Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '10

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
972
 

Arz'ın duvarına çarparken

Arz'ın duvarına çarparken
 

Arz'ın duvarına çarparken Türkiye'de neler oluyor...


Çinliler tarlalardan alınıp sanayi ile tanıştırılmış da, artık yaşam kaliteleri yükselmiş de, onları artık tarlalarına geri getirmeye kimsenin gücü yetmezmiş de... Bir kucak Çinli hikayesi bunlar... Bizim memleketten binlerce kilometre ötede! Bize ne canım bunlardan!

Bunları anlatıp duruyorum da, kimsenin yemediğini de biliyorum. Türkiye’de herkes, en azından yakın tarihi bilen herkes: Bu anlatılanların aynısını bizim ülkemizde bizzat yaşayan birileri. Ya da o birileri değilse bile anneleri, babaları, komşuları bu olayların birinci elden şahitleri. Çünkü benzer vakaları bizler daha 50-60 yıllık hatıralar olarak başlayan bir süreçte biliyoruz. Bazılarımız için 40, bazılarımız için 20 yıllık ama -ne yazık ki- bazıları için ise 2-3 yıllık hikâyeler bunlar.

Bizim de Çinlilerden pek de farkımız yok. 40’lı yıllardan bu yana her geçen gün önce kasabalara, oradan şehirlere, o da yetmezse büyük şehirlere habire Batıya doğru süren amaçsız göç süreci içerisinde şehirlerin çevresine öbek-öbek yığılıp duruyoruz. Bir dönem: Varoş, daha kibarı: Banliyö, biraz da halk ağzına uygun hali ile: Gecekondu mahalleleri dediğimiz yerleşim yerlerine yığılıyoruz.

Bunca insan aslında serbest piyasanın en büyük amele pazarını oluşturduğumuzun da farkında değiliz. Kalabalık işgücü, kısıtlı sayıdaki iş ile karşı karşıya geldiğinde ‘piyasanın’ vahşi denklemleri hemen işleyiveriyor! Bu denklemin adı: Arz-talep dengesi. Az sayıda iş imkanı için mahşer kalabalığı gibi insan başvurunca ne oluyor? Ne olacak asgari ücret tavan ücret halini alıveriyor. Vatandaş, oğlunun sigortası işlesin, bir de öğlen yemeği yesin diye veriyor ustabaşının eline. Çocuk yaşta it gibi çalışıp, sokaklarda beş parasız ıslak sıçan gibi dolaşan çocuk zamanla genç oluyor, yetişkin oluyor, büyüyor. Ama yollarda dolaşıp parklarda turlamak, ellerini pantolonun ceplerine sokup boynu bükük gezmek bunların kaderi. Cicili-bicili giysileri, son model arabaları ile yolları dolduran, trafiğin kalabalığında oflayıp püfleyen akranlarını da görüyorlar... Ne düşünüyorlar diye sorarsanız, akıllarından tek şey geçiriyor: “Böyle sistemin ...” (Bu, en az 60 yıllık eski bir film senaryosu!)

Dün dündür, bu gün bugündür. Eskisi gibi sokaklarda gördükleri ile de kalmıyor bu gençler. Televizyonda görüyorlar: Hüpletenleri, gümletenleri. Onlar artık Maçka’nın altında lunaparkta halka da atmıyorlar. Feleğin çemberini kırıp konfeti gibi kafalarına atan akranlarını görüyorlar: Ortaköy’de, Maslak’ta, Bostancı’da... Bazen sahil yolundan Ortaköy’e doğru yürürken uçak gibi gürleyen arabaları kaldırımda çekirdek çitleyerek solluyorlar. (Belki de tek eğlenceleri bu!) Yaşananlar Belgin Doruk filmi de değil. Bebek sahillerinde su sıçratan Amerikan arabalarının arkasından sövüp-saydırdıkları günler geçti... Artık milyonluk sürat tekneleri Üsküdar kıyısında yerli arabaları ıslatıyor...

Şimdi bu çocuklar büyüdü. (Bugünün çocukları da yarın büyüyecek.) Kemal Sunal’ın deyişi ile ‘eşek kadar’ oldular. Hepsi çocukluktan ezberledikleri felsefeyi, yaşam felsefesi yaptı. (Ya da yapacak.) Bazısı yok oldu gitti. Bazısı emeklilik için gün sayıyor. Bazısı işi büyüttü. Önce küçük bir atölye açtı. Sonra Ankara’da bir dayı buldu... Şimdi geri ödüyor! (Kendisine yapılanın aynısını o yapıyor.) Askeri ücrete talim ettiriyor gençleri, çocukları. Bir de en ucuzundan tabldotçu ile anlaşmış, veriyor yemeklerini. Ellerine gözlerine dursun daha ne istiyorlar!

Bir de işi daha da büyütenler var. Onlarınki ise tam bir film! Kemal Sunal’ın İbrahim Zübük’ü canlandırdığı bir filmi tekrarlıyorlar. Hani, Aziz Nesin’in zamanın ‘siyasetçi biyografisi’ olarak yazdığı eseri... Unuttum adını neydi ki?

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ
msevgi@mental.com.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 214
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1082
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster