Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
21402
 

Aşık Veysel Şatıroğlu

Aşık Veysel Şatıroğlu
 

Aşık Veysel Şatıroğlu


Aşık Veysal Satıroğlu'nun kısaca hayat hikayesini yazmak istiyorum. Ve esas yazmak istediğim konu ise ilk eşi Esma'nın Aşık Veysel'den kaçma hikayesi ve Aşık Veysel'in bu konuda nasıl hissiyatlı ve insancıl davrandığı, olaya bakış açısını ve insancılığınıda göstermesi bakımından çok önemli...

Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içeydi. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönettiği şiirleride var. Şiirleri "Deyişler- [1944]", "Sazımdan Sesler - [1950]", "Dostlar Beni Hatırlasın - [1970] isimli kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra ise, "Bütün Şiirleri - [1984]" yılında tekrar yayınlandı...

"Uzun İnce Bir Yoldayım" ve "Kara Toprak" adlı türküleri ise en sevdiklerim arasındadır. Bu plakları çıktığında ağabeyim hemen almıştı ve diyebilirim ki her gün dinlerdik. 1970'lerde veya ondan sonra olsa gerek, tam hatırlıyamıyorum!..

Aşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Annesinin adı Gülizar, babasının adı ise "Karaca" lakablı Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel'den önce dünyaya gelen iki kızkardeşi de çiçek hastalığından hayatlarını kaybetmişlerdir. Yedi yaşına geldiğinde, 1901 yılında Sivas ve çevresinde çiçek hastalığı yaygınlaşır. Aşık Veysel çiçek hastalığına yakalanır. Bir gözünde çiçek beyi! çıkar, sağ gözünede perde inince iki gözüde görmez olur. Bir gözünü tedavi ettirilebileceği, babasının bir arkadaşı söyleyince gitmeye karar verir babası, çiftlikte çalışırken, babasının elinde bulunan sivri uçlu orak tam o esnada dönmekte olan Veysel'in gözüne girince tüm ümitleri kırılır. Ve iki gözüde görmez olur. Babası bir saz alarak ve ona yörenin aşıklarının çaldığı türküleri öğretir. Ve yine yörenin aşıklarıyla tanıştırır. Köy Enstitülerinin kurulmasıyla birlikte, Ahmet Kutsi Tecer'in öğretmenliğini yaptığı Köy Enstitüsünde ve onun katkısıyla sırasıyla Arifiye, Hasanoğlu, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yapar. Bu okullarda kültür yaşamına damgasını vurmuş bir çok aydın sanatçılarla tanışma olanağı bulur...

1931 yılında Sivas Lisesi Edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşları "Halk Şairleri Koruma Derneği'ni" kuruyorlar. Ve 5 Aralık 1931'de üç gün sürecek Halk Şairleri Bayramını Düzenliyorlar. Bu Aşık Veysel'in bir dönüm noktası oluyor. Ahmet Kutsi Tecer'le tanışmış olması da kendisi için hayatında yeni bir dönemin başlangıcını oluşturuyor.

1933 yılına kadar usta ozanların şiirlerini çalıp söylüyor. Cumhuriyet'in 10. yılında Ahmet Kutsi Tecer halk şairlerinden, Gazi Mustafa Kemal için şiirler yazıp söylemesini istiyor. Böylece Aşık Veysel'inde ilk şiiri ortaya çıkıyor. "Atatürk'tür Türkiye'nin İhyası" dizeleriyle başlayan şiiri oluyor. Ve çok beğeniliyor. Bu şiiri Atatürk'ün huzurunda söylemek için Ankara yolculuğu başlıyor bir arkadaşı ile birlikte. Ama Atatürk'ün huzurunda bu şiirini söylemek kısmet olmuyor. Çünkü kimse ilgilenmiyor kendisi ile. Ama bu şiiri "Hakimiyet-i Milliye" [Ulus] matbaasında, destanı gazeteye veriliyor ve üç gün boyunca gazetede yayınlanıyor. Ve gazeteden de biraz para alıyorlar. Aşık Veysel adı tanınmaya başlanıyor. Ama çok eziyetler çekiyor, parasızlık, fakirlik peşini bırakmıyor. Ankara da konuksever tanıdıkları sayesinde 45 gün kalıyorlar.

Arkadaşı ile birlikte, Ankara Halkevine gidiyorlar. Ama kapıda olan görevli içeri almıyor, kılık kıyafetlerine bakarak.

Orada dururlarken içeriden biri çıkıyor, - Ne geziyorsunuz burada? Ne yapıyorsunuz? diye soruyor. Onlarda Halkevine gireceğiz ama bizi bırakmıyor diyorlar. İçeriden çıkan adam -Bırakın! bu adamlar, tanınmış adamlar Aşık Veysel bu! diyor. Böylece Halkevine girebiliyorlar. Şube müdürü onları görünce hemen buyurun buyurun diyor. Ve Halkevinde o anda tesadüfen bulunan bazı Milletvekillerini çağırarak, gelin halk şair'leri var, dinleyin diyor. Onlarda çalıyorlar, herkes çok beğeniyor.

Eski Milletvekillerinden Necip Ali Bey, - Yahu bunlar fakir adamlar, Bunlara bakalım. Bunlara birer kat elbisede yaptırmalı. Pazar günü de Halkevinde konser versinler!.. Hemen birer takım elbise alıyorlar. Konserlerini veriyorlar. Konserden sonrada ceplerine para'da vererek o parayla köylerine dönebiliyorlar...

Plağa okuduğu ilk türküsü ise Emlek yöresinin ünlü ozanlarından Aşık İzzeti'nin!..

1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla Aşık Veysel'e, "Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü" 500 lira aylık bağlıyor.

21 Mart 1973 günü sabaha karşı 03.30'da doğduğu köy olan, Sivrialan da, şimdi müze olarak düzenlenen evinde gözlerini kapatıyor. Kısaca anlatmaya çalıştığım ve bazı olaylardan da bahsetmediğim hayat hikayesi.

Ve şimdi de hayat hikayesinden başka bir kesit...

Anadolu'nun orta vilayetlerinden bir köyde, yavaş yavaş güneş batmaya hava kararmaya başlar. Karanlık iyice çöker köyün üzerine. Evlerden birinde bir kadın ve adam yatma hazırlığı yapmaktadır. Erken yatıp yarın sabaha, güneş ışığına erken uyanılacaktır. Adam üzerini değiştirir, yatağına yönelir.

Evin penceresinden, karanlık bahçeye vuran ışıkta ağaçların arasında bir gölge belirir. Kadın pencereden dışarı bakar ve gülümser. Kadının sevgilisi bahçededir...

Tam sözleştikleri gibi, sözleştikleri saatte ve yerde adam onu beklemektedir. Kadın kocasının uyumasından emin olunca.

Sessizce yataktan kalkar, üstünü giyer...Ve pencereden aşağıya atlar.

Başka bir adam için... Kadın kocasını terk eder..

Koşarlar iki sevgili ....... kaçıyorlar... Tarlaları, ovaları aşarlar...

Anadolu'da bir köy nasıl nasıl koşmasınlar ki. Arkalarından onları kovalayacak onca şey vardır.. Namus belası. Töre cinayetleri.. Yoksulluk.. Cefa.. Korku... Arkalarında bunlar varken nasıl durabilirler..

Köyden uzaklaştıklarına iyice emin olunca soluklanmak için dururlar...

Kadın duraksamayı fırsat bilip nefes nefese der ki ;
"Evden çıktığımdan beri, ayakkabımın içinde bir şey var beni rahatsız ediyor"... Çıkartıp bakarlar ki !..

Ayakkabısının içinde bir tomar para!!!!!!

Kocası her şeyin farkında... Biliyor ki gidecek... "Beni terk edecek ama bunca yıl çorbasını içtim, çamaşırlarımı yıkadı, ütüledi. Bana emeği geçti"..

YABAN ELDE MUHTAÇ OLMASIN DİYE!!!!

O yoksul köylü ;

Bütün parasını ; başka bir adam için kendisini terk eden karısının, giderek kendinden uzaklaşan adımlarını attığı ayakkabısının içine koydu...

O güzel insanı...

O onurlu davranışı sergileyen...

O terk edilen adamı...

HEPİNİZ TANIYORSUNUZ.......

Çünkü o ;

Bir dizesinde bize yürekten seslendiği gibi...

Uzun ince bir yoldaydı ve

Gidiyordu gündüz gece.....

Şimdi sorarım size ;

Bu memlekette töre cinayetleri, kadına karşı uygulanan şiddet mi yakışır yoksa...

Aşık Veysel gibi hayatında hiç kitap okumasa , OKUYAMASA bile...

KİTAP GİBİ HAYAT YAŞAYAN ADAMLAR MI YAKIŞIR ?

***

KARA TOPRAK

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır.
Beyhude dolandım, boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır.

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü istediğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır.

Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi
Kazma ile dövmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır.

Adem'den bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyve bitirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yarim kara topraktır.

Karnın yardım kazmayınan, belinen
Yüzün yırttım tırnağınan, elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır.

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır.

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yarim kara topraktır.

Bir dileğin varsa iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
Benim sadık yarim kara topraktır.

Hakikat istersen açık bir nokta
Allah kula yakın, kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sadık yarim kara topraktır.

Bütün kusurumu toprak gizliyor
Melhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır.

Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır.

* * *

Not ; Aşık Veysel'in, Sunay Akın'a anlattığı özel hikayesi...
Kaynakça ; Yeşim Balaca - [Bir Sunay Akın hayranı]
Kaynakça ; Wikipédia l'encyclopédia libre ve Resim / Kaynakça ; Şiir Demeti /

http://www.siirdemeti.com/siirler_p.asp?sairler=29

* * *

Aşık Veysel - Dost Dost Diye Nicesine Sarıldım - KARA TOPRAK
http://www.youtube.com/watch?v=NFj_FtbDXdY

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ohannis var ol! Az önce yazdıklarını okudum: Ne diyebilirim! Paşa gönlün bilir! Seni tanıdığım için diğer okuyucular ile arkadaşların kadar inan ki ben de mutluyum. Küreselleşme bizi nereden nereye getirdi! Anlayışlarımız geliştirdi, etkileşimlerimizi, paylaşımlarımızı yaygınlaştırdı.İkimiz de yayıncı olduğumuz için bunu daha iyi anlıyoruz sanırım. Anılarını dört gözle bekliyorum. Herşey gönlünce olsun OHANNİS KARDEŞ!

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 14.01.2009 13:16
Cevap :
Sevgili kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, katkı ve yorumunuz için, çok teşekkür ederim.. Bende sizleri tanıdığım için mutluyum, keşke ülkemizde ki insanların %70'i sizin gibi düşünseydi, zannediyorum daha ileri düzeye varırdık.. İnsanları başkalaştırmasaydı, ötekileştirmeye çalışmasaydı, insanları sevmeyi bilseydi.. "Ya sev ya terket" diyorlar, ama kendileri o sevgiyi bilmiyorlar, sevmiyorlar, sevmeyi sadece kendinden olanları sevmek zannediyorlar.. Herşey gönlünce olsun kardeşim.. Saygı ve sevgilerimle..  14.01.2009 21:52
 

Sevgili OHANNİS yine ben! Sizi tanımış olan bir arkadaş buldum az önce: Ahmet BALCI! Sizinle ilgili ne güzel düşünceleri var! Ben İstanbul'da yaşadığınızı düşünüyordu; çekilen onca acı tatlı anılardan sonra. Fakat Fransa'da yaşamakta olduğunuzu öğrendim Ahmet'in yazdıklarından. Olsun: Yüreğiniz buraladra atıyor! Atalarımızın dediği gibi: Daüs'sıla işte! vatan, millet özlemi bu! Ahmet Kardeşimizin dediği gibi: Kalb kalbe karşıdır! Sevgi ile kal! Ahmet BALCI'nın sizin için yazmış olduğu OHANNİS BEY başlıklı yazısı aşağıdaki alanda bulunuyor: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx? BlogNo=128806 En içten sevgi ve saygılarımla! Ömer YILMAZ

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 13.01.2009 7:36
Cevap :
Sevgili kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, katkı ve yorumunuz için, çok teşekkür ederim.. Sevgili Ahmet BALCI kardeşimizin benim için yazdığı blog"unu biliyorum, kendisini kardeşim kadar severim, sağolsun o da beni sever, birbirimizi şahsen tanımasak da, kalb kalbe karşıdır gerçekten.. Daha önce ki yazdığın mesajında ki yazdığım cevabımda unuttum, anılarımda olsa ilk siz farkına vardınız yazılarımın eksildiğini-silindiğini, bunun içinde ayrıca teşekkür ederim.. Hastalığımın verdiği stresten dolayı artık yalnız kendim yazıp, kendim okuyacağım.. Anılarımı yazmağa devam ediyorum.. Kimbilir söylediğiniz gibi belki kitaplaşır da!! Şu anda bilemiyorum.. Sevgili ağabeyim İbrahim PEKBAY"ın da benim için yazdığı iki Blog"u bulunmaktadır.. Bazılarına yazdıklarım ters geliyor. Yazımı okumadan yorum yapmaya kalkılıyor, bu da beni zaten var olan stres-sinirimi daha çok fazlalaştırıyor, onun için en iyisi kapatmak ve bir daha yazmamak.. İlginiz için tekrar teşekkür ederim.. Sevgi ve saygılarımla..  13.01.2009 14:29
 

Sevgili OHANNİS iyi günler! Az önca aşağıdaki cevabını okudum: "Sevgili kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, ilgi ve alakanız için, çok teşekkür ederim.. Tüm Blog"larımı kapatma kararı aldım.. Sevgi ve saygılarımla.. İyi günler dileklerimle.." İnan ki söyleyecek söz bulamıyorum. Oysa ne kadar zengin bir anlatımın vardı! O güzelliklerden ayrıldığım için neredeyse ağlayacağım! Benim gibi düşünen dostların da vardır sanırım. O çok anlamlı anıların gerçekten çok şeyler anlatıyordu: Sen anılarında bir anlamda bizi bize anlatmaya çalışıyordun: O anılarını çocukların, torunların okusun istiyordun. Bence o güzelim anılarını eğer kopyalamış isen yeniden buraya yerleştir! Bakarsın ileride en güzel dizilerimizden birisi olarak çekilir birgün! İstanbul'a gelecek olursam nasıl görüşürüz? Burada başlamış olan gönüldaşlığımız, kardeşliğimiz devam etsin isterim! En içten sevgilerimi, saygılarımı sunarım! Ömer F. YILMAZ

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 13.01.2009 7:17
Cevap :
Sevgili kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, katkı ve yorumunuz için çok teşekkür ederim.. Gelecek olursam mutlaka haber veririm.. Bende sizleri tanımak isterim.. Hatıralarıma gelince tüm kopyaladığım yazılarım silindi.. Ordinatörüme virüs gönderildi, oğlumun arkadaşı da hepsini sildi, bu yazıları yani Milliyet Blog"da yayınlanan yazılarımı bir Blog"da topluyordum ama onlarıda sildim.. Tekrar kaleme almam gerekir ki bu da benim için zor, ama hiçbir arkadaşımın gönlünü kırmamaya dikkat ettim şu ana kadar ve bundan da özen itina gösterdim, bana yorumları ile bıktıranlara gelince de onları, sağolsunlar sevgili editörlerimize yazdım ve gereğini yerine getirdiler.. Sevgili editörlerimize bir kez daha sizin aracılığınız ile teşekkürü bir borç bilirim.. Yazdığım gibi kimsenin gönlünü kırmamaya ve istenileni yerine getirdim ve sizde benden o anıların tekrar yayınlamamı istiyorsunuz, bana zaman verirseniz tekrar yazarım.. Bende hepsi de baskılı, sevgi ve saygılarımla.. Sevgi ile kalınız..  13.01.2009 14:49
 

Görmeyen gözlerin nice güzellikler görebildiğinin efsane kanıtı olan Aşık Veysel'i sayenizde bir kez daha sevgiyle anıyor, size de bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Sevgilerimle

Bülent Göncü 
 08.10.2008 14:46
Cevap :
Sevgili üstadım Bülent GÖNCÜ, katkı ve yorumunuz için, çok teşekkür ederim.. Unutulmayacak kadar değerli bir ozanımızdır Aşık VEYSEL. İstanbul'a gelebilirsem sizi ve galerinizi ziyaret etmek isterim.. Saygı ve sevgilerimle..  08.10.2008 16:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 1214
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 10128
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

Matbaacıyım, şu anda malülen emekliyim. Askerden önce şiir denemelerim oldu. Bazı dergi ve gençli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster