Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
939
 

Asık suratlı Eğitim/Öğretim

Asık suratlı Eğitim/Öğretim
 

ASIK SURATLI EĞİTİM/ÖĞRETİM


Asık suratlı olmak ciddiyetin ifadesi olarak kabul edilir bizim gibi bir çok kültürde. Peki ciddi olmanın anlamı “bir konuya gereken önem (ve dolayısıyla gerekli dikkat seviyesiyle) derecesinde yaklaşmak” olarak tanımlanırsa, bunun fiziksel kalıbı, gergin kaslara sahip bir surat mıdır? Bu son derece mizahi bir koşullanmadır aslında. Ciddi olalım ve suratımızı asalım!
“Oğlum ciddi ol biraz, pişmiş kelle gibi sırıtma!.” Hiç duydunuz mu bu ifadeyi? Ne kadar ciddi, değil mi? Peki şuna ne dersiniz: “Sululuğu bırakalım ve ciddi olalım beyler, dersimiz başladı!” 

Ciddi olalım beyler ve ağzımızdan çıkana dikkat edelim. Ne diyoruz biz? Öğrenciler ciddi olmak hakkında, hayatı boyunca bir kez bile ciddi olarak düşünmemiş öğretmenlerin, eğitimcilerin ciddiyetiyle mi, derslere gereken önemi verecek, yani ciddi olacak? Biz onları korkutalım en iyisi, “Bak eğer şu sınavı kazanamazsan ne olacağını biliyor musun? Rezil olacak yerin dibine batacaksın, kimse yüzüne bakmayacak, komşunun çocuğu sana hava atacak…dershane parası boşa gidecek, ….” 

Gerçekten ciddi olalım ve kendimize soralım: Neden çocuklarımız bilgisayarın başından kalkmıyor acaba? Hani tembellerdi, çalışma alışkanlıkları yoktu? Eğer siz bu çocuklara okulu sevdiremezseniz, öğretmenleri sevdiremezseniz, onları korkutarak tehdit ederek derslere yönlendirmekten başka çareniz kalır mı? Bu ne derecede işe yarıyor? Korkarak okulda “başarılı” olan bir öğrenci, ne derece iyi bir eğitim öğretim almıştır? 

Sorunumuz öğrencilerle değil, çocuklarımızla değil. Sorunumuz derslerin içeriğiyle hiç değil sayın solcu/sağcı eğitimciler! Sorunumuz öğretmenlerimizin cehaletiyle ilgili! Çocuklarımızı “ciddi” öğretmenlerin eline verip okuldan soğutuyoruz. Okulu cezaevinden daha asık suratlı bir bina haline getirip çocuklarımızın burada öğrenip eğitilmelerini bekliyoruz? Neden? Ne suç işledi ki bu çocuklar, onları böyle okullarda böyle öğretmenlerin “ellerinin altına” teslim ediyoruz? 

GÜLERYÜZLÜ CİDDİYET
İyi bir eğitim/öğretimcinin en başta sahip olması gereken, olmazsa olmaz özelliği nedir sayın milli eğitim müfettişleri, müdürleri? Pedagojik formasyon dersleri ne amaçla konulmuş acaba? Ne işe yarıyor? Ciddi olalım ve bu sorulara gözümüzü yummadan, olana bakarak cevap verelim lütfen! Öğretmenler, bırakın öğrencileri, velileri, siz kendinizden memnun musunuz?
Ciddi olun ve güler yüzlü olmaya özen gösterin! Ancak bilgisayarlardan daha güler yüzlü olduğunuz zaman çocuklar sizi daha ciddiye alıp dinleyeceklerdir. Kendinize sınıfa girmeden önce şu soruları sorun?
Nasıl bir ruh hali içindesiniz? 

İçinde bulunduğunuz ruh haliyle çocukların karşısına çıkacaksınız. Ruh halleri bulaşıcıdır, bunu hiç duydunuz mu? Öyleyse birazdan sınıfa girdiğinizde şu andaki ruh halinizi onlara bulaştıracaksınız, farkında mısınız? Bunu bilerek ve isteyerek mi yapıyorsunuz? Nasıl bir ruh halinde olduğunuzu anlamak için şu basit soruya bakın örneğin:
Neşeli misiniz? 

Bırakın çocukları, siz bile asık suratlı, sıkıntılı bir insanla zevk alarak beraber olamazsınız. Bu şartlar altında bir de o insanın size bir şeyler öğretmeye kalkıştığını bir düşünün! 

BAŞARILI BİR DERS SAATİ ANCAK BAŞARILI BİR İLETİŞİMLE GERÇEKLEŞİR! 

Dersi iyi anlatıp anlatamamanızdan çok daha önemlisi, sizin öğrencilerle iyi bir iletişim içinde olup olmadığınızdır. Öğrenciler, ancak onlarla iyi bir iletişim içindeyseniz sizi dinleyeceklerdir. İyi bir iletişimin ilk şartı ise anımsayın, uygun bir ruh hali içinde olmaktır. 

Konuyu genişletmeden buraya kadar söylediklerim üzerinde duralım biraz. Uygun bir ruh haliyle derse girebilmek için çevresel şartların yerine gelmesi mi gerekiyor? Bu önemli bir konudur ve en çok görülen sosyal (özellikle de sosyal demokrat) laubaliliklerden biridir. İnsanların içinde bulundukları ruh hallerinin dış koşullara sıkı sıkıya bağlı olduğu iddiasıyla hareket ederek, öğretmenlerin yaşam şartlarının eğitim öğretime uygun ruh halinin bir önkoşulu olduğunu öne sürmek ciddi bir araştırmadan yoksundur. Eğer insanların ruh halleri, çevresel koşullara bağlıysa, o zaman hepimiz, bütün insanoğlu, toptan arsızız demektir. Hem haberleri izleyip, hem de, bırakın Afrika’yı, kendi şehrimizde aç uyuyan çocuklara rağmen kendimizi neşeli mutlu hissedebiliyorsak bu durumu başka nasıl açıklayabiliriz? Önce bu konuda ciddi olalım ve araştıralım lütfen. Kitapları değil, kendimizi! Ruh hallerimiz, işte şimdi, burada, içindeyiz ve bilgilenme de burada olabilir ancak, kitaplarda değil!
Ruh hallerimiz sıkı sıkıya çevresel koşullara değil, içsel koşullarımıza bağlıdır. Bunu görmek sorumluluk almaktır. Çünkü içsel koşullardan kendimiz sorumluyuzdur. Bu koşulları değiştirebiliriz. Örneğin uykusuz derse girmek, ya da aç karnına derse girmek, bizim öğrencilerle iyi bir iletişim kurmamızda bir engel oluşturuyorsa, (bizi daha sinirli daha düşük tahammüllü yapıyorsa örneğin) bu içsel koşullarımızı değiştirebiliriz. Gece zamanında yatağa gitmek, öğrencilere karşı yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk haline gelir bu bakış açısıyla. Düzenli beslenmek yine öyle. 

Eğitim/öğretimde başarılı olmanın yollarından bir kaçı üzerinde durmaya çalıştım. Umarım bazı insanları incitmeyi başarmışımdır! Ve dilerim o incinen insanlar bu yaralarını ciddi olarak tedavi etme yolunu seçerler! Dileyen herkese güler yüzlü, ciddi bir gün olsun bugün! 


izzetbalci@ziprotek.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçen sene ilk kez dersine gireceğim bir sınıf için bir öğretmen uyarıda bulunmuştu: "Aman bu sınıf çok çabuk örgütlenir, sakın taviz verme ve gülümseme bile". Seneye öyle başladım (diğer sınıflarda sorun yoktu) ve o öğrenciler benden nefret etti. Başarı da düşüktü haliyle. Baktım olmayacak, bana da işkence gibi geliyor; ben de kendim olmaya karar verdim ve doğal bir şekilde gerek gülerek, gerek şakalar yaparak dersi işledim. Önce sınıfın bana olan tutumu değişti, sonra notlar yükseldi. Ve ikinci dönemin sonunda o sınıf için "en popüler öğretmen" seçilerek sınıf öğretmenlerini bile geride bırakmış olduğumu öğrendim. Şimdi tatil bitince "inşallah bu sene de o sınıfın dersine girerim" diye dua ediyorum. İşte yazdıklarınıza benden somut bir örnek. Ne kadar haklı olduğunuzu kanıtlıyor olmalı. Sevgi ve saygılarımla...

OynamıYorum 
 25.08.2011 23:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1116
Kayıt tarihi
: 06.06.11
 
 

Zihinsel Programlama Teknikleri(NLP, Hipnoz, Meditasyon..vs.) alanında, uzun yıllardır araştırma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster