir.

Enflasyon indi dendi, ülke büyüyor dendi, bu rahatlık ile bireyler de rahat hareket etti. Peki kabahat yogan ile ayak uzunluğu dengesini bulamayan halkın mı? Şişirilmiş bütçe ile halkımız daha rahat hareket etmesi için desteklenmemiş miydi? Eğer kriz bir an önce denge noktasına gelmez ise, havlu atma noktasına bireyler nezdinde olacağımızın ilanı olacaktır.

Meğer ATATÜRK'ün karma ekonomi modeli ne kadar güzelmiş. 2000 krizinden kurtulmak çabası ile varlıklarımızı yok ettik. Peki bu krizden hangi varlık ile kurtulacağız? İşin komik yanı, krizden en az etkilenecek ülkenin Çin olması. Çin sosyalizm çizgisinin tam kurtarıcı olamayacağını düşünerek, Türk modeli olan karma ekonomiyi uygulayarak en güçlü ülke konumunda bizlere gülüyordur herhalde. Yatırımlarını yavaş yavaş yaparken biz gülüyorduk çin'e, şimdi de son gülenleri oynamak onlara ait. Biz liberalizm'i seçerek kendi ipimizi kendimiz çektik.

Her güçlü krizden sonra bir savaş başlamıştır. Savaş nedenleri arasında krizler sayılmamaya çalışılsa da, her savaşın en büyük sebebi de ekonomik çıkarlardır. Nostradamus bu günler için bir dörtlük hediye etmiştir. 3. dünya savaşının temeli olarak para pul olacak, politikacılar ahkam üstüne ahkam kesecekler demiştir. Bu savaşın sonrasında da yeni bir düzen gelecek demiştir. Yeni düzen hayırlı olsun. Saygılarımla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 5690
Kayıt tarihi
: 14.07.08
 
 

Bazen icatci, bazen inatçı, hayatın her tonunda yürüyüp giden biriyim. Amatör fotoğrafçılık son m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster