Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
657
 

Arzu hayaller

Arzu hayaller
 

mahv olan ve eskiyen ama bir an olsun unutulmayan hayaller


Kapı çalıyor.
-Bakıyoruuum.
Kayınvalide iki eli poşetlerle dolu içeri girdi:
-Bir gün ben olmayım da, bu ev nasıl geçimsiz hale gelir. Aylığımı alıp sizin karnınızı doyurmaya bakıyorum, saçım kına, başım yazma görmüyor, 10 senedir(poşetleri mutfak tezgahının üzerine bırakıp elleri parmakları ile "10" işaretini verdi) aynı donu giyiniyorum.

Dudaklarının altında alçak sesle şikayet dolu mırıldanmalarla poşetleri açıp bir-bir yerleştirmeye başladı. Genç kadın kayınanasının sesini yatak odasından duyunca kocasını aşka davet etmek ve cilvelenmek için giyindiği kısa etekli, derin dekolteli kırmızı elbisesini hemen çıkarıp uzun etek ve yarım kollu sade gömleğini giyindi.
Kırmızı elbiseyi sinirle dürüp karyolasının yanıbaşındaki çekmeceyi açtı ve çamaşırların altına sakladı.
Kalbinin derinliğinde saklamak zorunda kaldığı hayalleri gibi...
Kirada oturmak hep üzmüştü onu zaten, kocasını da tabi. Zaman-zaman kapılarının önüne bırakılan reklam amaçlı mobilya kataloglarını, beyaz eşya broşürlerini hiç açıp bakmadan yırtıp atıyorlardı, "bunlardan bize ne ki " diye.
Bir de yırtıp attıkları dergilerin arkasınca bakarak karı koca derin bir "ahh" çekiyorlardı. Kendi eşyaları kiradan kiraya taşınmaktan gittikçe eskimiş ve defolanmıştı. Karyola cırıldıyor, özellikle gece uyumak bile zorluk veriyordu genç çiftlere.
Yattığı yerde sakin uyuyamayan koca her öbür tarafına döndüğünde bir cırrrr... sesi geliyordu.
Kaldı ki, bir birlerine aşk armağan edeceklerdi.
Zaten kayınana kendi anladığına yorumlayarak:
-Tövbe, Esteğfirullah! Şu gençlerde hiç haya kalmadı...Ahh kahpe felek- diye yüksek sesle onlara duyuruyordu.
Hele buzdolabı bir açıldımı karı koca ikisi çırpa-çarpa dolabı zor kapata biliyorlardı. Taze gelin olduğu günden beri hiç gelinliğinin tadını çıkaramayan genç kadın eski halıyı süpüre-süpüre beli bükülüyordu ama halı bir türlü temiz görünmüyordu. Halı kadar süpürge de eskimişti çünkü...
...Bu şekilde hayat zamanın ve ilim-teknolojinin hızlı ilerlemesine rağmen kendi zorlukları ile devam ediyordu.
Aileye iki çocuğun eklenmesi haricinde maddi ve manevi açıdan hiç bir değişiklik ve gelişme olmadı. "Çocuk berekettir." diyenlere inat mı neyse yıllar, aylar birbirini kovalasa da ailenin durumu olduğu gibi sabit kaldı. Çocuklar zengin çevrenin ihatesinde zorluklarla büyüdü, okul bitti, lise başladı. Yine bir kaç sene geçti, nihayet ev sırası TOKİ de bu aileye geldi.
Bu arada her işe karışan kayınvalide artık ilahi rahmete kavuşmuştu...Önce kayınana takibinden kendilerine zaman ayıramayan, iç dünyalarındaki romantik anılarla dolu sevgi cilvelerini birbirlerine armağan edemeyen karı-koca, şimdi de iki yetişkin çocuğun geçimini sağlamanın, onlara parlak istikbal vere bilmenin düşüncesindeydiler. Lise son sınıf ve üniversite sınavlarına hazırlanan iki kardeş bir gün yakın tanıdığın evine arkadaş daveti üzerine yatılı gittiler.
Evde ilk kez yalnız kalan karı-koca sağdan-soldan sohbet ediyor, birbirlerine destek olmanın mutluluğunu yaşıyorlardı.
Televizyon açıktı ve bir aşk hikayesini anlatan sinema gösteriliyordu. Karı-koca sohbetin sıcak yerinde gözleri televizyondaki sinemanın sevişme sahnesine takıldı.
Zorlukların onlara unutturduğu bu hayat cilvesine ilk anda utanarak bakamadılar.
Aniden kadın ayağa kalktı. Yatak odasına geçti. Yıllardır dolabın bir köşesinde sakladığı kırmızı elbiseyi çıkardı. Elleri titreye-titreye iyi-kötü makiyaj yaptı. Elbiseyi giyindi. Hep "bir fırsatını bulur giyerim" diye umutlandığı için kilo almamaya gayret etmişti ve hala da yaşlı olmasına rağmen kilolu değildi. O zaman gençliğin verdiği heyecanla hayalinde kuracağı akşam sofrası için renkli ve kokulu mumlar almıştı, onları da yıllardır sakladığı yerden çıkardı. Kocasına çaktırmadan salona geçti ve mumları yakarak her birini farklı yerlere koydu.
Üstünü toz basmış, fransız şarkıcının aşk şarkıları olan kaseti buldu. Eski teypi açtı. Çok sevdiği romantik müzik seslendi. Ellerini avuştura-avuştura bekledi.
Bu arada karısının geri dönmediğinden endişelenen koca ayağa kalktı, yatak odasına geçecekti müzik sesi duyup salona girdi. Karısını alışmadığı imajla ve hiç bir zaman yaşamadığı bir romantik abu-hava içerisinde görünce şaşkınlıktan ağzı yarı açık, gözleri hayret bakışları ile dona kaldı. Karısı utancak, kırık cümlelerle konuştu:
-Yıllar önce sana böyle, romantik bir gece armağan etmek için kuruş-kuruş biriktirip bu elbise ile mumları aldım... Kısmet bu güne imiş.
Başını aşağı dikti. Kocası bir anlık tereddütlü bakışlarla karısını ve salonun alışılmamış ahengini süzdü. Ağır-ağır yaklaşarak karısının yılların kilo aldırmadığı ince beline sarıldı. Bir eli ile de karısının heyecandan titreyen elini tuttu. Seslenen şarkıya ayak uydurmaya çalıştılar. Utancak bir titreyişle bir-birinin ayağını basıyor, hemahenk dans etmeye çalışıyorlardı.

Kadın beklenmedik anda kocasının dudaklarından sımsıkı öptü. Kocası karısına dikkat ederek, gözlerinin içine baktı ve bir anda böyle bir ateşli öpüşe cevap olarak o da karısını kendine doğru çekerek ince bir tavırla dudaklarını öpüşlere boğdu. Kadın cesaretlenip kocasını yatak odasına çekti. Karyolanın yanında ikisi de durdular. Kadın kocasının elini elbisesinin açık dekoltesine doğru çekti. Adam elini karısının sinesinde gezdirerek hareketsiz bir halde aşağı indirdi. Bir şey anlamayan kadın soru soran gözlerle kocasına baktı. Adam bakışlarını gizlemek isterken gözlerinden akan yaşları sezdirmemeye çalıştı, ama bu kadının dikkatinden kaçmadı. Kocasının başını titreyen zayıf elleri ile kaldırarak onun gözlerine baktı ve yanağından süzülen damlaları ince şefkatle sildi. Birden kendisi de dayanamayıp hüngürtü ile karyolaya oturdu. Kocası hemen onun yanına oturarak ağzını açıp bir şeyler söylemek istedi, fakat teselli ede bilecek söz bulamadığından karısını kucaklayıp başını okşadı. Sabaha kadar ikisi de çaresizce baş-başa verip ağladılar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 792
Kayıt tarihi
: 18.02.08
 
 

1978 doğumluyum. Bakü'de doğdum. Ben Kayseri'de yaşayan Azerbaycanlıyım. Kayseri'de yaşıyorum. Be..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster