Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
328
 

Aş kendin

Aş kendin
 

Ebem uzunca yaşadı. Öldüğünde sanıyorum 105 yaşında filandı hatırlamıyorum şimdi. Ölmeden önce gidiyorum diye ortalığı ayağa kaldırdı. Bütün kızları ve oğlanları başına toplandı. Bu ikinci toplanışları idi. O halde bile "ben et yemeği istiyorum" diye mızmızlanmış. Netice itibariyle üçüncüde gitti ama gidişi suskun oldu çünkü herkes "yok bu kadına birşey olmaz" düşüncesindeydi. Nereye baktı, neyi gördü bilinmez. Kadın olduğunun farkında bile değildi. Senelerce asker kocasını beklemiş bir başına, köy yaşamı, sefalet vs...

Anneannemin ona benzer yönü çok fazla. Seksenli yıllarda Çorum olaylarından dolayı terkedip batıya göç etmişler. O da kızlarını klasik yöntemleri ile yetiştirmeye çalışırken her şeyi birbirine kattı. Sanırım ailede "ölenlerden boşalan tahta oturma" kaygısı çok yoğun çünkü büyük ablası öldükten sonra o kaldı. Klasik ölüm korkusuna inat arada namaz kılmalar, kur'an okumalar, sonra ahireti unutup yaşam içinde tipik insanı, kadını oynamalar. O da çok uzaklara bakmadı, burnunun ucundakileri bile gördüğünden emin değilim.

Annem, kendini aşma çabası hiç bitmedi. Bir yandan öncekilere benzememek isterken bir yandan ona öğretilenlerin dışına da çıkamadı. Erken evlenmek zorunda kalışını uzağı görememeye bağlar. Erken yaşta bebeğini kaybedişini talihsizlik olarak. Oysa ne kadın olmaktan ne erkek olmaktan haberdar olduğu yıllar. Sonra coşar, açıklarını kapatır, kendini eğitir, girip çıkmadığı aktivite kalmaz, görünümü her zaman iyidir. Kendine bakar, okur, yazar. Kırkından sonra ise artık özgürlüğe kulaç atar. Kendini ifade etme konusunda tüm engelleri kaldırmıştır. Artık olgun bir kadın, çocuklarını büyütmüş bir kadın olarak kendi yoluna bakar.

Bense kanı akıtandım, bir de teyzem var benden önce...Ama dördüncüye beni sayın. Aynı yolda yürüdük, o başlattı bayrak yarışını ben devraldım. Ben hep başımı kaldırıp uzaklara baktım. Üç bilinmeyenli denklemler çıktı karşıma, çözerken bazen zorlandım, bazen çok kolay oldu sonuca ulaşmam. Başka denklemlerle uğraşmadığımı anladım sonra, kendi denklerimi kuruyor ve o denklemlerden sonuca varmaya çalışıyordum. Kendimle savaştım, kendimi öldürüp yeniden dirilttim yıllarca.

Bu bir miras, beşinciye devrini geciktirdiğim... Oysa ne rahat devretmeliyim... Kıyamam göz bebeklerine, narin ellerine. Beşinci hiç gelmeyecek belki de.

On uygar göz bulsam bakan, benim için hazine değerinde ama yok!

Ya da dört kitap
Ya da dört mevsim
Ya da dört kadın
Ya da dört erkek
Ya da dört zaman
Ya da dört dörtlük bir yaşam

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

4/4 lük bir yaşam varmıdır. Önemli olan ayaklarının üzerinde durabilmek. yani ileriye bakmak. Hep ileriye aydınlığa, bir umutla. kaybetmeden umudu.

Yapukay 
 07.04.2008 10:27
Cevap :
:) ne güzel özetlemişsiniz umudu... teşekkür ederim. umut ederek alıyoruz her yeni soluğu yarınlara dair yeşertmek derdindeyiz...  07.04.2008 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1916
Kayıt tarihi
: 10.06.06
 
 

1976 Nazilli doğumludur. İlk şiir kitabı "Farkındasız İntihar" 2009 yılında Kadın Yayınevi'nden y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster