Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
841
 

Asansörde eşek var…

Asansörde eşek var…
 

Sanırım 94 yılıydı, dini bütün partinin milletvekili adaylarından biri seçim propagandası için kafayı Nasrettin Hoca fıkralarına takmıştı.

Her gün bir fıkranın içeriğine uygun olarak malzeme topluyor, sonra gazetecileri çağırıp fotoğraflar çektirerek, iktidar partisine yönelik eleştiri ve tenkitlerde bulunuyordu.

Bir gün bakıyoruz tabutlar yapılmış, üzerine siyah örtüler örtülüp, Nasrettin Hoca’nın sözleri yazılmış, bir gün bakıyoruz büyüklü küçüklü tencereler getirilmiş, kazan öldü hikayesine uygun söylemler yapılıyor.

Başka bir gün kocaman bir kazan göl olarak kabul edilip, kavuklu biri elindeki kepçeyle kazana yoğurt döküyor, ‘Ya tutarsa’ diyor.

Yapılan mizahi propaganda da büyüklü küçüklü gazetelerde günü birlik yayınlanıyor. Tabi yapılanlar yayınlandıkça bizim milletvekili adayı da coşuyor, Nasrettin Hoca’nın tüm kirli çamaşırlarını! döküyor ortaya.

Sonunda olan oldu.

Sıra Hoca’nın eşeğe ters binmesine geldi. Partinin il binası şehrin en işlek caddelerinden birinde ve beşinci kattaydı. Seçim yasakları ise daha kalkmamıştı. Propagandalar sadece kapalı mekanlarda yapılabiliyordu.

Yani?

Yani o zaman eşek beşinci kata çıkarılacaktı.

Gazeteciler birer ikişer gelmeye başlayınca, milletvekili adayı,

“Getirin eşeği” dedi.

Partililerden biri arka sokakta elektrik direğine bağlı bekleyen eşeği ipinden çekerek getirdi. Eşeği görenler ilginç bir şey olacağını anlayıp, kalabalık oluşturmaya başladı. Partililerden biri eşeği ipinden çekip, bir diğeri kıçından iterek apartmandan içeriye sokmaya çalıştı.

İşte ilk şok…

Eşek ufak tefek ama o kadar da eşek değil yani, girer mi içeri...

İçerisi karanlık. Biliyor ki karanlık yerlere geçirilince başına neler gelecek.. Belki daha önce namus elden gitmiştir ama şimdi işin ucunda kelleyi kaybetmek var. Eşek ne bilsin siyasi propaganda aracı yapıldığını?

O zamanlar da belediye zabıtaları her gün operasyonlar yapıyor, şehrin kenar mahallelerinde, ya da kırsal yerlerde at, eşek kesenleri yakalıyor.

Eşek biliyor ki ahırdan giden bir daha gelmiyor. Kasapların önlerinde kangal kangal sallanan sucuklar ya amcası ya dayısı…

Bunun için ön ayaklarını merdivenin basmağına dayamış, arka ayaklarını da öyle bir çakmış ki yere, değil kapıdan sokmak, yerinden oynatmak mümkün değil.

Peki ne olacak?

Milletvekili adayı seyrediyor, gazeteciler yaşanan her anı fotoğraflıyor. Meraklı kalabalık eşeğin inadının mı yoksa dini bütün partililerin mi galip geleceğini sabırla bekliyor. Bu arada kalabalıktan yardıma gelenler eşeği arkadan itmeye çalışıyor ama nafile, eşek inadı diye bir şey var ortada. Eşek, nuh diyor peygamber demiyor.

Tamam hadi eşek içeriye girdi diyelim, beş kat merdivenleri nasıl çıkacak? Takır tukur basamakları saya saya çıkarmak mümkün mü hayvanı? Kesin yolda geri kaçar. Arkadan gelenleri ezer geçer.

Milletvekili adayı sabırsızlandı;

“Hadi zorlayın biraz, içeriye geçsin yeter, yukarıya asansörle çıkartırız.”

Hoppala!!!.

Milletvekili olacak adama da böyle bir sivri zeka yakışır zaten. Eşeği asansörle çıkaracak.

Asansöre bir eşek zor sığar. Yanına bir adam binse düğmeye basmak için, yukarıya çıkarken eşek huysuzlansa, adam ezilir, ölür gider.

Partililerden biri ,

“Eşeği asansöre bindiririz, beşinci kat düğmesine basıp, kapıyı kapatırız. Yukarıda arkadaşlar karşılar” dedi.

Düşünebiliyor musunuz, eşek asansörle yukarıya çıkıyor, bir partili kapıyı açıp,

“Hoş geldiniz, biz de sizi bekliyorduk” diyor.

Ya da apartman sakinlerinden biri üçüncü kata asansörü çağırıyor, eşek içindeyken asansör üçüncü katta duruyor, adam kapıyı açıyor, karşısında bir eşek.. Evden yana sesleniyor;

“Hanım hanım, gel hele gel, asansörde bir eşek var, kime gelmiş acaba?”

Kapı açılınca eşeğin anırdığını ve tüm apartmanın inlediğini hayal edebiliyorsunuz her halde.

İşin en kötüsü, eşeğin beşinci kattaki dama çıkarıldığını düşünelim. Tam olay anında fotoğraf makinelerinin flaşları patlayınca ya da kalabalıktan ürken hayvan kaçıp kurtulmak için bir metre yüksekliğindeki duvardan önünü göremeyip, atlamaya kalkarsa sonu ne olur. Kaş yapayım diye göz çıkar o zaman.

Gazetelerde şöyle bir haber;

“Beşinci kattan başlarına eşek düşen iki kişi öldü”

Bunların hepsi hayal ama o an gerçek olabilecek bir durumdu. Yeter ki eşek kapıdan içeriye girsin.

Biri kulağından, biri kuyruğundan çekti, ittiler, zorladılar ama eşek apartmana girmedi.

Sonunda eşeği apartmana çıkartmaktan vazgeçti milletvekili adayı.

“Ben kaldırımda eşeğe ters bineyim, siz de hemen birkaç poz fotoğraf çekin, kimse görmeden işi bitirelim, yoksa ceza yeriz”, dedi gazetecilere.

Öyle de yaptı. Alkışlar arasında eşeğin üzerine ters bindi, biri de propagandayı bozan eşeğin ipini çekti, beş on adım ilerlediler, olay bitti.

Sonunda ne mi oldu?

Eşeği apartmana çıkarmaya kalkan aday, milletvekili seçildi.

Eşeğin akibetini bilmiyorum…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Toplumlar layık oldukları biçimde yönetilirler ve de kendilerine uygun mizahı da başarıyla üretirler...

 Benim de bu tür yazılarım var.Yazarken de zevkli oluyor ya hani...

Mesut Selek 
 16.09.2007 15:36
 

Çok güzel, keyifle okudum. Aziz Nesin'in yazılarını anımsattı bana.

Gürsel Yüce Tercan 
 13.09.2007 8:26
Cevap :
Teşekkür ederim ben de rahmetli Aziz Nezin'in yazılarını ve kendisini çok severim. saygılarımla  13.09.2007 12:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 121
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 75
Ort. okunma sayısı
: 1412
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunuyum. 28 yıllık g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster