Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '11

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
12108
 

Aşık Padişahlar

Aşık Padişahlar
 

Ahmet Hamdi Tanpınar, "Beş Şehir"in "Bursa'da Zaman" bölümünde "Osmanlı macerası bir aşk romanıyla başlar" der. Bu aşk Osman Gazi ile Mal Hatun'un aşkıdır ve üzerinde en fazla söylence üretilen ilk ve tek masal aşktır onlarınki. Derler ki, Osman Gazi Eskihisar'a giderken, o yörede babasının kurduğu ahi tekkesinde doğup büyüyen Mal Hatun'u görüp sevdalanır. "Şikara giderken sayda, avare gezerken kayda düşer, ne durabilir, ne gidebilir, ne de sırr-ı aşkını kimselere diyebilir".

Babası Ertuğrul Gazi'den habersiz kızın ailesine haber gönderirse de kızın babası Şeyh Edebali , iki taraf arasındaki eşitsizlikten dolayı teklifi reddeder. Osman Gazi bir süre sonra gördüğü bir rüyayı yorumlaması için Edebali'nin kapısını yeniden çaldığında, Şeyh rüyayı, "Devlet tohumunun ekilişi" olarak yorumlar. Böyle parlak bir geleceğin beklediği yiğide elbet kızını verecektir.

Orhan Bey'in annesi olan Mal Hatun'la Osman Gazi birlikte kaç mutlu yıl yaşadılar bilemiyoruz ama Osman Gazi'nin sevdiği kadının ardından sadece üç ay yaşayabildiğini biliyoruz.

Osmanlı Tarihinde yaklaşık 40 yıl süren tartışmasız en büyük aşk -artık herkesin bildiği gibi- Kanuni ile Hürrem'in aşkıdır.Bu kırk yılın ilk on yılını Haseki'likle geçirdikten sonra nikahlanarak Haseki Sultan ünvanını alan Hürrem'in padişaha ilk beş yılda beş çocuk vermesi aralarındaki muhabbetin göstergesidir. Hürrem'in altıncı çocuğu Cihangir'i de Kanuni'ye nikah hediyesi olarak doğurduğu söylenir.

Kanuni'nin sefere çıktığı zamanlarda araya giren ayrılığı birbirlerine yazdıkları mektuplarla gidermeye çalışan aşıkların, sevda yüklü şiirlerle bezeli satırları bugün saray arşivlerinde itinayla saklanmaktadır. Muhibbi mahlasıyla şiirler yazan Kanuni'ye aynı güzellikte yanıtlar veren Hürrem'in aşkı yaşlılıklarında da sürer.

Sancağa çıkan şehzadelere Haseki annelerinin eşlik etmesi, padişahınsa yeni hasekiler edinmesi saray adeti iken Hürrem'in bu geleneğe uymadığı, aşkı bir yana, siyasal gelişmeleri izlemek ve yönlendirmek için saraydan ayrılmadığı,Kanuni'ye bir tür danışmanlık yaptığı da mektuplarından anlaşılmaktadır.

Sekiz yıl arayla ölen bu muhteşem çift, Süleymaniye Camiinin kıble tarafındaki Mimar Sinan şaheseri iki türbede yan yana yatmaktadır. Bu arada, Osmanlı tarihinde bir başka padişah ve eşi için yapılan çifte türbe olmadığını da not olarak düşelim.

Reşat Ekrem Koçu kitabında III.Murad için, "Sultandan kız ve oğlan 102 çocuk doğmuştur. Böyle adamda aşk olur mu, haşa!" diye yazar. III.Murad, harem hayatına düşkün padişahların en başında gelse de Safiye Sultan'la olan 32 yıllık hayat arkadaşlığının ilk 20 yılını sadece onunla geçirdiği bir gerçektir. Yaşamının yirmi yılını tutku derecesinde sevdiği tek hasekisi Safiye'ye adamıştır III.Murad. Ancak, Şehzade Mehmet Manisa Sancak Beyliğine atanınca oğluyla birlikte giden Safiye'nin ardından, Valde Nurbanu Sultan eline geçen fırsatı değerlendirerek oğlunu haremdeki güzel kızlara yönlendirmiş, bunda da hayli başarılı olmuştur.

I.Abdülhamid'in Ruhşah Hatice Kadın'a olan saplantılı aşkı biliniyorsa da bunun şehzadeliği zamanında mı yoksa tahta geçtikten sonra mı yaşandığına dair yazılanlar muhtelif. Mektuplardan, padişahın "Sevda tutsağı" olduğunu Ruhşah'a yazdığı çoşku dolu ve pervasızca yazılmış satırlardan anlıyoruz. Osmanoğullarının son üç kuşağındaki 8 padişahın atası olan I.Abdülhamid'in padişahlığını küçük düşüren bu mektupları şehzadeliğinde yazdığı söylense de padişah olduktan sonra Ruhşah'a "Başkadın" lık payesi verdiği biliniyor.

Abdülmecid, Osmanoğullarının kadınlara en düşkün padişahı olarak gösterilir. Tarihçiler, 16 yaşında çıktığı tahtı 38 yaşında terk eden padişahın bu kadar genç ölümüne kadınlara olan zaafının başlıca nedenlerden biri olduğunda birleşirler. Ancak Abdülmecid'in gerçekten aşık olduğu üç kadın olduğu bilinmektedir. Bunlardan çok genç yaşta ölen Gülcemal dışında, Serfiraz Kadın ve Bezmiara Hanımefendi padişahın tüm aşkına rağmen onu sıradan bir erkeğin bile kabul edemeyeceği hallere düşürmüş,sarayda skandallar yaratmışlardı.

"Bu kadın kendisine karşı kalben en hakiki muhabbet hissettiğim yegane zevcemdir" dediği Gülcemal'le sabaha kadar söyleştiğini, ondan Doğu masalları dinlediğini, onun kültürüne ve asaletine hayran olduğunu her zaman belirten Abdülmecid, Gülcemal'in otuzuna varmadan ölümüyle derin bir acı yaşar.

Nikah kıyarak aldığı Bezmiara'ya hem aşık hem de son derece saygılı olan Abdülmecid'in bunun karşılığını aldığı ise söylenemez. Aşkına karşılık vermek yerine saray hizmetkarlarıyla entrikalar çeviren, kıskançlığından annesi ölmüş yedi yaşındaki şehzadeye olmadık kötü davranışlarda bulunan Bezmiara'yı sonunda boşamak zorunda kalan padişah, daha sonra sarayı 125000 kese borca sokarak Osmanlı Devletinin karşılaşacağı mali krizlerin doğuşunu hazırlayan Serfiraz'a aşık olur. Hafifmeşrepliği ve bol para harcamasının yanında Serfiraz'ın "Küçük Fesli " lakaplı bir Ermeni oğlana tutkun olduğu da tarihçiler tarafından belirtilir.Tüm dedikodulara rağmen aşkından vazgeçemeyen Abdülmecid için ölüm bir tür kurtuluş olmuştur.

Osmanlı'da aşık padişahlar elbet bu kadar değil. I.Murad'ın Hatice Hüma Hatun ve Mara Sultan'la, II.Selim'in Nurbanu Sultan'la, I.Ahmed'in Kösem Sultan'la, Sultan İbrahim'in Telli Haseki Hümaşah'la, IV.Mehmed'in Gülnuş Sultan'la aşkları muhtelif tarihçiler tarafından dile getirilmiştir.

Yine de tarihin karanlıklarında kalan, bilinmeyen ya da bilinsin istenmeyen aşkların varlığından kendi adıma eminim. Örneğin, "Bir güneş yüzlü melek gördüm ki alem mahıdır / Ol kara sümbülleri aşıkların ahıdır" diye şiirler yazan Fatih Sultan Mehmet hiç aşık olmamış olabilir mi?

Yavuz Sultan Selim'in tüm hayatı boyunca, bir tek Hafsa Hatun'u eş olarak kabul etmesi aşk değil midir?

Kaynak: Bu Mülkün Kadın Sultanları / Necdet Sakaoğlu Oğlak Bilimsel Kitaplar 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Padişahım çok yaşa... Yeni Padişahımızdan söz ediyorum(!) Selamlar...

Mesut KARİP 
 01.02.2011 14:55
Cevap :
Siz de çok yaşayın emi:)) Bu yorumu tuttum, harikasınız. Teşekkürler...  01.02.2011 19:02
 

Ne konuma, ne duruma, ne yaşa, ne başa bakar...Aşk için kendinden, aşk için malından mülkünden, aşk için tacından, tahtından vazgeçen nice adem oğlu/kızı görmedi mi bu evren...Aşkı tanımayanlara, aşık olmamışlara koca bir YAZIK(!) bence...Ve, AŞK olsun sana Melek!!! Tabi ki padişahlarda aşık olmuştur!...Sevgilerimleee:))

fatma iyibilgin 
 27.01.2011 16:57
Cevap :
Hem aşık, hem şair hem de şehzadelerini öldürecek kadar zalim... Hepsi bir arada nasıl oluyor diye düşünüyorum... Padişah olmak da zor zenaatmış sevgili Fatma. Teşekkürler...  27.01.2011 17:23
 

aşk bu padişah değil feriştahı gelse dinlemez...günde 10-15 saat çalışan eşine aşkla bağlı -çocuklarına da- bir sıradan isimsiz adam acaba daha mı küçüktür padişah'tan...tüm sarayları besleyen ''baldırı çıplaklar''ın aşkı ve yaşamları daha mı küçük acaba...eyvallah...

nedim üstün 
 27.01.2011 14:23
Cevap :
Ne padişahların ne de sıradan insanların aşkları küçüktür. Aşk bu, büyüğü küçüğü mü olur? Sadece, hani bazen gözümüzde büyüttüğümüz bazı insanlar olur. Sanki onlar sevemezlermiş, aşık olamazlarmış gibi gelir. Oysa insanoğlunun naturasında vardır aşk. Bilirsiniz. Teşekkürler.  27.01.2011 15:44
 

Pazarı en iyi pazarcılar bilir. Adam harem sahibi... Odalıklar, cariyeler, haslar, hasekiler... Üstelik bin türlü eğitimden geçirilip her şeyin! feriştahı olmuşlar, kadınlık ya da dişilik sanatını sergilemek için... Onlar bilmeyecek de aşkı biz mi bileceğiz..

Ahmets 
 26.01.2011 14:58
Cevap :
Haklısınız da hiç aşık olmayanlara ne demeli?  26.01.2011 19:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2069
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster